Boşanmada Borçlar ve Krediler Nasıl Paylaşılır? | Ceviz Hukuk

Boşanmada Borçlar ve Krediler Nasıl Paylaşılır?

Boşanmada Borçlar Eşler Arasında Paylaşılır mı?

Boşanma, eşlerden birinin borçlarının otomatik olarak diğer eşe geçmesine veya bütün borçların yarı yarıya bölünmesine neden olmaz. Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, kural olarak kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Evlilik tek başına eşleri birbirlerinin bütün kişisel borçlarından sorumlu hâle getirmez.

Bununla birlikte “borçtan sorumluluk” konusu iki farklı hukuki ilişki yönünden incelenmelidir:

  1. Alacaklıya karşı dış sorumluluk: Banka, kredi kuruluşu, satıcı veya diğer alacaklı borcu kimden isteyebilir?

  2. Eşler arasındaki iç hesap: Borç, mal rejiminin tasfiyesinde hangi mal grubundan düşülecek ve eşlerin katılma alacağını nasıl etkileyecektir?

Bu iki konu aynı değildir.

Bir kredi yalnızca eşlerden biri tarafından kullanılmışsa banka, kural olarak sözleşmede borçlu olmayan diğer eşten ödeme talep edemez. Ancak diğer eş ortak borçlu, borca katılan veya kefil olmuşsa ya da borç evlilik birliğinin temsili kapsamında doğmuşsa sonuç değişebilir.

Buna karşılık banka borcu yalnızca bir eşten isteyebilse bile, borçla alınan ev, araç veya yatırım mal rejiminin tasfiyesinde dikkate alınabilir. Aynı şekilde eşlerden birinin şahsi borcu, sırf evlilik sırasında doğduğu için diğer eşin katılma alacağını azaltan ortak bir borç hâline gelmez.

Evlilik Borçları Ortak Hâle Getirir mi?

Hayır. Türkiye’de yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin bütün mallarını ve borçlarını ortaklaştıran bir sistem değildir.

Her eş;

  • Kendi adına sözleşme yapabilir,

  • Kendi malvarlığını yönetebilir,

  • Kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olur,

  • Kural olarak diğer eşin borcundan sorumlu tutulmaz.

Türk Medeni Kanunu ayrıca eşlerin birbirleriyle ve üçüncü kişilerle hukuki işlem yapabileceklerini ve her eşin kendi borçlarından sorumlu olduğunu açıkça düzenlemektedir.

Bu nedenle aşağıdaki düşünce doğru değildir:

“Evlilik sırasında çekilmiş bütün krediler eşlerin ortak borcudur.”

Kredinin hangi amaçla kullanıldığı kadar, sözleşmeyi kimin imzaladığı, diğer eşin hangi sıfatla işleme katıldığı ve mal rejimindeki borç sınıflandırması araştırılmalıdır.

Alacaklıya Karşı Borçtan Kim Sorumludur?

Krediyi Yalnızca Bir Eş Kullanmışsa

Tüketici kredisi, ihtiyaç kredisi veya başka bir banka kredisi yalnızca bir eş adına düzenlenmişse, bankaya karşı asıl borçlu kredi sözleşmesini imzalayan eştir.

Diğer eşin;

  • Borçtan haberdar olması,

  • Kredi parasının aile için kullanıldığını bilmesi,

  • Evlilik sırasında aynı evde yaşaması,

  • Kredi taksitlerinden dolaylı olarak yararlanması

tek başına onu kredi sözleşmesinin borçlusu hâline getirmez.

Diğer eşin bankaya karşı sorumlu tutulabilmesi için kural olarak;

  • Ortak borçlu olması,

  • Borca katılması,

  • Geçerli şekilde kefil olması,

  • Kredi sözleşmesine taraf olması veya

  • Kanundan doğan özel bir müteselsil sorumluluk hâlinin bulunması

gerekir.

Tüketici kredileri ve konut finansmanı sözleşmeleri, kredi kuruluşuyla sözleşmeyi yapan kişiler arasındaki hukuki ilişkiye göre yürütülür. Boşanma, kredi sözleşmesindeki borçlu sıfatını kendiliğinden değiştirmez.

Eşler Birlikte Kredi Kullanmışsa

Kredi sözleşmesini iki eş de borçlu veya müşterek borçlu sıfatıyla imzalamış olabilir.

Sözleşmede her iki eşin borcun tamamından sorumlu olduğu kabul edilmişse müteselsil borçluluk doğabilir. Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamını borçluların hepsinden veya yalnızca birinden isteyebilir. Borcun tamamı ödeninceye kadar her borçlunun sorumluluğu devam eder.

Örneğin eşler birlikte 1.000.000 TL ihtiyaç kredisi kullanmış ve kredi sözleşmesinde müteselsil borçlu olmuşlarsa banka;

  • Borcun yarısını bir eşten, yarısını diğer eşten istemek zorunda değildir.

  • Borcun tamamını ödeme gücü bulunan eşlerden birinden talep edebilir.

  • Borcun yalnızca bir eş tarafından ödenmesi, bankanın alacağını sona erdirir.

Borcun tamamını veya kendi iç payından fazlasını ödeyen eş, şartları oluştuğunda diğer eşe rücu edebilir.

