Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir?
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanma iradesi ile boşanmanın mali sonuçları ve varsa ortak çocukların durumu hakkında vardıkları anlaşmayı yazılı hâle getiren belgedir. Protokol; boşanmanın kısa sürede tamamlanmasını sağlayan sıradan bir form değil, tarafların boşanma sonrasındaki mali ve ailevi ilişkilerini uzun yıllar etkileyebilecek hukuki bir düzenlemedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesine göre evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde değişiklik önerebilir; boşanma ancak bu değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi hâlinde anlaşmalı olarak sonuçlanabilir.
Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerekir:
-
Resmî evliliğin en az bir yıl sürmüş olması,
-
Eşlerin birlikte dava açması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi,
-
Tarafların boşanma iradelerini hâkim önünde bizzat açıklaması,
-
İradelerin baskı, tehdit veya yanılma altında açıklanmamış olması,
-
Boşanmanın mali sonuçları konusunda anlaşma sağlanması,
-
Varsa ortak çocukların velayeti, kişisel ilişkisi ve bakım giderleri konusunda düzenleme yapılması,
-
Hâkimin taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması.
Kanundaki bir yıllık süre resmî evlenme tarihinden itibaren hesaplanır. Eşlerin evlilikten önce ne kadar süre birlikte yaşadığı veya nişanlı kaldığı bu hesaba dâhil edilmez. Bir yıl tamamlanmadan tarafların boşanma konusunda anlaşmış olması, davanın TMK m. 166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma olarak karara bağlanması için yeterli değildir.
Protokolün Yazılı Olması Zorunlu mudur?
Türk Medeni Kanunu, anlaşmanın mutlaka ayrı bir yazılı protokol biçiminde hazırlanacağını açıkça söylememektedir. Tarafların hâkim huzurunda tutanağa geçirilen ve karşılıklı olarak kabul ettikleri açıklamalar da kararın dayanağını oluşturabilir.
Bununla birlikte nafaka, tazminat, velayet, taşınmaz devri ve ödeme tarihleri gibi önemli konuların yalnızca sözlü beyanlara bırakılması ciddi belirsizlik yaratır. Yazılı protokol;
-
Tarafların hangi konularda anlaştığını,
-
Hangi hakların saklı tutulduğunu,
-
Hangi alacaklardan vazgeçildiğini,
-
Ödemelerin ne zaman ve nasıl yapılacağını,
-
Çocuklara ilişkin düzenlemenin kapsamını
açık biçimde göstermesi nedeniyle uygulamada temel belgedir.
Protokol ile duruşmada verilen beyanlar arasında çelişki bulunmamalıdır. Tarafların duruşmada protokolü farklı yorumlaması veya belirli bir maddeyi kabul etmediğini söylemesi hâlinde anlaşmalı boşanmanın şartları oluşmayabilir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü ile Dava Dilekçesi Aynı Şey midir?
Hayır. Dava dilekçesi, aile mahkemesinden boşanma kararı verilmesini isteyen usul belgesidir. Anlaşmalı boşanma protokolü ise tarafların boşanmanın sonuçlarına ilişkin anlaşmasını içerir.
Dava dilekçesinde genel olarak;
-
Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
-
Evlilik tarihi,
-
Ortak çocuklara ilişkin bilgiler,
-
Anlaşmalı boşanma talebi,
-
Protokolün mahkemece onaylanması istemi,
-
Hukuki sebepler ve sonuç talebi
yer alır.
Protokolde ise tarafların karşılıklı yükümlülükleri ve boşanma sonrasındaki düzen açıkça gösterilir. Her iki belgenin birbiriyle uyumlu hazırlanması gerekir.
Protokolde Tarafların Boşanma İradesi Nasıl Yazılmalıdır?
Protokolün başlangıcında tarafların evlilik birliğini anlaşmalı olarak sona erdirmek istedikleri açıkça belirtilmelidir.
