Boşanmada Şirket Hisselerinin ve Ticari İşletmenin Paylaşımı
Boşanmada Şirket Hisseleri Paylaşılır mı?
Eşlerden birinin anonim veya limited şirkette sahip olduğu paylar, boşanma nedeniyle her durumda doğrudan yarı yarıya bölünmez. Öncelikle şirket payının hangi tarihte ve hangi ekonomik kaynakla edinildiği belirlenir. Ardından eşler arasındaki mal rejimine göre payın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğu değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’na göre mal rejimi devam ederken karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değerleri kural olarak edinilmiş maldır. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan, miras veya bağış yoluyla kazanılan değerler ise kişisel mal sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Bu nedenle;
-
Evlilik sırasında ücret, ticari kazanç veya ortak aile birikimiyle alınan şirket hisseleri edinilmiş mal,
-
Evlilikten önce sahip olunan şirket hisseleri kişisel mal,
-
Miras veya bağış yoluyla kazanılan şirket payları kişisel mal
niteliğinde olabilir.
Ancak bu ayrım yalnızca şirketin kuruluş veya hisse edinme tarihine bakılarak yapılamaz. Sermaye artışları, pay devirleri, şirket birleşmeleri, bölünmeler, kâr payları, ortak cari hesapları ve evlilik sırasında şirkete aktarılan kaynaklar da ayrıca incelenmelidir.
Şirketin Yarısı Diğer Eşe mi Geçer?
Hayır. Eşlerden birinin şirkette yüzde elli paya sahip olması, boşanma sonucunda diğer eşin otomatik olarak yüzde yirmi beş oranında şirket ortağı hâline gelmesi anlamına gelmez.
Ticaret şirketleri, ortaklarından ayrı tüzel kişiliğe sahiptir. Şirkete ait taşınmaz, banka hesabı, araç, makine ve diğer varlıklar doğrudan pay sahibi eşe değil şirkete aittir. Mal rejimi tasfiyesinde kural olarak şirketin tek tek varlıkları değil, eşin şirkette sahip olduğu payın ekonomik değeri değerlendirilir.
Tasfiye sonucunda diğer eşin hakkı çoğunlukla;
-
Şirket payının doğrudan devri şeklinde değil,
-
Hesaplanan artık değer üzerinden parasal katılma alacağı şeklinde
ortaya çıkar.
Türk Medeni Kanunu, katılma alacağı ile değer artış payının para veya aynen ödenmesine izin vermektedir. Ancak aynen ödeme yapılırken mesleğin icrasına ayrılan birimler ve işletmenin ekonomik bütünlüğü korunmalıdır. Bu nedenle şirket payının doğrudan diğer eşe verilmesi hukuken tamamen imkânsız değildir; fakat otomatik ve zorunlu sonuç da değildir.
Şirket ile Şirket Hissesi Arasındaki Fark
Şirketin malvarlığı ile ortağın şirket hissesi birbirinden ayrılmalıdır.
Örneğin limited şirkete ait;
-
Fabrika,
-
Ofis,
-
Ticari araç,
-
Banka hesabı,
-
Marka,
-
Makine,
-
Stok,
-
Alacak
şirket tüzel kişiliğine aittir. Eşin malvarlığında bulunan değer ise limited şirketteki esas sermaye payıdır.
Diğer eş;
“Şirketin Ankara’daki taşınmazının yarısı benimdir.”
şeklinde doğrudan mülkiyet talep edemez. Bunun yerine şirket taşınmazının ve diğer varlıklarının şirket değerine etkisi dikkate alınarak eşin sahip olduğu payın güncel ekonomik değeri hesaplanabilir.
Bu ayrım özellikle şirket borçları bakımından da önemlidir. Şirketin alacakları, borçları, ticari riskleri ve yükümlülükleri pay değerini etkiler; ancak her şirket borcu doğrudan pay sahibi eşin kişisel borcu olarak kabul edilmez.
Şahıs İşletmesi ile Sermaye Şirketi Arasındaki Fark
Boşanmada şirket hisselerinin paylaşımı anlatılırken şahıs işletmesi ile anonim veya limited şirket birbirine karıştırılmamalıdır.
Anonim ve Limited Şirkette
Şirket ayrı bir tüzel kişidir. Eşin malvarlığında şirketin araçları veya taşınmazları değil, şirket payı bulunur. Değerleme ağırlıklı olarak şirket payı üzerinden yapılır.
Şahıs İşletmesinde
İşletme, sahibinden ayrı bir tüzel kişilik oluşturmaz. İşletmeye ait;
-
Ticari mallar,
-
Demirbaşlar,
-
Alacaklar,
-
Banka hesapları,
-
Marka ve diğer ekonomik değerler
işletme sahibi gerçek kişinin malvarlığında bulunabilir.
Bu nedenle şahıs işletmesinde yalnızca bir “hisse değeri” hesaplanması yerine işletmenin aktifleri, borçları, gelir gücü ve işletme değeri birlikte incelenebilir.
Adi Ortaklıkta
Adi ortaklık da ticaret şirketlerinden farklı bir hukuki yapıdır. Eşin ortaklıktaki payı, ortaklık sözleşmesi, sermaye katkısı, alacaklar ve tasfiye hükümleri üzerinden değerlendirilmelidir.
Hangi Şirket Türleri Mal Paylaşımına Konu Olabilir?
Mal rejimi tasfiyesi kapsamında ekonomik değer taşıyan farklı şirket ve ortaklık payları incelenebilir:
-
Limited şirket esas sermaye payları,
-
Anonim şirket payları ve pay senetleri,
-
Halka açık şirket hisseleri,
-
Kollektif veya komandit şirket ortaklık payları,
-
Kooperatif payları,
-
Adi ortaklık payları,
-
Girişim ve teknoloji şirketlerindeki paylar,
-
Yabancı şirket hisseleri,
-
Şirket satın alma veya pay edinme hakları,
-
Çalışanlara verilen pay opsiyonları,
-
İntifa hakkı veya paya bağlı diğer ekonomik haklar.
Her şirket türünde payın devri, ortaklık hakları, şirket sözleşmesi ve değerleme yöntemi farklı olabilir. Bu nedenle yalnızca ticaret sicilindeki nominal sermaye rakamına göre hesap yapılamaz.
Şirket Payının Edinilmiş veya Kişisel Mal Olması
Evlilik Sırasında Kurulan Şirket
Eşlerden biri evlilik devam ederken şirket kurmuş ve sermayeyi çalışma geliri, ticari kazanç veya edinilmiş mal niteliğindeki birikimle karşılamışsa şirket payı kural olarak edinilmiş mal sayılabilir.
Örneğin eşlerden biri;
-
2018 yılında evlenmiş,
-
2021 yılında maaş birikimiyle limited şirket kurmuş,
-
2026 yılında boşanma davası açılmışsa
şirket payının edinilmiş mal olarak tasfiyede dikkate alınması gündeme gelir.