Türk Borçlar Kanunu’na göre aksi kararlaştırılmamışsa veya hukuki ilişkinin niteliğinden farklı bir sonuç çıkmıyorsa, müteselsil borçlular iç ilişkide eşit paylarla sorumludur. Kendi payından fazla ödeme yapan borçlu, fazla kısmı diğer borçludan isteyebilir.

Ortak Borçlu ile Kefil Aynı mıdır?

Hayır.

Ortak veya müteselsil borçlu

Kredi borcunun asli borçlusudur. Sözleşmeye göre borcun tamamından sorumlu olabilir.

Kefil

Asıl borçlunun borcunu ödememesinin sonuçlarından, kefalet sözleşmesindeki sınırlar içerisinde kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenir.

Kefilin sorumluluk koşulları ve alacaklının kefile ne zaman başvurabileceği kefaletin türüne göre değişir. Kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, azami sorumluluk miktarının ve kefalet tarihinin belirtilmesi gibi özel şekil koşulları bulunmaktadır.

Bir eşin kredi sözleşmesini “müşterek borçlu ve müteselsil kefil” gibi bir ifadeyle imzalaması hâlinde kullandığı gerçek hukuki sıfat, sözleşme içeriği üzerinden dikkatle incelenmelidir.

Aile İhtiyaçları İçin Yapılan Borçlar

Evlilik Birliğinin Temsili

Türk Medeni Kanunu’na göre eşlerden her biri, ortak yaşam devam ederken ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil edebilir.

Ailenin sürekli ihtiyaçları dışındaki işlemlerde ise diğer eşin yetkilendirmesi veya gecikmede sakınca bulunması ve diğer eşin rızasının alınamaması gibi özel koşullar aranır. Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı durumlarda eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olabilir.

Ailenin sürekli ihtiyaçları kapsamında somut olayın özelliklerine göre;

  • Günlük gıda ve temel tüketim,

  • Olağan elektrik, su ve ısınma giderleri,

  • Çocukların rutin ihtiyaçları,

  • Ailenin olağan yaşam düzenine uygun temel harcamalar

değerlendirilebilir.

Ancak yüksek tutarlı yatırım kredisi, ticari işletme kredisi veya kişisel lüks harcama için kullanılan borçlar yalnızca evlilik devam ettiği için evlilik birliğinin olağan temsili kapsamında kabul edilmez.

Aile İçin Kullanılan Her Kredi Ortak Borç mudur?

Hayır. Kredinin aile için kullanılması, diğer eşi otomatik olarak bankaya karşı sözleşme borçlusu hâline getirmez.

Örneğin eşlerden biri kendi adına ihtiyaç kredisi kullanarak;

  • Ev eşyası almış,

  • Çocuğun okul giderini ödemiş,

  • Aile borcunu kapatmış

olabilir.

Bu kullanım eşler arasındaki iç ilişkide ve aile giderlerine katılma yükümlülüğünde önem taşıyabilir. Ancak bankanın sözleşmede imzası bulunmayan diğer eşe başvurabilmesi için ayrıca sözleşmeden veya kanundan kaynaklanan bir sorumluluk temeli gerekir.

Türk Medeni Kanunu eşlerin evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmasını öngörmektedir. Bu yükümlülük, bankayla yapılan kredi sözleşmesindeki borçlu sıfatıyla karıştırılmamalıdır.

Kredi Kartı Borçları

Eşin Kredi Kartı Borcundan Diğer Eş Sorumlu mudur?

Kredi kartı borcunun bankaya karşı asıl borçlusu, kural olarak kart sözleşmesinin tarafı olan kart hamilidir.

Diğer eş;

  • Kartı zaman zaman kullanmış,

  • Harcamalardan yararlanmış,

  • Kart borcunun varlığını biliyor

olsa bile bu durum tek başına onu bankanın borçlusu hâline getirmez.

Ancak diğer eş;

  • Kredi kartı sözleşmesine ortak borçlu olarak katılmışsa,

  • Ayrı bir borca katılma işlemi yapmışsa,

  • Geçerli bir kişisel güvence vermişse

sorumluluk doğabilir.

Kredi Kartı Aile Giderlerinde Kullanılmışsa

Kredi kartının market, çocukların okul gideri, sağlık gideri veya ev eşyası için kullanılmış olması, eşlerin iç ilişkisinde dikkate alınabilir.

Mal rejimi tasfiyesinde kart borcunun;

  • Hangi tarihte doğduğu,

  • Hangi harcamalara ilişkin olduğu,

  • Boşanma davası tarihinde mevcut olup olmadığı,

  • Edinilmiş veya kişisel bir malın alınmasında kullanılıp kullanılmadığı

araştırılır.

Sadece kredi kartı ekstresinde toplam borç bulunması, borcun tamamının edinilmiş mallardan düşülmesi için yeterli değildir.

Kişisel Harcamalardan Doğan Kart Borcu

Kredi kartı borcu;

  • Yalnızca bir eşin kişisel seyahatinden,

  • Diğer eşten gizlenen kişisel harcamalardan,

  • Evlilik birliğiyle ilgisiz lüks tüketimden,

  • Üçüncü kişilere yapılan kişisel ödemelerden

kaynaklanıyorsa borcun kişisel mal grubuyla bağlantılı olduğu ileri sürülebilir.

Borç açıkça kişisel amaçla doğmuşsa, bu borcun edinilmiş mallar toplamından düşülerek diğer eşin katılma alacağının azaltılması kural olarak mümkün olmamalıdır.