“Taraflar aralarındaki bütün sorunları çözmüştür” gibi genel bir ifade tek başına yeterli değildir. Tarafların;
-
Serbest iradeleriyle boşanmayı kabul ettikleri,
-
Protokol hükümlerini okuyup anladıkları,
-
Maddeleri karşılıklı olarak kabul ettikleri,
-
Mahkeme huzurunda da aynı yönde beyanda bulunacakları
tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılmalıdır.
Protokolün baskı altında imzalandığı, taraflardan birinin içeriği anlamadığı veya protokolün boşlukları sonradan doldurulduğu iddia ediliyorsa anlaşmalı boşanmanın geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir.
Velayet Nasıl Düzenlenmelidir?
Ortak ergin olmayan çocuk bulunuyorsa velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı açıkça belirtilmelidir. Yalnızca “çocuk annede kalacaktır” denilmesi yerine, velayetin hukuken anneye veya babaya verileceği yazılmalıdır.
Velayet konusunda tarafların anlaşması hâkimi mutlak biçimde bağlamaz. Hâkim, çocuğun sağlık, eğitim, güvenlik ve gelişim ihtiyaçlarını esas alarak farklı bir düzenleme önerebilir. Türk Medeni Kanunu, velayeti kullanmayan ebeveynle kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun yararını temel ölçüt kabul etmekte ve bu ebeveynin bakım ile eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını öngörmektedir.
Protokolde velayet düzenlenirken özellikle şu konuların dikkate alınması yararlı olur:
-
Çocuğun sürekli ikamet edeceği yer,
-
Eğitim kurumunun ve sağlık düzeninin devamlılığı,
-
Çocuğun pasaport ve yurt dışı işlemleri,
-
Önemli sağlık kararlarında bilgi paylaşımı,
-
Okul ve sağlık kayıtlarına diğer ebeveynin erişimi,
-
Adres veya şehir değişikliğinde bildirim yükümlülüğü.
Tarafların çocuk hakkında yaptığı hiçbir düzenleme çocuğun üstün yararının önüne geçemez.
Çocukla Kişisel İlişki Nasıl Yazılmalıdır?
Velayeti almayan ebeveyn ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişkinin günleri ve saatleri açık biçimde düzenlenmelidir.
Belirsiz ifadeler, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıklar doğurabilir. Örneğin yalnızca “baba çocuğu uygun zamanlarda görecektir” denilmesi, uygun zamanın kim tarafından belirleneceğini açıklamaz.
Daha uygulanabilir bir düzenlemede;
-
Ayın hangi hafta sonlarında görüşüleceği,
-
Teslim ve geri alma saatleri,
-
Yarıyıl ve yaz tatili süreleri,
-
Dinî ve resmî bayramlar,
-
Doğum günü ve özel günler,
-
Teslim yeri,
-
Ulaşım giderleri,
-
Telefon ve görüntülü görüşme imkânı
açıkça belirtilebilir.
Çocuğun yaşı çok küçükse yatılı görüşme yerine daha kısa ve sık görüşmeler düzenlenebilir. Çocuk büyüdükçe kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi gerekebilir. Ana ve babanın her biri, diğerinin çocukla ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür; kişisel ilişkinin çocuğun huzurunu tehlikeye düşürmesi hâlinde sınırlandırılması veya kaldırılması da mümkündür.
İştirak Nafakası Nasıl Düzenlenmelidir?
İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasını sağlayan ödemedir.
Protokolde iştirak nafakasına ilişkin olarak;
-
Her çocuk için ödenecek aylık tutar,
-
Ödeme günü,
-
Ödemenin yapılacağı banka hesabı,
-
Nafakanın başlangıç tarihi,
-
Artış yöntemi,
-
Okul ve sağlık gibi olağanüstü giderlerin paylaşımı
açıkça yazılmalıdır.
Çocuk için nafaka talep edilmediğinin yazılması, çocuğun gelecekte değişen ihtiyaçları karşısında mahkemeye başvurma imkânını mutlak biçimde ortadan kaldırmaz. Çocuğun bakım giderleri anne ve baba tarafından karşılanır; koşullar değiştiğinde hâkim nafaka miktarını yeniden belirleyebilir veya gerekli düzenlemeyi değiştirebilir.