Diğer eşin şirkette çalışmamış veya sermaye koymamış olması, katılma alacağı hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Edinilmiş mallara katılma rejimindeki hak, her bir mal için doğrudan para katkısının ispatına bağlı değildir.
Evlilikten Önce Kurulan Şirket
Evlilikten önce sahip olunan şirket hissesi kural olarak kişisel maldır. Payın kendisi artık değer hesabına doğrudan edinilmiş mal olarak eklenmez.
Ancak evlilik sırasında;
-
Şirkete edinilmiş mallardan sermaye aktarılması,
-
Pay oranının edinilmiş kaynakla artırılması,
-
Şirket borçlarının aile gelirleriyle ödenmesi,
-
Kişisel payın edinilmesi veya korunması için edinilmiş mal kullanılması,
-
Şirketten kâr payı veya başka gelir elde edilmesi
mal rejimi hesabında farklı alacaklar doğurabilir.
Bu nedenle “Şirket evlilikten önce kuruldu, diğer eş hiçbir hak talep edemez.” şeklindeki genel yaklaşım doğru değildir.
Miras veya Bağış Yoluyla Gelen Şirket Hissesi
Eşlerden birine miras veya karşılıksız kazandırma yoluyla geçen şirket hissesi kural olarak kişisel maldır. Ancak kişisel mal niteliğindeki şirket hissesinden evlilik sırasında elde edilen gelirler, aksine geçerli bir mal rejimi sözleşmesi bulunmadıkça edinilmiş mal sayılabilir.
Örneğin eşe babasından miras kalan şirket payının kendisi kişisel mal olabilir. Buna karşılık evlilik süresince bu pay üzerinden dağıtılan kâr payları edinilmiş mal hesabında değerlendirilebilir.
Payın Hangi Kaynakla Alındığı Neden Önemlidir?
Bir şirket hissesi evlilik sırasında alınmış olsa bile bedeli tamamen kişisel maldan karşılanmış olabilir.
Örneğin eş;
-
Miras kalan taşınmazını satarak,
-
Evlilik öncesi banka hesabındaki parayı kullanarak,
-
Kendisine yapılan kişisel bağışla
şirket hissesi satın almış olabilir.
Kişisel malın yerine geçen değer de kişisel maldır. Ancak satın alma bedelinin bir kısmı kişisel, bir kısmı edinilmiş maldan karşılanmışsa farklı mal grupları arasında denkleştirme yapılması gerekebilir.
Şirket Hissesinin Kişisel Mal Olduğunu Kim İspatlar?
Bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bu iddiasını ispatlamalıdır. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Kişisel mal iddiası şu delillerle ispatlanabilir:
-
Evlilik öncesi ticaret sicili kayıtları,
-
Pay devir sözleşmeleri,
-
Şirket kuruluş belgeleri,
-
Banka hesap hareketleri,
-
Mirasçılık belgesi,
-
Bağış sözleşmesi,
-
Önceki tarihli pay defteri,
-
Sermaye ödeme belgeleri,
-
Vergi ve muhasebe kayıtları.
Yalnızca şirket kuruluş tarihinin evlilikten önce olması her zaman yeterli değildir. Eşin mevcut paylarının ne zaman, hangi işlemle ve hangi kaynakla kazanıldığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Evlilik Sırasında Yapılan Sermaye Artırımları
Sermaye Artırımı Payın Niteliğini Değiştirir mi?
Evlilikten önce kurulmuş bir şirkette evlilik sırasında sermaye artırımı yapılabilir. Bu durumda artırılan payların ve şirket değerindeki değişimin hangi kaynaktan doğduğu araştırılmalıdır.
Sermaye artırımının;
-
Maaş veya ticari kazançtan,
-
Ortak aile birikiminden,
-
Kişisel miras parasından,
-
Şirketin iç kaynaklarından,
-
Bir üçüncü kişinin bağışından
karşılanması farklı sonuçlar doğurabilir.
Kişisel mal niteliğindeki şirket payına edinilmiş mallardan sermaye aktarılmışsa, tasfiye sırasında kişisel ve edinilmiş mal grupları arasında denkleştirme gündeme gelebilir. Kanun, bir mal grubundan diğer gruptaki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı yapılması hâlinde katkı oranı ve tasfiye zamanındaki değer üzerinden hesap yapılmasını öngörmektedir.
Bedelli Sermaye Artırımı
Eşin yeni sermaye koyarak ek pay kazanması hâlinde, ödenen sermayenin kaynağı önemlidir.
Edinilmiş gelirle ödenen bedel karşılığında kazanılan yeni paylar edinilmiş mal niteliğinde olabilir. Kişisel mal kullanılmışsa yeni payların kişisel mal olduğu ileri sürülebilir.
Hem kişisel hem edinilmiş kaynak kullanılmışsa karma finansman ve denkleştirme hesabı yapılması gerekebilir.
Bedelsiz Sermaye Artırımı
Şirketin iç kaynaklarından yapılan bedelsiz sermaye artırımında eşin pay sayısı veya nominal sermaye tutarı artabilir.
Ancak bedelsiz payların hukuki niteliği belirlenirken yalnızca “bedelsiz” ifadesine dayanılmamalıdır. Artışın hangi iç kaynaktan yapıldığı, bu kaynağın şirket değerinde daha önce bulunup bulunmadığı ve eski payların kişisel veya edinilmiş mal niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Aynı ekonomik değerin hem payın güncel değerinde hem de ayrı bir malvarlığı kalemi olarak iki kez hesaplanmasından kaçınılmalıdır.
Şirket Kârı ve Kâr Payları
Dağıtılan Kâr Payı Edinilmiş Mal mıdır?
Kişisel malların gelirleri Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş maldır. Bu nedenle kişisel mal niteliğindeki bir şirket hissesinden evlilik süresince elde edilen kâr payları da kural olarak edinilmiş mal kapsamında değerlendirilir. Eşler geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını kararlaştırabilir.
Anonim şirketlerde pay sahibi, dağıtılmasına karar verilmiş net dönem kârına payı oranında katılma hakkına sahiptir. Kârın kullanımı ve dağıtılacak kâr payının belirlenmesi genel kurulun görev alanındadır; kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.
Limited şirketlerde de kâr payı, kanuni ve sözleşmesel yedekler ayrıldıktan sonra net dönem kârı ve bu amaçla ayrılmış yedek akçeler üzerinden dağıtılabilir.
Dağıtılmamış Şirket Kârları Paylaşılır mı?
Şirketin elde ettiği fakat ortaklara dağıtmadığı kâr, doğrudan ortağın banka hesabındaki kişisel para değildir. Şirket tüzel kişiliğinin malvarlığı içinde kalır.
Bununla birlikte dağıtılmamış kâr;
-
Şirketin özkaynaklarını,
-
Mali gücünü,
-
Yatırım kapasitesini,
-
Dolayısıyla şirket hissesinin ekonomik değerini
artırabilir.