Konut Kredisi Borcu

Konut Kredisi Hangi Eşe Aittir?

Konut kredisi yönünden üç ayrı husus incelenmelidir:

  1. Bankaya karşı borçlu kimdir?

  2. Taşınmazın tapu maliki kimdir?

  3. Konutun ve kredi borcunun mal rejimindeki niteliği nedir?

Bunlar aynı değildir.

Tapu yalnızca bir eş adına olabilir ancak kredi iki eş tarafından kullanılmış olabilir. Ya da kredi yalnızca tapu sahibi eş adına düzenlenmiş olabilir.

Bankaya karşı sorumluluk kredi sözleşmesine göre, taşınmazın mülkiyeti tapu siciline göre, eşler arasındaki paylaşım ise mal rejimi hükümlerine göre belirlenir.

Kalan Konut Kredisi Mal Paylaşımında Düşülür mü?

Evlilik sırasında krediyle alınan konut tasfiyeye konu olduğunda, boşanma davasının açıldığı tarihte mevcut gerçek kredi borcu dikkate alınabilir.

Türk Medeni Kanunu’na göre artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla bulunur.

Bununla birlikte;

  • Kredinin gerçekten konutun alımında kullanılması,

  • Borcun dava tarihinde mevcut bulunması,

  • Yapılandırma veya yeni kredi işlemlerinin niteliği,

  • Kredinin bir bölümünün kişisel harcamalarda kullanılıp kullanılmadığı

araştırılmalıdır.

Konut kredisiyle alınan evin hesaplanması; peşinat, evlilik öncesi ödemeler, dava sonrası taksitler ve taşınmazın güncel değeri nedeniyle ayrıca uzman incelemesi gerektirebilir.

Boşanma Protokolünde Kredinin Bir Eşe Bırakılması

Eşler protokolde;

“Konut kredisi bundan sonra eşlerden biri tarafından ödenecektir.”

şeklinde anlaşabilir.

Bu hüküm eşler arasındaki iç ilişkide geçerlilik gösterebilir. Ancak bankanın onayı alınmadıkça kredi sözleşmesindeki diğer borçlu otomatik olarak borçtan kurtulmaz.

Türk Borçlar Kanunu’na göre borçlunun yerine başka kişinin geçmesi ve önceki borçlunun borçtan kurtulması, borcu üstlenen kişiyle alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle gerçekleşir. Eşlerin kendi aralarındaki borcu üstlenme anlaşması, alacaklının kabulü olmadan bankaya karşı borçlu değişikliği yaratmaz.

Bu nedenle protokolde krediyi ödemeyi üstlenen eş ödeme yapmazsa banka, sözleşmede borçlu olarak kalmaya devam eden diğer eşe başvurabilir.

Araç Kredileri

Krediyle alınan araçlarda da;

  • Araç tescil kaydı,

  • Kredi sözleşmesi,

  • Peşinat,

  • Kredi taksitleri,

  • Boşanma dava tarihindeki kalan borç,

  • Aracın güncel değeri

birlikte değerlendirilir.

Araç yalnızca bir eş adına kayıtlı ve kredi yalnızca o eş tarafından kullanılmış olabilir. Diğer eş bankaya karşı borçlu olmayabilir; ancak araç evlilik sırasında edinilmiş gelirlerle alınmışsa mal rejimi tasfiyesinde ekonomik değeri dikkate alınabilir.

Araç satılmış ve kredi kapatılmışsa;

  • Satış bedeli,

  • Kapatılan borç,

  • Elde kalan net tutar,

  • Paranın nereye aktarıldığı

araştırılmalıdır.

Ticari ve Mesleki Borçlar

Eşin Şirket Borçlarından Diğer Eş Sorumlu mudur?

Şirket ayrı bir tüzel kişiyse şirket borçları doğrudan şirket ortağının eşine ait olmaz.

Şirkete ait;

  • Banka kredileri,

  • Ticari borçlar,

  • Vergi ve sosyal güvenlik borçları,

  • Çalışan alacakları

kural olarak şirketin kendi borçlarıdır.

Bununla birlikte eş;

  • Şirket kredisinde müşterek borçlu olmuş,

  • Şirket lehine kefalet vermiş,

  • Kendi taşınmazını ipotek etmiş,

  • Şirket borcunu kişisel olarak üstlenmiş

olabilir.

Bu durumda sorumluluk, imzalanan sözleşme ve verilen güvence üzerinden ayrıca değerlendirilir.

Şahıs İşletmesi Borçları

Şahıs işletmesi sahibinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir. İşletmenin borçları, işletme sahibi gerçek kişinin kişisel borçları arasında yer alabilir.

Diğer eş yalnızca evli olduğu için bu borçlardan sorumlu olmaz. Ancak diğer eş;

  • Borca katılmış,

  • Kefil olmuş,

  • Ortak borçlu olmuş veya

  • Kendi malını teminat göstermişse

alacaklıya karşı sorumluluk doğabilir.

Mal rejimi tasfiyesinde şahıs işletmesinin aktifleriyle işletme faaliyetinden doğan gerçek borçlar birlikte değerlendirilerek net işletme değeri belirlenebilir.

Ticari Borç Edinilmiş Maldan Düşülür mü?