Bu nedenle çocuk nafakası bakımından “taraflar hiçbir zaman artırım talep etmeyecektir” gibi mutlak hükümler, çocuğun üstün yararı karşısında beklenen sonucu doğurmayabilir.
Okul, Sağlık ve Olağanüstü Çocuk Giderleri
İştirak nafakası yanında özel okul, servis, kurs, sağlık sigortası, diş tedavisi veya düzenli terapi gibi yüksek giderlerin nasıl karşılanacağı ayrıca düzenlenebilir.
Protokolde;
-
Özel okul seçimi için her iki ebeveynin onayının gerekip gerekmediği,
-
Sağlık sigortası primini kimin ödeyeceği,
-
SGK veya sigorta tarafından karşılanmayan giderlerin paylaşım oranı,
-
Faturaların diğer ebeveyne hangi sürede iletileceği,
-
Olağanüstü giderlerin önceden onaya tabi olup olmadığı
belirtilmelidir.
“Bütün eğitim giderlerini baba karşılayacaktır” gibi geniş bir hüküm, hangi okul ve giderlerin kapsama girdiği açık değilse ileride farklı yorumlara yol açabilir.
Yoksulluk Nafakası Nasıl Düzenlenmelidir?
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin diğer eşten talep edebileceği mali destektir. Taraflar protokolde;
-
Yoksulluk nafakası ödenip ödenmeyeceğini,
-
Aylık tutarı,
-
Ödeme tarihini,
-
Artış oranını,
-
Toptan ödeme kararlaştırılıp kararlaştırılmadığını
açıkça düzenleyebilir. Yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat birbirinden farklı haklardır ve her birine ilişkin iradenin ayrı ayrı açıklanması daha güvenlidir.
“Tarafların birbirinden hiçbir nafaka talebi yoktur” ifadesi kullanılıyorsa bunun yalnızca yoksulluk nafakasını mı, çocuk nafakasını da mı kapsadığı belirsiz bırakılmamalıdır.
Yoksulluk nafakasından açık biçimde vazgeçilmesi, boşanma sonrasında aynı hakka dayanılarak yeni talepte bulunulması bakımından ciddi hukuki sonuç doğurabilir. Bu nedenle feragat hükmü, sonuçları anlaşılmadan protokole eklenmemelidir.
Nafaka Artış Oranı Nasıl Belirlenmelidir?
Nafakanın her yıl yeniden dava açılmadan güncellenmesi isteniyorsa protokolde açık bir artış ölçütü belirlenebilir.
Örneğin;
-
TÜİK tarafından açıklanan on iki aylık ortalama TÜFE oranı,
-
Belirli ve sabit bir yüzde,
-
Tarafların gelir artışına bağlı bir yöntem
kararlaştırılabilir.
“Her yıl enflasyon oranında artırılır” ifadesinde hangi enflasyon verisinin esas alınacağı açıklanmadığında uyuşmazlık çıkabilir. Artışın hangi ayda uygulanacağı ve ilk artış tarihi de belirtilmelidir.
Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl Yazılmalıdır?
Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde maddi ve manevi tazminat ödenmesini kararlaştırabilir veya karşılıklı olarak bu taleplerden vazgeçebilir.
Tazminat ödenecekse;
-
Maddi ve manevi tazminat tutarları ayrı ayrı,
-
Ödeme tarihi,
-
Taksit sayısı,
-
Banka hesabı,
-
Gecikme hâlinde uygulanacak faiz,
-
Teminat bulunup bulunmadığı
açıkça gösterilmelidir.
Tarafların tazminat taleplerinin bulunmadığı kararlaştırılıyorsa maddi ve manevi tazminatın ayrı ayrı anılması, genel ifadelerden kaynaklanabilecek yorum sorunlarını azaltır. Boşanmadan doğan tazminat ve nafaka hakları, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir; ancak protokolde açık feragat bulunması hâlinde sorun yalnızca zamanaşımıyla sınırlı değildir.