Değerleme yapılırken şirket bünyesinde bırakılan kârların pay değerine etkisi incelenir. Ancak aynı tutarın hem ayrı bir “kâr alacağı” hem de şirket payının artırılmış değeri içerisinde iki kez hesaplanmaması gerekir.
Ortak olan eşin kâr dağıtımını kasıtlı şekilde erteleyerek diğer eşin katılma alacağını azaltmaya çalıştığı ileri sürülüyorsa;
-
Genel kurul kararları,
-
Şirketin geçmiş kâr dağıtım politikası,
-
Yedek akçeler,
-
İlişkili kişilere yapılan ödemeler,
-
Eşin şirket üzerindeki kontrol gücü
incelenebilir.
Her dağıtılmayan kâr, mal kaçırma amacı taşımaz. Şirketin yatırım ihtiyacı, likiditesi, borçları ve ticari devamlılığı da değerlendirilmelidir.
Maaş, Huzur Hakkı ve Yönetici Ücreti
Şirkette çalışan veya yönetici olan eşe ödenen;
-
Maaş,
-
Huzur hakkı,
-
Prim,
-
İkramiye,
-
Performans ödemesi,
-
Yönetici ücreti
çalışma karşılığı elde edilen gelir niteliğindeyse edinilmiş mal sayılabilir. Türk Medeni Kanunu, çalışma karşılığı edinimleri edinilmiş mallar arasında saymaktadır.
Eşin şirketten aldığı olağan ücret ile şirket kârından veya pay sahipliği sıfatından kaynaklanan dağıtımlar birbirinden ayrılmalıdır.
Şirketin Eşin Kişisel Giderlerini Ödemesi
Şirket tarafından ortak eşin;
-
Konut giderleri,
-
Tatil masrafları,
-
Özel araç giderleri,
-
Kişisel kredi ödemeleri,
-
Aile bireylerine yapılan karşılıksız ödemeler
karşılanmış olabilir.
Bu ödemelerin;
-
Ücret,
-
Kâr payı,
-
Ortak cari hesap işlemi,
-
Şirketten alacak,
-
Şirketten borçlanma,
-
Şirket gideri olarak gösterilmiş kişisel harcama
niteliğinde olup olmadığı incelenmelidir.
Şirketin ödediği her kişisel gider doğrudan dağıtılmış kâr sayılmaz. Muhasebe kaydı, hukuki sebep ve ödemenin geri ödenip ödenmediği değerlendirilir.
Ortak Cari Hesabı ve Şirketten Alacaklar
Ortağın Şirketten Alacağı Ayrı Bir Malvarlığı Değeri midir?
Eşin şirketten doğmuş gerçek bir alacağı bulunabilir. Örneğin eş;
-
Şirkete borç para vermiş,
-
Şirket adına ödeme yapmış,
-
Hak ettiği ücreti almamış,
-
Kâr payı alacağı kazanmış
olabilir.
Ortağın şirketten alacağı, şirket hissesinden ayrı bir malvarlığı kalemi olarak değerlendirilmelidir.
Ancak şirket borcu pay değerini azaltırken aynı tutarın eş lehine şirketten alacak olarak ayrıca hesaba katılması hâlinde çifte hesaplamaya yol açılmamalıdır. Bilirkişi, şirket bilançosu ile ortağın kişisel alacağını birlikte incelemelidir.
Ortağın Şirkete Borcu
Eşin şirkete borçlu görünmesi de pay değerlemesini ve kişisel malvarlığı hesabını etkileyebilir.
Ortaklar cari hesabında görünen borcun;
-
Gerçek bir borç olup olmadığı,
-
Kişisel harcamalardan mı kaynaklandığı,
-
Sonradan kapatılıp kapatılmadığı,
-
Şirket tarafından tahsil edilip edilmediği
araştırılmalıdır.
Sırf mal rejimi davasında pay değerini azaltmak amacıyla sonradan oluşturulan veya gerçeği yansıtmayan muhasebe kayıtlarına dayanılması mümkün değildir.
Şirket Hissesinin Değeri Nasıl Belirlenir?
Nominal Değer Yeterli midir?
Hayır. Ticaret sicilinde veya şirket sözleşmesinde yazan nominal sermaye tutarı, şirket hissesinin gerçek ekonomik değerini çoğu zaman göstermez.
Örneğin sermayesi 500.000 TL olan bir şirket;
-
Değerli taşınmazlara,
-
Güçlü markaya,
-
Yüksek müşteri portföyüne,
-
Önemli ihracat gelirlerine,
-
Yüksek borç veya dava riskine
sahip olabilir.
Bu şirketin pay değeri nominal sermayeden çok daha yüksek veya daha düşük olabilir.
Türk Medeni Kanunu, mal rejimi tasfiyesinde malların sürüm değerinin esas alınmasını ve mal rejimi sona erdiğinde mevcut olan edinilmiş malların tasfiye tarihindeki değeriyle hesaplanmasını öngörmektedir.
Defter Değeri ile Piyasa Değeri Aynı mıdır?
Defter değeri, şirketin muhasebe kayıtlarındaki özkaynak değerini ifade edebilir. Ancak muhasebe kayıtları;
-
Taşınmazların güncel piyasa değerini,
-
Marka değerini,
-
Müşteri portföyünü,
-
Şirketin kârlılık kapasitesini,
-
Ticari itibarı,
-
Gelecekteki gelir potansiyelini
tam olarak yansıtmayabilir.
Bu nedenle yalnızca bilançodaki özkaynak tutarına göre hesap yapılması her şirket bakımından doğru sonuç vermez.
Kullanılabilecek Değerleme Yöntemleri
Şirketin faaliyet alanına ve mali yapısına göre farklı değerleme yöntemlerinden yararlanılabilir:
-
Net aktif değer yöntemi,
-
Düzeltilmiş özkaynak yöntemi,
-
Gelir veya kazanç yaklaşımı,
-
İndirgenmiş nakit akımı yöntemi,
-
Benzer şirket veya işlem çarpanları,
-
Borsa değeri,
-
Tasfiye değeri,
-
Karma değerleme yöntemleri.
Hangi yöntemin kullanılacağı;
-
Şirketin faaliyet gösterip göstermediğine,
-
Düzenli gelir üretip üretmediğine,
-
Halka açık olup olmadığına,
-
Taşınmaz ağırlıklı veya hizmet ağırlıklı olmasına,
-
Şirketin sahibine ne ölçüde bağımlı olduğuna
göre belirlenmelidir.
Bilirkişi raporunda neden belirli yöntemin seçildiği ve alternatif yöntemlerin neden uygun görülmediği açıklanmalıdır.
Şirket Değeri ile Pay Değeri Nasıl Ayrılır?
Öncelikle şirketin tamamının ekonomik değeri hesaplanabilir. Daha sonra eşin sahip olduğu pay oranı, payın imtiyazları ve devredilebilirlik sınırlamaları dikkate alınarak eşe ait payın değeri belirlenir.
