Boşanmada Şahıs İşletmesi ve Serbest Meslek Kazancı Nasıl Paylaşılır?
Boşanmada şahıs işletmesinin veya serbest meslek faaliyetinin bulunması, işletmenin doğrudan ikiye bölüneceği ya da diğer eşin işletmenin yarısına ortak olacağı anlamına gelmez. Mal rejiminin tasfiyesinde; işletmenin kuruluş tarihi, kullanılan sermayenin kaynağı, evlilik döneminde elde edilen kazançlar, işletmeye ait varlık ve borçlar ile boşanma davası tarihindeki mevcut ekonomik değer birlikte incelenir.
Şahıs işletmesi sahibinden bağımsız bir şirket payı şeklinde değerlendirilmez. Gerçek kişi tacir, ticari işletmeyi kendi adına işletir. Bu nedenle tasfiyede ayrı bir şirket hissesinden ziyade işletme sahibine ait kasa, banka hesabı, stok, araç, ekipman, alacak, borç ve devredilebilir ekonomik değerler araştırılır.
Şahıs İşletmesi ile Serbest Meslek Faaliyeti Arasındaki Fark Nedir?
Ticari kazanç, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazancı ifade eder. Şahıs işletmesi; mağaza, imalathane, e-ticaret faaliyeti, restoran, taşımacılık veya benzeri devamlı ve organize ticari faaliyetler için kullanılabilir.
Serbest meslek faaliyeti ise sermayeden çok kişisel emek, mesleki bilgi veya uzmanlığa dayanır ve kişinin kendi nam ve hesabına yürüttüğü faaliyeti ifade eder. Avukatlık, hekimlik, mimarlık, mali müşavirlik, danışmanlık ve bazı sanat faaliyetleri bu kapsamda değerlendirilebilir.
Vergi hukukundaki ticari kazanç ve serbest meslek kazancı ayrımı, mal rejimi tasfiyesindeki sonucu tek başına belirlemez. Aile hukuku bakımından esas olan, malvarlığı değerinin hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiğidir.
Evlilik Sırasında Kurulan Şahıs İşletmesi Edinilmiş Mal mıdır?
Türk Medeni Kanunu’na göre eşin mal rejimi devam ederken emeğinin karşılığı olarak elde ettiği kazançlar ve karşılığını vererek edindiği malvarlığı değerleri kural olarak edinilmiş maldır.
Bu nedenle evlilik sırasında çalışma gelirleriyle kurulan şahıs işletmesine ait;
-
İşletme banka hesapları,
-
Ticari araçlar,
-
Makine ve ekipman,
-
Stok ve ürünler,
-
Müşterilerden olan alacaklar,
-
Depozito ve teminatlar,
-
Alan adı ve internet sitesi,
-
Devredilebilir ruhsat ve kullanım hakları,
-
Ticari faaliyetten doğan birikimler
mal rejiminin tasfiyesinde değerlendirilebilir. İşletmenin yalnızca bir eş adına vergi mükellefi olarak kayıtlı olması, diğer eşin katılma alacağını ortadan kaldırmaz.
Diğer eş kural olarak işletmenin yönetimine, vergi levhasına veya ticaret sicili kaydına ortak edilmez. İşletme sahibi faaliyetini sürdürür; diğer eş ise tasfiyeye dâhil edilen net ekonomik değer üzerinden katılma alacağı talep edebilir.
Evlilikten Önce Kurulan İşletme Paylaşılır mı?
Evlilikten veya yasal mal rejiminin başlangıcından önce kurulmuş işletmenin başlangıçtaki net değeri, kural olarak işletme sahibi eşin kişisel malıdır. Ancak işletmenin evlilik dönemindeki gelirleri, kazançları ve edinilmiş mal kaynaklarından yapılan yatırımlar ayrıca incelenir.
Örneğin evlilikten önce faaliyette bulunan bir mağaza kişisel mal niteliğinde olabilir. Buna karşılık evlilik döneminde elde edilen ticari kazançla alınan yeni araçlar, stoklar ve biriktirilen para edinilmiş mal kabul edilebilir.