Mal Paylaşımının Protokolde Yer Alması Zorunlu mudur?
Anlaşmalı boşanmanın sonuçlanabilmesi için tarafların bütün mal rejimi tasfiyesini aynı protokol içerisinde tamamlamaları zorunlu değildir. Mal paylaşımı, katılma alacağı ve değer artış payı gibi haklar boşanmanın mali fer’îlerinden farklı ve ayrı hukuki taleplerdir.
Bununla birlikte taraflar mal rejimi uyuşmazlıklarını da protokole dâhil ederek kapsamlı bir tasfiye yapabilir. Yargıtay kararlarında anlaşmalı boşanma protokollerinin boşanmanın fer’îleri yanında mal rejimi, ziynet ve eşya alacaklarına ilişkin hükümler içerebildiği; protokolün kapsamının metin ve tarafların bizzat açıklamalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Tarafların mal paylaşımı konusunda anlaşmadığı ve bu hakkı daha sonra kullanmak istediği durumda protokole şu yönde açık bir hüküm eklenebilir:
Tarafların mal rejiminin tasfiyesinden, katılma alacağından, değer artış payından ve katkı payından kaynaklanan hakları saklıdır.
Buna karşılık bütün malvarlığı uyuşmazlıkları kesin olarak sona erdirilmek isteniyorsa hangi malın kime bırakıldığı ve hangi alacaklardan vazgeçildiği ayrı ayrı belirtilmelidir.
“Tarafların Birbirinden Hiçbir Alacağı Yoktur” İfadesi Yeterli midir?
Bu tür genel hükümler ciddi yorum sorunlarına yol açabilir.
“Tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağı yoktur” ifadesinin;
-
Yalnızca boşanmaya bağlı tazminat ve nafakayı mı,
-
Mal rejimi tasfiyesini mi,
-
Ziynet eşyalarını mı,
-
Kişisel eşya ve ev eşyasını mı,
-
Ortak borçları mı
kapsadığı her zaman açık değildir.
Yargıtay’ın protokol uyuşmazlıklarına ilişkin kararları, protokolün bütünü ile tarafların mahkeme huzurundaki beyanlarının birlikte değerlendirilmesinin önemini göstermektedir.
Bu nedenle haklardan vazgeçiliyorsa ilgili haklar tek tek yazılmalı; saklı tutuluyorsa da bunun kapsamı açıkça belirtilmelidir.
Taşınmaz Devri Nasıl Düzenlenmelidir?
Taraflardan biri diğerine taşınmaz devredecekse yalnızca “ev kadına bırakılacaktır” şeklindeki bir ifade yeterli olmayabilir.
Protokolde mümkünse;
-
İl, ilçe ve mahalle,
-
Ada ve parsel,
-
Bağımsız bölüm numarası,
-
Tapu maliki,
-
Devrin tamamı mı belirli payı mı kapsadığı,
-
İpotek ve hacizlerin durumu,
-
Kredi borcunu kimin ödeyeceği,
-
Tapu devrinin hangi tarihte yapılacağı,
-
Harç ve masrafları kimin karşılayacağı,
-
Taşınmazın teslim tarihi,
-
Devre kadar kira ve aidatların kime ait olduğu
açıkça gösterilmelidir.
Üçüncü bir kişiye ait taşınmaz, eşler arasındaki protokolle malik adına borç doğuracak biçimde doğrudan devredilemez. Protokol yalnızca taraf olan eşler bakımından yükümlülük oluşturabilir.
Krediyle Alınan Aile Konutu
Konut kredisi bulunan taşınmazda, mülkiyetin bir eşe bırakılması kredi borçlusunun banka nezdinde kendiliğinden değiştiği anlamına gelmez.
Taraflar kendi aralarında kredi taksitlerini bir eşin ödeyeceğini kararlaştırabilir. Ancak banka bu anlaşmanın tarafı değilse, kredi sözleşmesindeki borçlu veya kefil sıfatı yalnızca boşanma protokolüyle ortadan kalkmaz.