Örneğin şirketin tamamının değeri 20.000.000 TL ve eşin payı yüzde otuz ise basit matematikle pay değeri 6.000.000 TL görünebilir. Ancak;
-
Payın azınlık payı olması,
-
Oy veya kâr imtiyazı bulunması,
-
Devir kısıtlamaları,
-
Ek ödeme yükümlülüğü,
-
Payın kontrol gücü sağlaması
nihai değeri etkileyebilir.
Her azınlık payına otomatik indirim veya her çoğunluk payına otomatik prim uygulanmamalıdır. Somut şirket yapısı ve paya bağlı gerçek haklar incelenmelidir.
Marka ve Ticari İtibar Hesaba Katılır mı?
Şirketin;
-
Markası,
-
Ticaret unvanı,
-
Müşteri çevresi,
-
Lisansları,
-
Dağıtım ağı,
-
Ticari itibarı,
-
Dijital varlıkları,
-
Alan adları,
-
Yazılımları,
-
Fikrî mülkiyet hakları
ekonomik değer taşıyabilir.
Türk Ticaret Kanunu, fikrî mülkiyet hakları, ticari itibar, ticari işletmeler ve devredilebilir ekonomik hakların şirkete sermaye olarak konulabilmesine imkân tanımaktadır. Bu değerlerin şirket ekonomik değeri üzerindeki etkisi inceleme konusu olabilir.
Ancak şirketten bağımsız şekilde yalnızca eşin kişisel yetenek, mesleki beceri veya bireysel şöhretine bağlı değer ile şirkete devredilebilir kurumsal değer birbirinden ayrılmalıdır.
Sahibine Bağlı İşletmeler
Doktor, diş hekimi, avukat, mimar, danışman veya sanatçı gibi kişisel hizmet sunan mesleklerde şirketin geliri büyük ölçüde eşin kişisel emeğine ve mesleki itibarına bağlı olabilir.
Bu durumda;
-
Şirketin devredilebilir kurumsal değeri,
-
Eşin gelecekteki kişisel çalışma kapasitesi,
-
Mevcut müşteri sözleşmeleri,
-
Marka ve organizasyon yapısı
birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin boşanmadan sonraki gelecekteki emeği, mal rejimi sona erdiği tarihte mevcut bir malvarlığı değeri değilse doğrudan tasfiyeye dâhil edilemez. Buna karşılık dava tarihinde mevcut kurumsal marka, sözleşmeler ve devredilebilir müşteri organizasyonu pay değerini etkileyebilir.
Start-up ve Teknoloji Şirketlerinde Değerleme
Yeni kurulmuş teknoloji şirketlerinde;
-
Henüz kâr bulunmaması,
-
Yüksek büyüme beklentisi,
-
Yatırım turları,
-
İmtiyazlı paylar,
-
Dönüştürülebilir borçlar,
-
Pay opsiyonları,
-
Fikrî mülkiyet hakları
değerlemeyi güçleştirebilir.
Son yatırım turunda kabul edilen şirket değeri önemli bir veri olabilir; ancak yatırımcılara verilen imtiyazlar, tasfiye öncelikleri ve yatırım tarihinden sonraki gelişmeler incelenmeden doğrudan uygulanmamalıdır.
Geleceğe ilişkin tahminlerin aşırı iyimser veya kötümser olmaması ve kullanılan varsayımların raporda açıklanması gerekir.
Şirket Payının Değerleme Tarihi
Hangi Tarihteki Şirket Payı Dikkate Alınır?
Boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle şirket payının tasfiyeye girip girmediği ve malın kapsamı kural olarak dava tarihine göre belirlenir.
Ancak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki güncel değerleriyle hesaba katılır.
Basitleştirilmiş olarak:
-
Payın mevcut olup olmadığı ve kapsamı: Boşanma dava tarihi,
-
Payın ekonomik değeri: Tasfiye veya hükme en yakın değerleme tarihi
esas alınabilir.
Bu nedenle payın yıllar önceki kuruluş sermayesi veya boşanma dava tarihindeki nominal değeriyle yetinilmez.
Dava Tarihinden Sonra Şirketin Değeri Artarsa
Dava tarihinden sonra şirket payının değeri;
-
Piyasa koşulları,
-
Şirket varlıklarının değerlenmesi,
-
Enflasyon,
-
Kur değişimi,
-
Mevcut işlerin sonuçlanması
nedeniyle artmış olabilir.
Mal rejimi sona erdiği sırada mevcut payların tasfiye anındaki değeri esas alındığından bu artış değerlemede dikkate alınabilir.
Buna karşılık yalnızca dava tarihinden sonra ortak eşin yeni emeği, yeni sermayesi veya bağımsız girişimleri sayesinde meydana gelen değer artışının nasıl ayrıştırılacağı somut uzman incelemesi gerektirir.
Dava Tarihinden Sonra Sermaye Konulması
Boşanma davası açıldıktan sonra eş şirkete yeni ve kişisel kaynak aktarmış olabilir.
Bu durumda dava tarihinden sonra yapılan gerçek sermaye katkısının şirket payının güncel değerine etkisi ayrıca belirlenmelidir. Sonraki kişisel yatırımın tamamının mal rejimi dönemine ait değer gibi hesaplanması hakkaniyete aykırı sonuç doğurabilir.
Tersi durumda, dava tarihinden sonra şirketten pay sahibi eşe büyük miktarda para veya mal aktarılmışsa bunun pay değerine ve mal rejimi hesabına etkisi incelenmelidir.
Şirket Borçları ve Riskler
Şirket Borçları Pay Değerinden Düşülür mü?
Şirketin gerçek borçları, yükümlülükleri ve ticari riskleri şirketin ekonomik değerini azaltabilir.
Değerlemede özellikle;
-
Banka kredileri,
-
Vergi ve SGK borçları,
-
Ticari borçlar,
-
Çalışan alacakları,
-
Devam eden davalar,
-
Kefalet ve garanti yükümlülükleri,
-
Çevresel veya düzenleyici riskler,
-
Ödenmemiş sermaye borçları
incelenebilir.
Ancak yalnızca şirketin borcu bulunduğu gerekçesiyle payın değersiz olduğu sonucuna varılamaz. Şirketin varlıkları, gelir üretme kapasitesi ve borçları birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketin Borcu ile Eşin Borcu Aynı mıdır?
Hayır. Ticaret şirketleri ayrı tüzel kişiliğe sahiptir ve kendi borçlarını üstlenebilir. Limited şirkette şirket, borç ve yükümlülüklerinden malvarlığıyla sorumludur.
Bununla birlikte pay sahibi eş;
-
Bankaya kişisel kefalet vermiş,
-
Şirket borcu için kişisel ipotek kurmuş,
-
Ödenmemiş sermaye borcu üstlenmiş,
-
Vergi ve kamu borçlarından özel kanun gereği sorumlu hâle gelmiş
olabilir.