Borç, edinilmiş mal niteliğindeki bir işletmenin veya şirket payının edinilmesi, geliştirilmesi ya da korunmasıyla doğrudan ilgiliyse ilgili edinilmiş mal değerinden düşülebilir.

Ancak eşin;

  • Başarısız kişisel yatırımı,

  • Evlilik birliğiyle ilgisiz spekülatif işlemi,

  • Başka kişiye ait işletme için yaptığı ödeme,

  • Belgelenmeyen ticari borç iddiası

otomatik olarak edinilmiş mallardan indirilemez.

Borçla edinilen ekonomik değer ile borcun kendisi birlikte hesaba katılmalıdır. Krediyle alınmış işletme varlığı malvarlığına eklenirken borcun tamamen göz ardı edilmesi veya borç düşülürken edinilen varlığın hesaba katılmaması yanlış sonuç doğurur.

Kefalet Borçları

Eşlerden Biri Diğerinin Borcuna Kefil Olabilir mi?

Evet. Ancak kefalet sözleşmesi özel şekil ve rıza koşullarına tabidir.

Türk Borçlar Kanunu’na göre eşlerden biri hakkında mahkemece ayrılık kararı verilmemiş ve yasal ayrı yaşama hakkı doğmamışsa, kural olarak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rızanın kefalet sözleşmesinden önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmesi gerekir.

Kanunda ticari işletme sahipleri, şirket ortağı veya yöneticilerinin işletme ya da şirketle ilgili bazı kefaletleri, sicile kayıtlı esnaf ve sanatkârların mesleki faaliyetleri ile bazı kamu destekli ve kooperatif kredileri yönünden istisnalar bulunmaktadır.

Eşin Rıza Vermesi Onu Borçlu Yapar mı?

Hayır. Kefalet için verilen eş rızası, rıza veren eşi kefil veya ortak borçlu hâline getirmez.

Rıza veren eş yalnızca diğer eşin kefalet işlemini yapmasına onay verir. Bankaya karşı sorumluluk, kefalet sözleşmesini imzalayan eşe aittir.

Diğer eşin de sorumlu olabilmesi için ayrıca;

  • Kefil,

  • Borca katılan,

  • Ortak borçlu veya

  • Rehin veren

sıfatıyla işlem yapması gerekir.

Boşanma Kefaleti Sona Erdirir mi?

Hayır. Geçerli şekilde kurulmuş kefalet, tarafların daha sonra boşanması nedeniyle kendiliğinden sona ermez.

Kefaletin sona ermesi;

  • Kefalet süresi,

  • Asıl borcun sona ermesi,

  • Alacaklının işlemleri,

  • Kanundaki özel sona erme sebepleri

üzerinden değerlendirilir.

Boşanma protokolünde “kefalet sona erecektir” denilmesi, alacaklı taraf olmadığı sürece kefili bankaya karşı otomatik olarak borçtan kurtarmaz.

Eşlerin Birbirlerine Olan Borçları

Eşler Birbirlerinden Borç Alabilir mi?

Evet. Eşler arasında;

  • Ödünç para,

  • Araç veya ev alımı için borç,

  • Şirket finansmanı,

  • Kredi taksiti ödemesi,

  • Ortak borcun fazla ödenmesi

nedeniyle alacak ilişkisi doğabilir.

Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez. Ancak borcun hemen ödenmesi borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüğe sokacaksa ödeme için süre istenebilir.

Eşler arasındaki borç ilişkisiyle katılma alacağı birbirinden farklıdır. Bir eş aynı dosyada veya ayrı hukuki taleplerle;

  • Borç verdiği parayı,

  • Fazla ödediği ortak kredi payını,

  • Değer artış payını,

  • Katılma alacağını

ileri sürebilir.

Aynı ödemenin birden fazla hukuki başlık altında mükerrer biçimde tahsil edilmemesine dikkat edilmelidir.

Bir Eş Diğerinin Kredi Borcunu Öderse

Eşlerden biri diğerinin kişisel kredi borcunu kendi kişisel malından ödemiş olabilir.

Bu ödemenin;

  • Bağış,

  • Borç verme,

  • Aile dayanışması,

  • Ortak borcun ifası,

  • Değer artışına katkı

niteliğinde olup olmadığı araştırılır.

Ödeme yapan eşin otomatik olarak alacaklı olduğu kabul edilmemelidir. Ancak para açıkça geri verilmek üzere ödenmişse veya ödeme diğer eşin kişisel malını korumuşsa borç, denkleştirme veya değer artış payı talebi gündeme gelebilir.

Akrabalara Olan Borçlar

Aileden Alınan Borç Tasfiyede Düşülür mü?

Eşlerden biri anne, baba, kardeş veya başka yakından borç aldığını ileri sürebilir.

Bu borcun edinilmiş mal değerinden düşülebilmesi için;

  • Gerçek bir borç olması,

  • Borcun miktarının belirli olması,

  • Paranın gerçekten verilmiş olması,

  • Borcun hangi amaçla kullanıldığının açıklanması,

  • Boşanma davası tarihinde borcun devam etmesi

gerekir.

İspat bakımından;

  • Banka transferleri,

  • Yazılı borç sözleşmesi,

  • Ödeme planı,

  • Kısmi geri ödemeler,

  • Tarafların mesajları,

  • Alacaklının ekonomik gücü

incelenebilir.