Protokolde;
-
Kredi taksitlerini kimin ödeyeceği,
-
Banka borcunun diğer eş adına geçirilmesi için başvuru yapılıp yapılmayacağı,
-
Banka değişikliği kabul etmezse sorumluluğun nasıl düzenleneceği,
-
Bir eş ödeme yapmak zorunda kalırsa diğerine rücu hakkı
açık biçimde ele alınmalıdır.
Ziynet Eşyaları Nasıl Düzenlenmelidir?
Ziynet eşyaları bakımından;
-
Altınların türü,
-
Sayısı ve ayarı,
-
Kimde bulunduğu,
-
Aynen mi bedel olarak mı iade edileceği,
-
İade veya ödeme tarihi,
-
Ziynet talebinden vazgeçilip vazgeçilmediği
ayrıntılı biçimde yazılmalıdır.
“Ziynetler konusunda anlaşılmıştır” şeklindeki bir ifade, hangi ziynetlerin teslim edildiğini veya tarafın bütün ziynet alacağından vazgeçip vazgeçmediğini açıklamaz.
Ziynet alacağı protokole dâhil edilmeyecekse tarafların bu konudaki haklarını saklı tuttukları açıkça belirtilebilir. Yargıtay kararlarında protokol hükümlerinin ziynet ve eşya alacaklarını da kapsayabildiği görüldüğünden, kullanılan feragat ifadelerinin kapsamı özellikle önemlidir.
Kişisel Eşya ve Ev Eşyaları
Protokolde kişisel eşyalar ile ev eşyalarının teslimi ayrı ayrı düzenlenebilir.
Özellikle;
-
Mobilyalar,
-
Beyaz eşyalar,
-
Elektronik cihazlar,
-
Mesleki araçlar,
-
Kişisel belgeler,
-
Fotoğraf ve hatıra eşyaları,
-
Çocuklara ait eşyalar
liste hâlinde yazılabilir.
Teslimin hangi adreste, hangi tarihte ve kimin huzurunda yapılacağı belirtilirse sonraki ispat sorunları azalır. “Eşyalar alınmıştır” hükmü yazılacaksa tarafın bütün eşyalarını gerçekten teslim alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Araç Devri Nasıl Yazılmalıdır?
Motorlu araç devredilecekse;
-
Plaka,
-
Marka ve model,
-
Şasi numarası,
-
Ruhsat sahibi,
-
Devir tarihi,
-
Vergi, sigorta ve cezalar,
-
Araç kredisi veya rehin durumu,
-
Noter masrafları
açıkça düzenlenmelidir.
Aracın yalnızca kullanımının bir eşe bırakılması ile mülkiyetinin devredilmesi aynı şey değildir. Protokol, bu ayrımı tereddütsüz biçimde göstermelidir.
Banka Hesapları, Yatırımlar ve Kripto Varlıklar
Tarafların banka hesapları, döviz, altın, yatırım fonu, hisse senedi veya kripto varlıkları bulunuyorsa, bunların protokol kapsamında tasfiye edilip edilmediği açıkça yazılmalıdır.
Tasfiye yapılacaksa;
-
Banka veya platform,
-
Hesap veya cüzdanın ayırt edici bilgisi,
-
Değerleme tarihi,
-
Paylaşım oranı,
-
Transfer süresi,
-
İşlem masrafları ve vergi yükümlülükleri
belirtilmelidir.
Dijital varlıkların erişim şifrelerinin doğrudan protokole yazılması güvenlik riski yaratabilir. Devir yönteminin güvenli ve ayrıca kayıt altına alınabilecek biçimde belirlenmesi daha uygundur.
Ortak Borçlar Nasıl Düzenlenmelidir?
Tarafların;
-
Konut ve ihtiyaç kredileri,
-
Kredi kartı borçları,
-
Vergi borçları,
-
Aidatlar,
-
Ortak hesap borçları,
-
Yakınlardan alınan borçlar
bulunabilir.