Şirket borcu, pay sahibinin kişisel borcu ve payın değerini azaltan şirket yükümlülüğü birbirinden ayrılmalıdır.
Sonradan Oluşturulan Şirket Borçları
Boşanma sürecinde şirketin borçları yapay biçimde artırılmış, ilişkili kişilere gerçeğe aykırı borç kaydedilmiş veya şirket varlıkları düşük bedelle devredilmiş olabilir.
Mahkeme ve bilirkişi;
-
Borcun ticari gerekçesini,
-
Sözleşme ve banka belgelerini,
-
İlişkili taraf bağlantısını,
-
Ödeme yapılıp yapılmadığını,
-
İşlemin zamanını,
-
Önceki dönem uygulamalarını
incelemelidir.
Yalnızca muhasebe kayıtlarında görünmesi bir borcun gerçek ve mal rejimi hesabında dikkate alınabilir olduğunu kesin olarak göstermez.
Şirket Hissesinin Devredilmesi ve Mal Kaçırma
Boşanmadan Önce Hisse Devri Yapılırsa
Eşlerden biri boşanma öncesinde şirket paylarını;
-
Kardeşine,
-
Anne veya babasına,
-
İş ortağına,
-
Kendi kontrolündeki başka şirkete,
-
Güvendiği üçüncü kişiye
devretmiş olabilir.
Hisse devri yapılmış olması payın mal rejimi hesabından kesin olarak çıktığı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu’na göre;
-
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar,
-
Diğer eşin katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan devirler
edinilmiş mallara değer olarak eklenebilir.
Devrin gerçek satış mı, bağış mı veya görünüşte işlem mi olduğu araştırılır.
Düşük Bedelle Hisse Devri
Şirket hissesi gerçek değerinin çok altında bir bedelle yakın kişiye devredilmişse;
-
Gerçek satış bedeli,
-
Bedelin ödenip ödenmediği,
-
Devralanla eş arasındaki ilişki,
-
Yönetim ve kontrolün kimde kaldığı,
-
Devirden sonra kârı kimin aldığı,
-
Devir zamanının boşanmayla ilişkisi
incelenir.
Hissenin nominal bedelle devredilmiş olması, şirketin ekonomik değeri çok daha yüksekse işlemin gerçek piyasa koşullarında yapıldığını tek başına göstermez.
Devirden Sonra Şirketi Aynı Eş Yönetiyorsa
Paylar üçüncü kişiye devredilmiş görünmesine rağmen;
-
Şirketi aynı eş yönetmeye devam ediyor,
-
Kâr ve gelirlerden aynı eş yararlanıyor,
-
Devralan kişi şirket faaliyetlerine katılmıyor,
-
Pay bedeli gerçekte ödenmemişse
muvazaa veya katılma alacağını azaltma amacı daha güçlü biçimde tartışılabilir.
Ancak aile veya yakınlık ilişkisi tek başına her devri muvazaalı hâle getirmez. Somut ticari sebep ve ödeme belgeleri araştırılmalıdır.
Limited Şirket Payının Devri
Limited şirket esas sermaye payının iradi devri yazılı şekilde yapılmalı ve tarafların imzaları noter tarafından onaylanmalıdır. Şirket sözleşmesinde aksi düzenlenmemişse genel kurul onayı gerekir.
Türk Ticaret Kanunu, payın eşler arasındaki mal rejimi hükümleriyle geçmesi hâlinde hak ve borçların genel kurul onayı aranmaksızın payı edinen kişiye geçmesini düzenlemektedir. Bununla birlikte şirket, belirli şartlarla gerçek değer üzerinden devralma önererek geçişi reddedebilir.
Bu düzenlemeler, mal rejimi tasfiyesinde diğer eşin otomatik olarak ortak olduğu anlamına gelmez. Mahkeme aynen ödeme veya pay geçişi sonucuna ulaşırsa şirketler hukukundaki geçiş ve değer hükümleri ayrıca uygulanır.
Anonim Şirket Payının Devri
Anonim şirket paylarında devir yöntemi payın;
-
Hamiline yazılı,
-
Nama yazılı,
-
Senede bağlanmamış,
-
Borsaya kote
olmasına göre değişebilir.
Hamiline yazılı pay senetlerinin devri zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm doğurur. Nama yazılı paylar ise kanun veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe devredilebilir; bazı paylar bakımından şirket onayı veya esas sözleşmedeki sınırlamalar gündeme gelebilir. Türk Ticaret Kanunu, eşler arasındaki mal rejimi hükümleriyle gerçekleşen geçişler için de özel kurallar içermektedir.
Hisse devirlerinin;
-
Pay defteri,
-
MKK kayıtları,
-
Ticaret sicili,
-
Pay senedi teslimi,
-
Devir sözleşmeleri
üzerinden incelenmesi gerekebilir.
İhtiyati Tedbir ve Şirket Hisselerinin Korunması
Şirket Paylarına Tedbir Konulabilir mi?
Eşin paylarını devretme veya üçüncü kişiler lehine hak kurma riski varsa, mal rejimi alacağının korunması amacıyla ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Tedbir talebinde;
-
Şirketin unvanı,
-
Eşin pay oranı,
-
Devir riskini gösteren olaylar,
-
Korunmak istenen mal rejimi alacağı,
-
Gecikme hâlinde doğabilecek ciddi zarar
somut biçimde açıklanmalıdır.
Mahkeme her mal rejimi davasında şirket paylarına kendiliğinden tedbir koymaz. Talebin yaklaşık olarak ispatlanması ve ölçülü olması gerekir.
Tedbir Şirketin Faaliyetini Durdurur mu?
Şirket paylarının devrini önleyen tedbir ile şirketin ticari faaliyetlerini tamamen durduran tedbir aynı değildir.
Mahkeme;
-
Şirketin üçüncü kişilerle ticari faaliyetini,
-
Çalışanları ve alacaklıları,
-
Diğer ortakların haklarını,
-
İşletmenin ekonomik devamlılığını
gözetmelidir.
Diğer eşin muhtemel parasal alacağını korumak için şirketin bütün banka hesaplarının veya faaliyetinin durdurulması ölçüsüz olabilir. Daha sınırlı olarak pay devrinin önlenmesi veya belirli işlemlerin bildirilmesi değerlendirilebilir.
Şirket Varlıklarına Tedbir Konulabilir mi?
Mal rejimi borçlusunun malı şirket payıdır; şirketin malvarlığı ayrı tüzel kişiye aittir. Bu nedenle sırf eş şirket ortağı olduğu için şirkete ait tüm taşınmaz ve hesaplara doğrudan tedbir konulması mümkün olmayabilir.
Ancak şirketin davada taraf olduğu, şirket perdesinin kötüye kullanıldığı, muvazaalı devir bulunduğu veya şirket varlığı üzerinde doğrudan bir hak iddiası ileri sürüldüğü özel durumlar farklı değerlendirilir.