İşletmenin değerindeki artışın yalnızca piyasa koşullarından mı, yoksa evlilik dönemindeki emek, yatırım ve birikmiş kazançlardan mı kaynaklandığı da önemlidir. İşletme sahibinin kişisel malı ile edinilmiş malı birbirine karışmışsa mal kesimleri arasında denkleştirme yapılabilir.
Mesleki Araç ve Ekipmanlar Kişisel Mal Sayılır mı?
Mesleğin yürütülmesi için kullanılan araç ve ekipmanlar, sırf mesleki faaliyette kullanılıyor diye kendiliğinden kişisel mal sayılmaz. Bilgisayar, muayene cihazı, ofis mobilyası, ticari araç veya üretim makinesi evlilik döneminde çalışma gelirleriyle alınmışsa edinilmiş mal niteliği taşıyabilir.
Ancak eşler, mal rejimi sözleşmesiyle bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti nedeniyle edinilmiş mallara girmesi gereken belirli değerlerin kişisel mal sayılmasını kararlaştırabilir. Aynı şekilde kişisel mallardan elde edilen gelirlerin de kişisel mal kabul edilmesi mümkündür. Böyle bir sözleşme varsa tasfiye buna göre yapılır.
Serbest Meslek Gelirleri Boşanmada Paylaşılır mı?
Serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazanç, kişisel emek ve mesleki bilgi karşılığında doğduğu için mal rejimi devam ederken elde edildiği ölçüde edinilmiş maldır.
Örneğin bir avukatın vekâlet ücretleri, hekimin muayene gelirleri, mimarın proje bedelleri veya danışmanın hizmet ücretleri tasfiye bakımından incelenebilir. Ancak mesleki diploma, uzmanlık, kişisel çalışma yeteneği veya gelecekte kazanılabilecek muhtemel gelirler paylaşılmaz.
Burada mevcut ekonomik değer ile gelecekteki çalışma kapasitesi ayrılmalıdır. Boşanma davası tarihinden önce tamamlanan işlere ilişkin tahakkuk etmiş veya doğmuş alacaklar, ödeme daha sonra yapılmış olsa bile tasfiye kapsamında değerlendirilebilir. Dava tarihinden sonra gerçekleştirilen yeni mesleki faaliyetlerden doğan gelirler ise kural olarak sona eren mal rejimine girmez.
Boşanma Davası Tarihi Neden Önemlidir?
Boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi, boşanma kararının verildiği veya kesinleştiği tarihte değil, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Bu nedenle işletmenin;
-
Dava tarihindeki kasa ve banka bakiyesi,
-
Mevcut stokları,
-
Müşterilerden olan alacakları,
-
Devam eden sözleşmeleri,
-
Araç ve ekipmanları,
-
Ticari borçları
tespit edilmelidir. Dava tarihinden sonra işletme hesabından para çekilmesi veya malların satılması, dava tarihinde mevcut olan edinilmiş değerleri kendiliğinden tasfiye dışında bırakmaz.
Ödemenin hangi tarihte tahsil edildiği kadar, alacağın hangi dönemde yapılan işten doğduğu da önem taşır.
İşletme Borçları Tasfiyede Dikkate Alınır mı?
Mal paylaşımı hesabı yalnızca işletmenin varlıkları üzerinden yapılmaz. İşletmeye ilişkin gerçek ve belgeli borçlar da değerlendirilir.
Bunlar arasında;
-
Banka ve işletme kredileri,
-
Vergi ve SGK borçları,
-
Tedarikçi borçları,
-
Personel ücret ve tazminatları,
-
Kira borçları,
-
Devam eden sözleşmelerden doğan yükümlülükler
bulunabilir.
Her borç işletme değerinden otomatik olarak düşülmez. Borcun gerçekten ticari faaliyete ait olup olmadığı, hangi tarihte doğduğu ve kişisel harcamalar için kullanılıp kullanılmadığı araştırılır. Türk Medeni Kanunu uyarınca belirli bir mal kesimine ait olduğu anlaşılamayan borçlar edinilmiş mallara ilişkin kabul edilir.
Boşanma sürecinde sonradan oluşturulan, yakın kişilere dayandırılan veya ticari kayıtlarla desteklenmeyen borç iddiaları ayrıca incelenmelidir.
Şahıs İşletmesinin Değeri Nasıl Hesaplanır?