Protokolde hangi borcun kime ait olduğu açıkça yazılmalıdır. Ancak eşler arasındaki paylaşım, borcun alacaklısını her durumda bağlamaz. Banka veya üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değilse, alacaklı mevcut sözleşmedeki borçluya başvurmaya devam edebilir.
Bir eşin ortak borcu ödemesi hâlinde diğer eşten hangi oranda geri isteyebileceği de düzenlenebilir.
Aile Konutunun Kullanımı
Aile konutu hemen devredilmeyecekse, boşanma sonrasında konutta kimin ne kadar süreyle kalacağı ayrıca kararlaştırılabilir.
Bu hükümde;
-
Konutta kalacak eş,
-
Kullanım süresi,
-
Kira veya kullanım bedeli,
-
Aidat ve faturalar,
-
Taşınmazın satış tarihi,
-
Çocukların eğitim dönemi,
-
Tahliye ve anahtar teslim tarihi
gösterilebilir.
Kullanım hakkı ile mülkiyet devri birbirine karıştırılmamalıdır. Bir eşin belirli süre evde kalması, taşınmazın maliki olduğu anlamına gelmez.
Kadının Boşandıktan Sonra Kullanacağı Soyadı
Boşanmayla birlikte kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Boşandığı eşin soyadını kullanmaya devam etmek isteyen kadının, bunda menfaati bulunduğunu ve kullanımın eski eşe zarar vermeyeceğini ortaya koyarak hâkimden izin istemesi gerekir.
Protokole bu yönde hüküm yazılması, mahkemenin kanuni şartları inceleme yetkisini ortadan kaldırmaz. Talebin dava dilekçesinde de açıkça ileri sürülmesi daha uygundur.
Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti
Protokolde;
-
Mahkeme harçları,
-
Tebligat ve gider avansı,
-
Tarafların avukatlık ücretleri,
-
Karşı vekâlet ücreti
konusunda anlaşma yapılabilir.
Genellikle tarafların yaptıkları giderleri kendilerinin karşılayacağı ve karşılıklı vekâlet ücreti talep etmeyecekleri belirtilir. Ancak kullanılan ifadenin taraf ile kendi avukatı arasındaki ücret sözleşmesini değil, karşı tarafla olan yargılama gideri ilişkisini düzenlediği açık olmalıdır.
Ödemeler Nasıl Düzenlenmelidir?
Protokolde kararlaştırılan her parasal edim için şu unsurların yazılması gerekir:
-
Tutar,
-
Para birimi,
-
Ödeme tarihi,
-
Taksit sayısı,
-
Banka hesabı,
-
Açıklama metni,
-
Gecikme faizi,
-
Teminat,
-
Erken ödeme imkânı,
-
Taksitlerden biri ödenmezse kalan borcun durumu.
“Uygun zamanda ödeme yapılacaktır” veya “imkân bulunca tapu devredilecektir” gibi ifadeler icra edilebilirlik ve ispat bakımından sorun yaratır.
Hâkim Protokolü Değiştirebilir mi?
Evet. Hâkim, özellikle çocukların velayeti, kişisel ilişki düzeni ve nafakası bakımından protokolü uygun bulmayabilir.
Türk Medeni Kanunu, hâkime tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek gerekli değişiklikleri önerme yetkisi vermektedir. Taraflar önerilen değişikliği kabul ederse anlaşmalı boşanma kararı verilebilir; kabul etmezlerse dava anlaşmalı biçimde sonuçlanmaz.
Hâkim tarafların kabul etmediği yeni bir protokolü tek taraflı olarak dayatarak anlaşmalı boşanma kararı veremez.
Tarafların Duruşmaya Katılması Zorunlu mudur?
Anlaşmalı boşanmada hâkim, tarafların boşanma iradesini bizzat dinlemek zorundadır. Tarafların yalnızca avukat göndermesi ve duruşmaya hiç katılmaması, bu kanuni şartı tek başına karşılamaz.