Şirket Belgelerine Nasıl Ulaşılır?
Diğer Eş Şirket Defterlerini Doğrudan İnceleyebilir mi?
Şirkette ortak olmayan eş, yalnızca evli olduğu gerekçesiyle şirketin bütün ticari defter ve sırlarını doğrudan inceleme yetkisine sahip değildir.
Ancak mal rejimi davasında mahkeme aracılığıyla;
-
Ticaret sicili kayıtları,
-
Şirket sözleşmesi,
-
Pay defteri,
-
Genel kurul kararları,
-
Finansal tablolar,
-
Vergi kayıtları,
-
Banka hesapları,
-
Yevmiye ve kebir kayıtları,
-
Ortak cari hesapları,
-
Bağımsız denetim raporları,
-
Taşınmaz ve araç kayıtları
getirtilebilir.
Şirketin ticari sırlarının korunması ile eşin adil yargılanma ve mal rejimi alacağını ispat hakkı arasında denge kurulmalıdır. Dosyayla ilgisiz bütün şirket bilgilerinin açıklanması yerine, değerleme için gerekli kayıtlar incelenmelidir.
Şirket Defterleri Sunulmazsa Ne Olur?
Şirket defterlerinin, banka bilgilerinin veya mali kayıtların sunulmasından kaçınılması hâlinde mahkeme;
-
İlgili kurumlardan kayıtları resen isteyebilir,
-
Şirket veya tarafa müzekkere yazabilir,
-
Bilirkişi incelemesi yaptırabilir,
-
Usul hükümleri çerçevesinde kaçınmanın sonuçlarını değerlendirebilir.
Eksik belge nedeniyle şirket değerinin belirlenememesi, bilgiye erişimi kontrol eden eşin yararına sonuç doğurmamalıdır. Bununla birlikte varsayıma dayalı ve denetlenemeyen değerleme de yapılamaz.
Hangi Yılların Kayıtları İncelenir?
İncelenecek dönem;
-
Şirketin kuruluş tarihi,
-
Payın edinilme tarihi,
-
Mal rejiminin başlangıcı,
-
Boşanma dava tarihi,
-
Tasfiye tarihi,
-
Şüpheli devirlerin zamanı
dikkate alınarak belirlenir.
Yalnızca boşanma davasının açıldığı yılın bilançosu çoğu zaman yeterli değildir. Şirketin olağan performansını, kâr dağıtım politikasını ve olağan dışı işlemleri görmek için birden fazla yılın mali tabloları incelenebilir.
Bilirkişi İncelemesi
Hangi Bilirkişiler Görev Alabilir?
Şirket hisselerinin değerlemesinde dosyanın niteliğine göre;
-
Serbest muhasebeci mali müşavir,
-
Yeminli mali müşavir,
-
Bağımsız denetçi,
-
Finans ve şirket değerleme uzmanı,
-
Şirketler hukuku uzmanı,
-
Gayrimenkul değerleme uzmanı,
-
Fikrî mülkiyet veya sektör uzmanı
görevlendirilebilir.
Tek bir bilirkişinin bütün muhasebe, şirketler hukuku, marka, taşınmaz ve finans konularında uzman olduğu varsayılmamalıdır. Kapsamlı şirketlerde bilirkişi heyeti oluşturulması gerekebilir.
Bilirkişi Raporunda Neler Bulunmalıdır?
Sağlıklı bir bilirkişi raporunda özellikle şu hususlar açıklanmalıdır:
-
Eşin pay oranı ve pay türü,
-
Payın edinilme tarihi ve kaynağı,
-
Şirketin aktif ve borçları,
-
Kullanılan değerleme yöntemi,
-
Değerleme tarihinin gerekçesi,
-
Şirket varlıklarının güncel değerleri,
-
Dağıtılmış ve dağıtılmamış kârlar,
-
Ortak cari hesapları,
-
İlişkili taraf işlemleri,
-
Şüpheli pay ve varlık devirleri,
-
Şirketin faaliyet ve gelir kapasitesi,
-
Pay devri sınırlamaları,
-
Çifte hesaplamayı önleyen düzeltmeler,
-
Eşin payının nihai ekonomik değeri.
Raporda yalnızca sonuç rakamı verilmesi yeterli değildir. Hesaplamanın hangi belgelere ve varsayımlara dayandığı denetlenebilir biçimde gösterilmelidir.
Bilirkişi Raporuna İtiraz
Taraflar bilirkişi raporundaki;
-
Yanlış değerleme tarihi,
-
Eksik şirket varlıkları,
-
Gerçeğe aykırı borçlar,
-
Hatalı pay oranı,
-
Uygun olmayan değerleme yöntemi,
-
Dağıtılmamış kârın iki kez hesaplanması,
-
Şirketin marka veya taşınmazlarının göz ardı edilmesi,
-
Dava sonrası sermaye katkılarının ayrıştırılmaması
gibi hususlara itiraz edebilir.
İtirazın yalnızca “raporu kabul etmiyoruz” şeklinde yapılması yerine, hesap veya yöntem hataları somut biçimde açıklanmalıdır.
Şirket Hisselerinin Tasfiye Hesabı
Basitleştirilmiş Hesaplama Örneği
Eşlerden biri evlilik sırasında edinilmiş gelirle limited şirkette yüzde kırk pay kazanmış olsun.
Bilirkişi incelemesinde:
-
Şirketin tamamının düzeltilmiş ekonomik değeri: 20.000.000 TL
-
Eşin yüzde kırk payının değeri: 8.000.000 TL
-
Paya ilişkin ve hesaba alınması gereken gerçek borç: 1.000.000 TL
olarak belirlensin.
Bu durumda payın net edinilmiş mal değeri basit örnekte 7.000.000 TL olabilir. Diğer eş, karşılıklı artık değer ve diğer malvarlığı hesapları da dikkate alınarak bu değerin yarısı üzerinden katılma alacağı elde edebilir.
Bu örnek yalnızca temel mantığı göstermektedir. Gerçek hesapta;
-
Kişisel mal katkısı,
-
Sermaye artışları,
-
Şirketten alacaklar,
-
Değer artış payı,
-
Denkleştirme,
-
Eklenecek değerler,
-
Diğer eşin kendi edinilmiş malları
birlikte değerlendirilir.
Şirket Değeri Doğrudan İkiye Bölünür mü?
Hayır. Öncelikle şirket payının edinilmiş mal niteliğindeki net değeri belirlenir. Daha sonra her eşin bütün edinilmiş malları ve borçları üzerinden artık değer hesabı yapılır.
Türk Medeni Kanunu’na göre artık değer; eklenecek ve denkleştirilecek tutarlar dâhil olmak üzere edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla bulunur. Her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve karşılıklı alacaklar takas edilir.
Bu nedenle yalnızca şirket payının yarısını hesaplamak, bütün mal rejimi tasfiyesini göstermeyebilir.