Boşanma Öncesi Hazırlanan Borç Senetleri

Boşanma sürecinden kısa süre önce akraba lehine düzenlenen yüksek tutarlı senet veya borç sözleşmeleri dikkatle araştırılmalıdır.

Özellikle;

  • Para transferi bulunmaması,

  • Daha önce borçtan hiç söz edilmemesi,

  • Geri ödeme yapılmaması,

  • Alacaklının belirtilen parayı verecek ekonomik gücünün bulunmaması,

  • Belgenin mal paylaşımı başladıktan sonra ortaya çıkması

borcun gerçekliği konusunda tereddüt yaratabilir.

Belgede borç yazılması, borcun mal rejimi hesabında mutlaka düşüleceği anlamına gelmez.

Vergi, SGK ve Kamu Borçları

Vergi, sosyal güvenlik primi, idari para cezası ve diğer kamu borçları yönünden borcun;

  • Hangi kişi veya işletmeye ait olduğu,

  • Hangi dönemde doğduğu,

  • Hangi malvarlığı veya faaliyetle bağlantılı olduğu,

  • Dava tarihinde mevcut olup olmadığı

araştırılmalıdır.

Şahsi vergi veya ceza borcu, diğer eşin borcu hâline gelmez.

Bir işletmenin edinilmiş mal değerinin belirlenmesinde işletme faaliyetinden doğmuş gerçek vergi ve prim borçları dikkate alınabilir. Buna karşılık tamamen kişisel davranıştan kaynaklanan para cezaları veya ilgisiz kamu borçları, diğer eşin katılma alacağını azaltmak için edinilmiş mal borcu gibi gösterilemez.

Mal Rejimi Tasfiyesinde Borçların Hesaplanması

Borçlar Mal Paylaşımından Nasıl Düşülür?

Türk Medeni Kanunu’na göre artık değer, eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla bulunur. Eklenecek ve denkleştirilecek değerler de bu hesaba dâhil edilir.

Basitleştirilmiş hesap şöyledir:

**Edinilmiş malların toplam değeri

  • Eklenecek değerler

  • veya – Denkleştirme kalemleri
    – Edinilmiş mallara ilişkin borçlar
    = Artık değer**

Diğer eş, kural olarak bu artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Karşılıklı alacaklar takas edilir.

Her Borç Edinilmiş Mallardan Düşülür mü?

Hayır. Her borç, ilgili olduğu mal grubunu yükümlülük altına sokar.

  • Kişisel mala ilişkin borç kişisel mal grubuna,

  • Edinilmiş mala ilişkin borç edinilmiş mal grubuna

aittir.

Bir kişisel mal borcu edinilmiş mallardan ödenmişse veya edinilmiş mal borcu kişisel mallardan karşılanmışsa tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Hangi mal grubuna ait olduğu belirlenemeyen borç ise edinilmiş mallara ilişkin sayılır.

Bu son kural yalnızca eşlerin mal rejimi içindeki borç sınıflandırmasına ilişkindir. Borcun edinilmiş mal grubuna ait sayılması, diğer eşi bankaya veya alacaklıya karşı sözleşme borçlusu hâline getirmez.

Kişisel Mala İlişkin Borçlar

Şu borçlar somut olayda kişisel mal grubuna ilişkin olabilir:

  • Evlilikten önce alınmış kişisel evin kredi borcu,

  • Miras kalan taşınmazın korunması için yapılan borç,

  • Yalnızca bir eşin kişisel kullanımına ait malın finansmanı,

  • Kişisel malın vergi ve bakım borcu,

  • Evlilik birliğiyle ilgisiz kişisel harcama borcu.

Bu borç edinilmiş gelirlerden ödenmişse edinilmiş mal grubu lehine denkleştirme alacağı doğabilir.

Edinilmiş Mala İlişkin Borçlar

Şu borçlar edinilmiş mal grubuyla ilişkili olabilir:

  • Evlilik sırasında alınan konutun kredisi,

  • Edinilmiş araç için kullanılan kredi,

  • Evlilik döneminde kurulan işletmenin gerçek faaliyet borcu,

  • Edinilmiş yatırımın finansman borcu,

  • Edinilmiş malın korunması veya iyileştirilmesi için kullanılan kredi.

Borçla edinilen malın tasfiye hesabına alınması ve borcun aynı malvarlığıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

Borçlar Varlıklardan Fazlaysa Ne Olur?

Türk Medeni Kanunu, artık değer hesabında değer eksilmesinin dikkate alınmayacağını düzenlemektedir.

Örneğin eşin;

  • Edinilmiş malları: 1.000.000 TL,

  • Edinilmiş mallara ilişkin borçları: 1.500.000 TL

ise artık değer eksi 500.000 TL olarak diğer eşe yüklenmez. Bu eş yönünden artık değer sıfır kabul edilir.

Diğer eş, borçlu eşin negatif malvarlığına katılmak zorunda değildir. Ancak alacaklıya karşı ortak borçlu veya kefilse sözleşmeden doğan sorumluluğu ayrıca devam eder.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Yapılan Borçlar

Mal rejimi, boşanma hâlinde boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.

Bu nedenle dava tarihinden sonra kullanılan yeni krediler ve yapılan yeni kişisel borçlar kural olarak sona ermiş mal rejiminin borçları arasında yer almaz.

Ancak şu durumlar ayrıca değerlendirilmelidir:

  • Dava tarihinde mevcut edinilmiş malın kredi borcu devam ediyor olabilir.