Duruşmada taraflara genel olarak;
-
Boşanmak isteyip istemedikleri,
-
Protokolü okuyup kabul edip etmedikleri,
-
Maddeleri serbest iradeleriyle imzalayıp imzalamadıkları,
-
Nafaka, tazminat, velayet ve malvarlığı hükümlerini anlayıp anlamadıkları
sorulur.
Taraflardan biri protokolün bir maddesini kabul etmediğini veya boşanmak istemediğini söylerse anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
Protokol Ne Zaman Bağlayıcı Hâle Gelir?
Boşanmaya bağlı protokol hükümleri, mahkemenin düzenlemeyi uygun bulması, hükme dâhil etmesi ve kararın kesinleşmesiyle tam hukuki sonucunu doğurur.
Karar kesinleşmeden tarafların evliliği devam eder. Taraflardan biri kanun yoluna başvurabilir veya protokolün iradesini yansıtmadığını ileri sürebilir.
Bununla birlikte protokolde yer alan ve boşanmanın fer’îlerinden bağımsız nitelik taşıyan bazı malvarlığı hükümlerinin sözleşmesel etkisi, hükmün içeriği, şekil şartları ve taraf iradelerine göre ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle “protokol hiçbir şekilde karar kesinleşmeden bağlamaz” veya “imzalandığı anda bütün sonuçları doğurur” şeklindeki mutlak yaklaşımlar doğru değildir.
Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşmeden Protokol Değiştirilebilir mi?
Taraflar karar verilmeden önce karşılıklı anlaşarak protokolü değiştirebilir. Değişiklikler yazılı ek protokol hâline getirilebilir veya duruşma tutanağına geçirilebilir.
Hüküm verildikten sonra yapılacak değişiklikler ise kararın içeriği ve kesinleşme durumu dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Tarafların kendi aralarında yeni bir belge imzalaması, mahkeme hükmünü kendiliğinden değiştirmez.
Çocuk nafakası ve kişisel ilişki gibi durumun değişmesine açık konularda, karar kesinleştikten sonra yeni koşullara göre değişiklik davası açılabilir.
Protokole Uyulmazsa Ne Yapılabilir?
Mahkeme kararına dâhil edilmiş, açık ve icra edilebilir protokol hükümlerine uyulmaması hâlinde ilamlı icra veya hükmün niteliğine uygun başka hukuki yollar gündeme gelebilir.
Örneğin;
-
Nafaka ödenmemesi,
-
Tazminat taksitinin yatırılmaması,
-
Eşyanın teslim edilmemesi,
-
Tapu veya araç devrinin yapılmaması,
-
Kişisel ilişki kararına uyulmaması
farklı uygulama ve yaptırım yöntemlerine tabidir.
Hükmün belirsiz olması, icra aşamasında tereddüt yaratabilir ve tarafları yeni bir dava açmak zorunda bırakabilir. Bu nedenle protokol maddeleri yalnızca anlaşılır değil, aynı zamanda uygulanabilir ve denetlenebilir biçimde yazılmalıdır.
Protokolden Sonra Mal Rejimi Davası Açılabilir mi?
Bu sorunun yanıtı protokolün içeriğine bağlıdır.
Protokolde mal rejimi alacakları açıkça saklı tutulmuşsa, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra katılma alacağı, değer artış payı veya katkı payı davası açılması mümkün olabilir.
Buna karşılık taraflar mal rejimini ayrıntılı biçimde tasfiye etmiş veya bu haklardan açıkça vazgeçmişse yeni dava ciddi hukuki engellerle karşılaşabilir.