Değer Artış Payı ve Şirkete Katkı
Diğer Eş Şirkete Para Koymuşsa
Eşlerden biri diğer eşe ait şirkete veya şirket payına;
-
Para vermiş,
-
Sermaye artırımını finanse etmiş,
-
Şirket borcunu ödemiş,
-
Karşılıksız mal veya ekipman sağlamış
olabilir.
Katkı doğrudan diğer eşin malvarlığındaki şirket payının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yönelikse değer artış payı alacağı gündeme gelebilir.
Türk Medeni Kanunu, eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılık almadan katkıda bulunması hâlinde, tasfiye sırasındaki değer artışından katkısı oranında alacak talep edebilmesine imkân tanımaktadır.
Ancak para doğrudan ayrı tüzel kişiliğe sahip şirkete verilmişse ödemenin;
-
Sermaye katkısı,
-
Şirkete borç,
-
Eş adına yapılan ödeme,
-
Bağış,
-
Şirketten alacak
niteliği ayrıca belirlenmelidir.
Diğer Eş Şirkette Ücretsiz Çalışmışsa
Eşlerden biri diğer eşin şirketinde uzun süre karşılıksız veya düşük ücretle çalışmış olabilir.
Bu durumda;
-
İşçilik alacağı,
-
Ücret alacağı,
-
Şirket ortaklığı iddiası,
-
Değer artışına katkı,
-
Aile dayanışması kapsamında çalışma
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sırf eşin şirkette çalışmış olması ona otomatik ortaklık payı kazandırmaz. Bununla birlikte karşılıksız emeğin şirket payının değerini artırdığı ve kanundaki katkı şartlarını oluşturduğu ileri sürülebilir. Talebin hukuki niteliği ve görevli mahkeme somut olaya göre belirlenmelidir.
Mal Rejimi Sözleşmesinin Şirket Paylarına Etkisi
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti nedeniyle edinilmiş mallara dâhil olması gereken belirli malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilir.
Ayrıca kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını da kararlaştırabilirler.
Bu nedenle şirket ortağı eşin bulunduğu dosyada;
-
Noterde yapılmış mal rejimi sözleşmesi,
-
Sözleşmenin tarihi,
-
İşletme ve şirket paylarına ilişkin hükümler,
-
Kâr payı ve gelir düzenlemeleri,
-
Geçmiş dönemin nasıl tasfiye edildiği
incelenmelidir.
Tarafların kendi aralarında imzaladığı sıradan bir belge, kanunda öngörülen mal rejimi sözleşmesi şekline uygun değilse beklenen sonucu doğurmayabilir.
Mal Ayrılığı Rejiminde Şirket Hisseleri
Eşler geçerli şekilde mal ayrılığı rejimini seçmişse her eş kural olarak kendi malvarlığını korur. Edinilmiş mallara katılma rejimindeki genel artık değer ve katılma alacağı hesabı uygulanmaz.
Ancak diğer eşin;
-
Şirket payının edinilmesine yaptığı somut katkı,
-
Şirkete verdiği borç,
-
Ücretsiz çalışması,
-
Paylı mülkiyet veya ortaklık ilişkisi,
-
Genel borçlar hukukundan doğan alacağı
ayrıca değerlendirilebilir.
Mal ayrılığı rejimi, bir eşin diğerinin şirketine yaptığı ispatlanabilir her türlü katkıyı kendiliğinden karşılıksız hâle getirmez.
Şirket Hisseleri Boşanma Protokolünde Düzenlenebilir mi?
Taraflar anlaşmalı boşanma protokolü veya ayrıca düzenleyecekleri tasfiye sözleşmesiyle şirket hisselerine ilişkin anlaşma yapabilir.
Protokolde özellikle;
-
Şirketin tam ticaret unvanı,
-
Sicil numarası,
-
Pay oranı ve pay türü,
-
Hissenin kimde kalacağı,
-
Diğer eşe ödenecek bedel,
-
Değerleme tarihi,
-
Taksit ve ödeme planı,
-
Teminat,
-
Vergi ve işlem giderleri,
-
Şirket ve diğer ortakların onayı gereken işlemler
açıkça düzenlenmelidir.
“Şirket eşte kalacaktır.” veya “Tarafların şirket üzerinde hakkı yoktur.” şeklindeki genel ifadeler, katılma alacağından açık feragat bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık yaratabilir.
Pay devri kararlaştırılıyorsa Türk Ticaret Kanunu ve şirket sözleşmesindeki şekil ile onay şartları ayrıca yerine getirilmelidir. Mahkemece onaylanan boşanma protokolü, her durumda ticaret sicili ve şirketler hukuku işlemlerinin yerine geçmeyebilir.
Şirket ve Diğer Ortaklar Davanın Tarafı mıdır?
Mal rejiminin tasfiyesi davası esas olarak eşler arasındaki bir alacak uyuşmazlığıdır. Şirket ve diğer ortaklar yalnızca eşlerden birinin payı değerlemeye konu olduğu için otomatik olarak davalı hâline gelmez.
Ancak davada;
-
Şirket adına kayıtlı malın iptali,
-
Muvazaalı pay devrinin geçersizliği,
-
Şirketten belge alınması,
-
Üçüncü kişiye yapılan kazandırmanın etkisi,
-
Payın aynen devri
gibi talepler bulunuyorsa şirketin veya üçüncü kişilerin hukuki konumu ayrıca değerlendirilmelidir.
Yanlış kişiye veya eksik tarafla açılan dava usul sorunlarına yol açabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme
Şirket hisselerinin mal rejimi tasfiyesindeki değerine ilişkin katılma alacağı, değer artış payı ve denkleştirme taleplerinde görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Aile mahkemesinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Ancak uyuşmazlık;
-
Şirket genel kurul kararının iptali,
-
Pay devrinin şirketler hukuku bakımından geçerliliği,
-
Ortaklıktan çıkma veya çıkarılma,
-
Şirketten bilgi alma,
-
Ticari defter ve ortaklık hakları
gibi bağımsız ticari taleplere ilişkinse asliye ticaret mahkemesinin görev alanı gündeme gelebilir.
Aynı olayda hem aile hukuku hem ticaret hukuku davalarının ayrı mahkemelerde yürütülmesi gerekebilir.
Yetkili Mahkeme
Mal rejimi boşanma nedeniyle sona ermişse tasfiye davasında, boşanma davasında yetkili olan mahkeme yetkili olabilir.
Mal rejimi ölüm nedeniyle sona ermişse ölen eşin son yerleşim yeri; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi değerlendirilir.
Şirket merkezinin başka şehirde olması, aile mahkemesindeki mal rejimi davasının yetkisini tek başına değiştirmez. Ancak şirketler hukukuna ilişkin ayrı ticari davalarda şirket merkezine bağlı özel yetki kuralları uygulanabilir.
Zamanaşımı
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı taleplerinde, özel bir süre bulunmadığı ölçüde genel olarak on yıllık zamanaşımı süresi gündeme gelir.