  • Dava sonrası kredi, önceki konut kredisinin yapılandırılması için kullanılmış olabilir.

  • Dava tarihinden önce doğmuş borç sonradan tahakkuk etmiş olabilir.

  • Dava sonrası kullanılan krediyle ortak mal korunmuş olabilir.

Yalnızca kredi sözleşmesinin tarihine bakmak yerine borcun hangi mal veya yükümlülüğün devamı olduğu araştırılmalıdır.

Sahte veya Mal Paylaşımını Azaltmak İçin Oluşturulan Borçlar

Eşlerden biri katılma alacağını azaltmak amacıyla;

  • Yakınına gerçeğe aykırı borç senedi düzenleyebilir,

  • Şirketine sahte cari hesap borcu kaydedebilir,

  • Mevcut olmayan borcu varmış gibi gösterebilir,

  • Kişisel giderini edinilmiş mal borcu olarak sunabilir,

  • Gerçek borcun tutarını olduğundan yüksek gösterebilir.

Mahkeme borcun yalnızca kâğıt üzerinde var olup olmadığını değil, ekonomik ve hukuki gerçekliğini araştırmalıdır.

İncelemede özellikle;

  • Borcun doğum tarihi,

  • Para transferi,

  • Borç verenin ödeme gücü,

  • Borcun kullanım amacı,

  • Geri ödeme hareketleri,

  • Muhasebe kayıtlarının oluşturulma tarihi,

  • Borçluyla alacaklı arasındaki yakınlık

önem taşır.

Gerçek olmayan borçlar, edinilmiş malların değerinden düşülemez.

Ortak Borcu Bir Eş Tek Başına Öderse

Eşler bankaya karşı müteselsil borçluysa banka borcun tamamını eşlerden birinden tahsil edebilir.

Kendi iç payından fazla ödeme yapan eş, aksi kararlaştırılmamışsa fazla ödediği bölüm için diğer eşe rücu edebilir. Türk Borçlar Kanunu, fazla ödeme yapan müteselsil borçluya diğer borçlulara payları oranında başvurma ve ödediği miktar ölçüsünde alacaklının haklarına halef olma hakkı tanımaktadır.

Örneğin ortak borç 600.000 TL ve eşler iç ilişkide eşit sorumluysa, borcun tamamını ödeyen eş diğer eşten kural olarak 300.000 TL isteyebilir.

Ancak taraflar arasındaki ilişki;

  • Borcun yalnızca bir eşin menfaatine kullanıldığını,

  • Farklı paylaşım oranı kararlaştırıldığını,

  • Bir eşin borcu tamamen üstlendiğini

gösteriyorsa iç sorumluluk eşit olmayabilir.

Boşanma Protokolünde Borçların Düzenlenmesi

Anlaşmalı boşanma protokolünde borçlar ayrıntılı biçimde düzenlenmelidir.

Protokolde şu bilgilerin yer alması yararlı olur:

  • Banka veya alacaklının adı,

  • Kredinin sözleşme veya hesap numarası,

  • Güncel borç tutarı,

  • Borçlu ve kefiller,

  • Aylık taksit miktarı,

  • Borcu hangi eşin ödeyeceği,

  • Ödeme tarihleri,

  • Teminat ve ipoteklerin durumu,

  • Bir eş ödeme yapmak zorunda kalırsa rücu koşulları,

  • Erken kapatma ve masraflar,

  • Bankanın borçlu değişikliğini kabul etmemesi hâlinde uygulanacak düzenleme.

Protokol Bankayı Bağlar mı?

Kural olarak hayır.

Eşler kendi aralarında borcun yalnızca bir eş tarafından ödenmesini kararlaştırabilir. Fakat banka protokolün tarafı değilse sözleşmedeki mevcut borçluya başvurma hakkını kaybetmez.

Bir borçlunun borçtan tamamen çıkarılıp yerine diğer eşin geçmesi için alacaklının kabulü gerekir.

Bu nedenle şu ifade tek başına yeterli güvence sağlamaz:

“Kredi borcunun tamamı eşlerden birine bırakılmıştır.”

Protokolde ayrıca;

  • Bankaya borçlu değişikliği başvurusu yapılacağı,

  • Banka kabul etmezse ödemelerin nasıl takip edileceği,

  • Diğer eşin ödeme yapması hâlinde rücu hakkı,

  • Gecikme ve temerrüt sonuçları

düzenlenmelidir.

Kefil ve İpotek Veren Eşin Durumu

Borç bir eşe bırakılmış olsa bile diğer eş;

  • Kefil,

  • Ortak borçlu,

  • Taşınmazını ipotek veren üçüncü kişi

olarak sözleşmede kalabilir.

Kredi borcunun eşler arasındaki paylaşımı, kefalet veya ipotek sorumluluğunu kendiliğinden sona erdirmez. Bankanın ve gerekli kişilerin onayıyla ayrı işlem yapılması gerekir.

İcra Takibi ve Haciz

Bir Eşin Borcu İçin Diğer Eşin Malları Haczedilebilir mi?

Kural olarak bir eşin kişisel borcu nedeniyle diğer eşe ait mallar haczedilemez. Çünkü her eş kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur.