“Tarafların birbirinden başka hiçbir talebi yoktur” gibi genel bir cümle yerine;
-
Katılma alacağı,
-
Katkı payı,
-
Değer artış payı,
-
Ziynet,
-
Eşya,
-
Taşınmaz ve araçlar
hakkında ayrı hükümler yazılması en güvenli yöntemdir. Yargıtay kararları da protokolün kapsamının somut ifadeler ve tarafların kişisel beyanları üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolünde En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada sık karşılaşılan protokol hataları şunlardır:
-
Yalnızca internetten alınan örnek protokolün kişisel duruma uyarlanmadan kullanılması,
-
Çocuğun velayetinin açıkça yazılmaması,
-
Kişisel ilişki günlerinin belirsiz bırakılması,
-
İştirak ve yoksulluk nafakasının birbirine karıştırılması,
-
Nafaka artış yönteminin belirtilmemesi,
-
Okul ve sağlık giderlerinin nasıl paylaşılacağının yazılmaması,
-
Maddi ve manevi tazminatın ayrı ayrı düzenlenmemesi,
-
Mal rejimi haklarının saklı mı yoksa tasfiye edilmiş mi olduğunun açıklanmaması,
-
Taşınmaz bilgilerinin eksik yazılması,
-
Kredi borcunun bankayı da bağladığının düşünülmesi,
-
Ziynet ve kişisel eşyaların yalnızca genel ifadelerle düzenlenmesi,
-
Ödeme tarihlerinin ve gecikme sonuçlarının belirtilmemesi,
-
Üçüncü kişiye ait mallar hakkında hüküm kurulmaya çalışılması,
-
Çocuğun gelecekteki nafaka hakkının kesin olarak kaldırılmak istenmesi,
-
Protokol ile dava dilekçesinin çelişmesi,
-
Taraflardan birinin duruşmaya katılmasının gerekmediğinin düşünülmesi.
⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Anlaşmalı boşanma protokolü imzalanmadan önce şu kontroller yapılmalıdır:
-
Her malın tapu, ruhsat veya hesap bilgisi doğrulanmalı,
-
Borçların güncel bakiyesi öğrenilmeli,
-
Banka kredilerinde üçüncü taraf onayının gerekip gerekmediği incelenmeli,
-
Nafaka ve tazminat haklarının sonuçları ayrı ayrı açıklanmalı,
-
Çocukla ilgili hükümlerin çocuğun yaşına ve eğitim düzenine uygunluğu değerlendirilmelidir,
-
Her ödeme için tarih, hesap ve para birimi belirtilmelidir,
-
Feragat hükümleri genel değil, açık ve sınırlı yazılmalıdır,
-
Hakları saklı tutulan konular tek tek gösterilmelidir,
-
Protokolün her sayfası taraflarca incelenmeli ve imzalanmalıdır,
-
Duruşmada verilecek beyanların protokol ile aynı olması sağlanmalıdır.
Hukuki Destek Neden Önemlidir?
Anlaşmalı boşanma kısa sürede sonuçlanabilse de protokolde yapılan bir hata, yıllarca sürecek yeni nafaka, mal paylaşımı, ziynet, tapu ve icra uyuşmazlıklarına neden olabilir.
Protokol hazırlanırken yalnızca bugünkü uzlaşma değil;
-
Çocuğun büyümesiyle değişecek ihtiyaçlar,
-
Nafakanın ekonomik değerini koruması,
-
Taşınmaz ve kredi borçlarının geleceği,
-
Mal rejimi alacaklarının kapsamı,
-
Ödeme yükümlülüklerinin icra edilebilirliği
birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle internetten alınan standart bir metin yerine, tarafların malvarlığına, çocukların durumuna ve gerçek uzlaşma koşullarına göre hazırlanmış bir protokol kullanılması önem taşır.
Hukuki Bilgilendirme Notu
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık, mütalaa veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin yönlendirme niteliğinde değildir. Mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içerisinde değişebilir. Her protokol; tarafların malvarlığı, borçları, çocukların ihtiyaçları ve gerçek uzlaşma iradesi dikkate alınarak ayrı ayrı hazırlanmalıdır. İnternetteki örnek metinler yalnızca genel fikir verebilir ve somut olay bakımından yeterli olmayabilir. Yalnızca bu içeriğe dayanılarak işlem yapılmamalı; kişisel hukuki durum için bir avukattan destek alınmalıdır.