Sürenin başlangıcı;
-
Boşanma kararının kesinleşmesi,
-
Mal rejiminin sona erme nedeni,
-
İleri sürülen alacağın niteliği
dikkate alınarak belirlenmelidir.
Şirket hisseleriyle bağlantılı;
-
Muvazaa,
-
Şirketten alacak,
-
İşçilik,
-
Haksız fiil,
-
Pay devri
talepleri farklı zamanaşımı veya hak düşürücü sürelere tabi olabilir. Bütün talepler için tek bir süre bulunduğu varsayılmamalıdır.
Boşanmada Şirket Hisselerine İlişkin Deliller
Dava kapsamında şu deliller kullanılabilir:
-
Ticaret sicili kayıtları,
-
Şirket kuruluş sözleşmesi ve esas sözleşme,
-
Pay defteri,
-
Pay devir sözleşmeleri,
-
Noter belgeleri,
-
MKK kayıtları,
-
Genel kurul ve yönetim kurulu kararları,
-
Sermaye artırım belgeleri,
-
Finansal tablolar,
-
Bilanço ve gelir tabloları,
-
Yevmiye ve kebir kayıtları,
-
Vergi beyannameleri,
-
Banka hesap hareketleri,
-
Ortaklar cari hesabı,
-
Şirket taşınmaz ve araç kayıtları,
-
Marka ve patent kayıtları,
-
Bağımsız denetim raporları,
-
Kredi ve teminat belgeleri,
-
Kâr dağıtım kararları,
-
Şüpheli pay veya varlık devirleri,
-
E-posta ve hukuka uygun yazışmalar,
-
Bilirkişi ve değerleme raporları.
Şirketin yalnızca son bilançosuyla yetinilmemeli; pay ediniminin ve şirket değerindeki değişimin anlaşılması için gerekli tarih aralığındaki kayıtlar incelenmelidir.
Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar
Boşanmada şirket hisselerinin paylaşımında sık yapılan hatalar şunlardır:
-
Şirketin yarısının otomatik olarak diğer eşe geçeceğini düşünmek,
-
Şirket malvarlığı ile ortağın hissesini aynı kabul etmek,
-
Şirket sermayesinin nominal tutarını gerçek şirket değeri sanmak,
-
Şahıs işletmesi ile limited veya anonim şirketi aynı yöntemle değerlendirmek,
-
Şirketin yalnızca kuruluş tarihine bakmak,
-
Payların hangi kaynakla edinildiğini araştırmamak,
-
Evlilikten önce kurulan şirkette hiçbir hak doğmayacağını düşünmek,
-
Kişisel mal niteliğindeki paydan elde edilen kâr paylarını gözden kaçırmak,
-
Dağıtılmamış kârı hem pay değerinde hem ayrı alacak olarak iki kez hesaplamak,
-
Sermaye artırımının kaynağını araştırmamak,
-
Şirketten ortak alacağını pay değeriyle karıştırmak,
-
Şirket borcu ile eşin kişisel borcunu aynı kabul etmek,
-
Şüpheli pay devirlerine karşı zamanında tedbir istememek,
-
Yakın akrabaya yapılan her devri otomatik olarak muvazaalı kabul etmek,
-
Dava tarihinden sonra yapılan yeni sermaye katkılarını ayrıştırmamak,
-
Şirketin marka, müşteri çevresi ve gelir kapasitesini dikkate almamak,
-
Şirketin bütün banka hesaplarına ölçüsüz tedbir talep etmek,
-
Pay devri kararlaştırılırken şirket sözleşmesi ve TTK şartlarını incelememek,
-
Bilirkişi raporundaki değerleme yöntemine somut itiraz sunmamak,
-
Aile mahkemesi ile ticaret mahkemesinin görev alanlarını karıştırmak.
⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Dava açılmadan veya anlaşma yapılmadan önce şu konular kontrol edilmelidir:
-
Eşler arasındaki mal rejimi,
-
Şirket payının edinilme tarihi,
-
Payın satın alma veya kuruluş sermayesinin kaynağı,
-
Evlilik sırasında yapılan sermaye artırımları,
-
Miras veya bağışla gelen paylar,
-
Paydan elde edilen kâr ve diğer gelirler,
-
Pay devirleri ve devir bedelleri,
-
Şirketin güncel aktif ve borçları,
-
Ortağın şirketten alacak ve borçları,
-
Şirketin marka ve diğer maddi olmayan değerleri,
-
Dava tarihinden sonraki sermaye ve faaliyet değişiklikleri,
-
Şirket sözleşmesindeki pay devri sınırlamaları,
-
İhtiyati tedbir ihtiyacı,
-
Şirket ve üçüncü kişilerin davadaki konumu,
-
Kullanılacak değerleme yöntemi,
-
Aynı ekonomik değerin iki kez hesaba katılmaması,
-
Tasfiye sonucunun para mı yoksa aynen ödeme mi olacağı.
Hukuki Destek Neden Önemlidir?
Boşanmada şirket hisselerinin paylaşımı, yalnızca ticaret sicilindeki pay oranının yarısının hesaplanmasından ibaret değildir.
Sağlıklı bir tasfiye için;
-
Aile hukuku,
-
Şirketler hukuku,
-
Muhasebe,
-
Finansal değerleme,
-
Vergi ve ticaret sicili kayıtları
birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketin gerçek ekonomik değerinin belirlenmemesi, gizli veya ilişkili taraf işlemlerinin araştırılmaması, kişisel mal ile edinilmiş mal kaynaklarının ayrılmaması önemli hak kayıplarına neden olabilir.
Diğer taraftan şirketin ticari devamlılığını bozacak ölçüsüz tedbirler veya gerçek dışı yüksek değerlemeler de şirketin çalışanlarına, alacaklılarına ve diğer ortaklarına zarar verebilir.
Bu nedenle şirket payına ilişkin taleplerin aile hukuku ve şirketler hukuku alanlarında koordineli biçimde hazırlanması; gerektiğinde mali müşavir, bağımsız denetçi ve şirket değerleme uzmanından destek alınması önem taşır.
Başlıca Mevzuat
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 202–241
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 124–126
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 408–509
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 593–600
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
-
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
Hukuki Bilgilendirme Notu
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık, şirket değerleme raporu veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin mütalaa niteliğinde değildir. Şirket hisselerinin mal rejimi tasfiyesindeki durumu; payın edinilme tarihi, finansman kaynağı, şirket türü, sermaye artırımları, şirket sözleşmesi, güncel mali tablolar ve tarafların taleplerine göre değişebilir. Yalnızca bu içeriğe dayanılarak pay devri, ihtiyati tedbir, şirket değerleme veya mal rejimi davası işlemi yapılmamalı; somut hukuki ve mali durum için alanında deneyimli avukat ve gerektiğinde finansal değerleme uzmanından destek alınmalıdır.