Şahıs işletmesinin değeri yalnızca vergi levhasındaki gelir veya yıllık ciro üzerinden belirlenmez. Ciro, işletmeye giren toplam bedeli gösterir; işletmenin net değeri değildir.
Değerleme sırasında genel olarak;
-
Kasa ve banka mevcudu,
-
Ticari alacaklar,
-
Stoklar,
-
Makine, araç ve ekipmanlar,
-
Taşınır ve taşınmazlar,
-
Devam eden sözleşmeler,
-
Devredilebilir ticari isim ve alan adları,
-
İşletmenin süreklilik gösteren müşteri çevresi,
-
Vergi, kredi ve tedarikçi borçları
birlikte değerlendirilir.
Serbest meslek faaliyetlerinde değer büyük ölçüde kişinin emeğine ve uzmanlığına bağlı olabilir. Bu nedenle kişiye sıkı biçimde bağlı mesleki itibar ile başka bir kişiye devredilebilecek işletme organizasyonu birbirinden ayrılmalıdır. Kişinin gelecekteki çalışma yeteneğine değer biçilemez; ancak mevcut tahsil edilebilir alacaklar, ekipmanlar ve ekonomik olarak devredilebilir işletme unsurları hesaba katılabilir.
Gelir Gizlenirse Hangi Belgeler İncelenir?
Şahıs işletmesi ve serbest meslek faaliyetlerinde kişisel ve ticari para hareketleri aynı hesaplarda yürütülebilir. Bu nedenle yalnızca beyan edilen kazanca bakılması gerçek ekonomik durumu göstermeyebilir.
Mahkemeden şu kayıtların getirtilmesi talep edilebilir:
-
Vergi beyannameleri,
-
İşletme hesabı ve banka hareketleri,
-
Elektronik fatura ve serbest meslek makbuzları,
-
POS ve sanal POS kayıtları,
-
Defter ve muhasebe kayıtları,
-
MERSİS ve ticaret sicili belgeleri,
-
Meslek odası kayıtları,
-
Taşınır ve taşınmaz kayıtları,
-
Kredi ve finansman belgeleri,
-
Müşteri ve tedarikçi sözleşmeleri,
-
Stok ve sabit kıymet listeleri.
MERSİS, ticari işletmelerin kuruluş, değişiklik ve terkin kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasını sağlamaktadır. Bu kayıtlar işletmenin kuruluş tarihi, unvanı, adresi ve sicil işlemlerinin belirlenmesinde kullanılabilir.
İşletme Boşanmadan Önce Devredilirse Ne Olur?
İşletmenin, araçların, stokların veya müşteri sözleşmelerinin boşanma öncesinde yakın bir kişiye devredilmesi tasfiye dışında kalacakları anlamına gelmez.
Devir bedelinin gerçek olup olmadığı, bedelin ödenip ödenmediği, işletmenin fiilen eski sahibi tarafından kullanılmaya devam edilip edilmediği ve işlemin diğer eşin katılma alacağını azaltma amacı taşıyıp taşımadığı araştırılabilir.
Katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan bazı devirler, Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi kapsamında edinilmiş mallara değer olarak eklenebilir.
Diğer Eş İşletmenin Yarısını Alabilir mi?
Edinilmiş mallara katılma rejimi, işletmenin fiziksel olarak bölünmesi veya diğer eşin işletmeye ortak yapılması sonucunu doğurmaz. İşletme ve mesleki faaliyet kural olarak sahibi tarafından sürdürülür.
Tasfiye sonunda işletmeye ilişkin edinilmiş malların net değeri artık değer hesabına dâhil edilir. Diğer eş, bu artık değer üzerinden hesaplanan katılma alacağını talep edebilir.
Bu nedenle talep çoğunlukla “işletmenin yarısının devri” değil, işletmeden kaynaklanan net edinilmiş mal değerinin parasal karşılığıdır.
Hukuki Bilgilendirme Notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Şahıs işletmesi ve serbest meslek faaliyetinin tasfiyesi; kuruluş tarihine, sermaye kaynağına, muhasebe kayıtlarına, borçlara ve faaliyetin kişiye bağlı niteliğine göre değişebilir. Metin, somut olay bakımından hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliğinde değildir.