Ancak;

  • Malın gerçekte kime ait olduğu tartışmalıysa,

  • Borçlu eş malını diğer eş üzerine muvazaalı olarak geçirmişse,

  • Mal paylı mülkiyetteyse,

  • Diğer eş ortak borçlu veya kefilse

farklı hukuki süreçler gündeme gelebilir.

Borçlu eşin paylı mülkiyetteki payı, borçlunun malvarlığı kapsamında değerlendirilebilir. Diğer eş kendi mülkiyet hakkını gerekli belgelerle ortaya koymalıdır.

Boşanma Borç Takibini Durdurur mu?

Hayır. Boşanma davasının açılması veya boşanma kararının verilmesi;

  • Banka kredisini,

  • Kredi kartı borcunu,

  • Vergi borcunu,

  • İcra takibini,

  • Geçerli kefaleti

kendiliğinden durdurmaz.

Borç ilişkisinin sona ermesi veya takibin durması için ilgili borçlar ve icra hukuku hükümleri çerçevesinde işlem yapılmalıdır.

Borçların İspatı

Borç iddiasında bulunan eş, borcun gerçekliğini, miktarını ve mal rejimindeki bağlantısını ortaya koymalıdır.

Kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Kredi sözleşmeleri,

  • Banka ödeme planları,

  • Kredi hesap ekstreleri,

  • Kredi kartı ekstreleri,

  • Hesap hareketleri,

  • Ortak borçlu ve kefalet belgeleri,

  • İpotek ve rehin belgeleri,

  • Borç senetleri,

  • Akrabalardan gelen banka transferleri,

  • Vergi ve SGK borç kayıtları,

  • Ticari defter ve muhasebe kayıtları,

  • Fatura ve satın alma belgeleri,

  • İcra dosyaları,

  • Ödeme makbuzları,

  • Borcun kullanım amacını gösteren yazışmalar,

  • Bilirkişi raporları.

Sadece borç bakiyesinin gösterilmesi yeterli olmayabilir. Borcun hangi malın edinilmesi, korunması veya kişisel harcama için doğduğu da açıklanmalıdır.

Basitleştirilmiş Hesaplama Örnekleri

Örnek 1: Evlilik Sırasında Alınan Araç Kredisi

Eşlerden biri adına kayıtlı aracın güncel değeri 1.500.000 TL, boşanma davası tarihindeki gerçek kredi borcu 400.000 TL olsun.

Araç ve borcun tamamen edinilmiş mal grubuyla ilişkili olduğu kabul edilirse basitleştirilmiş net değer:

1.500.000 TL – 400.000 TL = 1.100.000 TL

olabilir.

Bu tutar eşin artık değer hesabına alınır. Diğer eş doğrudan 550.000 TL almaz; tarafların bütün edinilmiş malları, borçları ve karşılıklı alacakları birlikte hesaplanır.

Örnek 2: Kişisel Tatil Kredisi

Eşlerden biri diğer eşten habersiz yalnızca kendi kişisel tatili için 300.000 TL kredi kullanmış ve para tamamen harcanmış olsun.

Bu borç açıkça kişisel amaçlıysa, diğer eşin katılma alacağını azaltmak için edinilmiş mal borcu olarak düşülmesi mümkün olmayabilir. Bankaya karşı borçlu ise kredi sözleşmesini imzalayan eştir.

Örnek 3: Ortak Kredi Borcunu Bir Eşin Ödemesi

Eşler 800.000 TL krediye müteselsil borçlu olmuş, boşanmadan sonra borcun tamamını eşlerden biri ödemiş olsun.

İç ilişkide farklı bir anlaşma veya özel neden yoksa borcun yarısı için diğer eşe rücu gündeme gelebilir.

Ancak kredi yalnızca ödeme yapan eşin kişisel işletmesinde kullanılmışsa iç sorumluluk oranı farklı değerlendirilebilir.

Örnek 4: Akrabaya Gerçek Borç

Eşler evlilik sırasında konut peşinatı için bir eşin babasından 1.000.000 TL borç almış ve düzenli geri ödeme yapmış olsun.

Borç banka transferleri ve ödeme kayıtlarıyla ispatlanıyorsa, konutun edinilmesine ilişkin gerçek borç olarak mal rejimi hesabında dikkate alınabilir.

Örnek 5: Gerçeğe Aykırı Borç Senedi

Eşlerden biri boşanma davasından bir ay önce kardeşi lehine 2.000.000 TL senet düzenlemiş ancak para transferi, önceki borç ilişkisi veya geri ödeme bulunmamaktadır.

Belgenin varlığı tek başına borcun edinilmiş mallardan düşülmesi için yeterli değildir. Borcun gerçekliği ve ekonomik dayanağı araştırılır.

Görevli Mahkeme

Borçların eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesinde hangi mal grubuna ait olduğu, artık değerden düşülüp düşülmeyeceği ve katılma alacağına etkisi konusunda görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Aile hukukundan doğan davalar 4787 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemelerinin görev alanındadır.

Ancak;

  • Bankanın kredi alacağı,

  • Tüketici kredisi sözleşmesinden doğan uyuşmazlık,

  • Ticari kredi,

  • Kefalet,

  • İcra takibi,

  • Vergi borcu

mal rejimi davasından farklı görev ve usul kurallarına tabi olabilir.

Aynı borçla ilgili olarak aile mahkemesinde mal rejimi hesabı yapılırken, banka veya alacaklıyla bağımsız uyuşmazlığın başka bir mahkemede görülmesi mümkündür.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

Boşanmada borçlar bakımından sık yapılan hatalar şunlardır:

  • Evlilik sırasında doğan bütün borçların ortak olduğunu düşünmek,

  • Eşin kişisel kredi borcunun yarısından diğer eşin sorumlu olduğunu sanmak,

  • Bankaya karşı sorumlulukla mal rejimi hesabını karıştırmak,

  • Aile için kullanılan her kredinin iki eşi de bankaya karşı borçlu yaptığını düşünmek,

  • Ortak kredi kullanan eşlerin yalnızca borcun yarısından sorumlu olduğunu sanmak,

  • Müteselsil borçta bankanın borcun tamamını tek eşten isteyebileceğini gözden kaçırmak,

  • Boşanma protokolünün bankayı otomatik olarak bağladığını düşünmek,

  • Krediyi bir eşe bırakınca diğer eşin borçtan çıktığını sanmak,

  • Kefalet için verilen eş rızasını kefil olmakla karıştırmak,

  • Boşanmanın mevcut kefaleti sona erdirdiğini düşünmek,

  • Her kredi kartı borcunu edinilmiş mal borcu saymak,

  • Kişisel harcama borçlarını edinilmiş mallardan düşmek,

  • Borçla alınan malı hesaba katmadan yalnızca borcu indirmek,

  • Akrabalar lehine düzenlenen her borç belgesini gerçek kabul etmek,

  • Vergi ve şirket borçlarını eşin şahsi borçlarıyla karıştırmak,

  • Dava tarihinden sonra kullanılan kredileri eski mal rejimine dâhil etmek,

  • Kalan konut kredisi borcunu araştırmamak,

  • Değeri düşen veya borca batık edinilmiş maldaki zararı diğer eşe yüklemek,

  • Ortak borcun tamamını ödeyen eşin rücu hakkını gözden kaçırmak,

  • Aynı borcu hem mal rejimi hesabında hem ayrı alacak talebinde iki kez göstermek.

⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Borçlara ilişkin dava veya anlaşma öncesinde şu konular kontrol edilmelidir:

  • Borcun hangi tarihte doğduğu,

  • Boşanma davasının açıldığı tarih,

  • Kredi veya sözleşmede kimlerin imzası bulunduğu,

  • Borçluların ortak mı müteselsil mi olduğu,

  • Kefalet ve eş rızası belgeleri,

  • Borcun hangi amaçla kullanıldığı,

  • Borçla alınan malın kime ait olduğu,

  • Borcun kişisel veya edinilmiş mal grubuyla bağlantısı,

  • Dava tarihindeki gerçek borç bakiyesi,

  • Borcun yapılandırılıp yapılandırılmadığı,

  • Dava sonrasında yapılan ödemeler,

  • Borcu kimin ödediği,

  • Akraba borçlarının gerçekliği,

  • Borca ilişkin banka transferleri,

  • Vergi, SGK ve ticari borç kayıtları,

  • Borçla bağlantılı teminat ve ipotekler,

  • Boşanma protokolünün bankayı bağlayıp bağlamadığı,

  • Fazla ödeme yapan eşin rücu hakkı,

  • Aynı borcun mükerrer biçimde hesaba katılıp katılmadığı.

Hukuki Destek Neden Önemlidir?

Boşanmada borçların paylaşılması, yalnızca mevcut borçların toplanarak ikiye bölünmesinden ibaret değildir.

Doğru değerlendirme için;

  • Kredi ve sözleşme hukuku,

  • Müteselsil borçluluk,

  • Kefalet,

  • Evlilik birliğinin temsili,

  • Edinilmiş ve kişisel mal ayrımı,

  • Denkleştirme,

  • Katılma alacağı

birlikte incelenmelidir.

Özellikle banka kredilerinde eşlerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmayla alacaklıya karşı sorumluluğun birbirinden farklı olduğu unutulmamalıdır. Protokolde borç bir eşe bırakılmış olsa bile bankanın onayı alınmadıkça diğer eş sözleşme borçlusu veya kefil olarak kalabilir.

Gerçeğe aykırı borçlar veya kişisel harcamaların edinilmiş mal borcu olarak gösterilmesi de diğer eşin katılma alacağını önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle borcun yalnızca tutarı değil, hukuki sebebi ve para hareketleri de araştırılmalıdır.

Başlıca Mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 185–190

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202–241

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 162–168

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 195–201

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581–603

  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun

  • 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu

  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun


Hukuki Bilgilendirme Notu

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık, kredi sözleşmesi incelemesi, borç hesabı veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin mütalaa niteliğinde değildir. Borçtan sorumluluk; sözleşmedeki sıfat, kredi türü, kefalet, teminat, borcun kullanım amacı ve eşlerin tabi olduğu mal rejimine göre değişebilir. Eşlerin kendi aralarında yaptığı anlaşmalar banka ve diğer alacaklıları her durumda bağlamaz. Yalnızca bu içeriğe dayanılarak borç üstlenilmemeli, kefalet verilmemeli, kredi protokolü imzalanmamalı veya mal rejimi davası açılmamalıdır. Somut hukuki durum aile hukuku ve borçlar hukuku alanında çalışan bir avukat tarafından değerlendirilmelidir.

Tüm Makaleler Danışmanlık Alın