Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik süresince emekleri veya karşılığını vererek elde ettikleri malvarlığı değerlerinin, mal rejimi sona erdiğinde kanunda öngörülen esaslara göre tasfiye edilmesini sağlayan yasal mal rejimidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler evlenmeden önce veya evlilik sırasında noter aracılığıyla farklı bir mal rejimi seçmedikleri sürece bu rejime tabi olurlar. Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin edinilmiş malları ile her eşin kişisel mallarından oluşur.
Bu rejim, evlilik sırasında edinilen her malın tapuda eşler adına yarı yarıya kaydedilmesi anlamına gelmez. Eşler evlilik devam ederken kendi adlarına kayıtlı malların sahibi olmaya devam eder. Paylaşım veya daha doğru ifadeyle mal rejiminin tasfiyesi, rejim sona erdiğinde ortaya çıkan parasal alacakların hesaplanması yoluyla gerçekleştirilir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Ne Zamandan Beri Uygulanmaktadır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra evlenen ve başka bir mal rejimi seçmeyen eşler, evlilik tarihinden itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olur.
1 Ocak 2002’den önce evlenen eşler bakımından ise kural olarak;
-
Evlilik tarihinden 31 Aralık 2001’e kadar önceki yasal mal rejimi,
-
1 Ocak 2002’den mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi
uygulanır.
4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmeden önce evlenmiş eşler bir yıl içerisinde başka bir rejim seçmedikleri takdirde, 1 Ocak 2002’den itibaren edinilmiş mallara katılma rejimine tabi kabul edilir. Eşlerin bu bir yıllık dönemde sözleşme yaparak yeni rejimin evlenme tarihinden itibaren uygulanmasını kararlaştırmaları da mümkündü.
Bu nedenle uzun süren evliliklerde aynı malvarlığı bakımından birden fazla mal rejimi döneminin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Malları Ortak Mülkiyet Hâline Getirir mi?
Hayır. Edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik sırasında edinilen her mal üzerinde eşlere otomatik olarak ortak mülkiyet hakkı vermez.
Türk Medeni Kanunu’nun 223. maddesine göre her eş, yasal sınırlamalar içerisinde kendi kişisel ve edinilmiş mallarını yönetebilir, bunlardan yararlanabilir ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunabilir. Her eş kendi borçlarından da bütün malvarlığıyla sorumludur.
Örneğin evlilik sırasında satın alınan bir taşınmaz yalnızca eşlerden biri adına tescil edilmişse tapu maliki o eştir. Diğer eş, sırf edinilmiş mallara katılma rejimi nedeniyle taşınmazın yarısının kendi adına tescilini talep edemez. Ancak mal rejimi sona erdiğinde, taşınmaz edinilmiş mal niteliğindeyse tasfiye hesabında dikkate alınabilir ve diğer eş lehine katılma alacağı doğabilir.
Edinilmiş Mal Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesine göre edinilmiş mal, eşlerden her birinin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değeridir.
Kanunda edinilmiş mal olarak özellikle şu değerler sayılmıştır:
-
Çalışmanın karşılığı olarak elde edilen gelirler,
-
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler,
-
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
-
Kişisel mallardan elde edilen gelirler,
-
Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Bu sayım sınırlı değildir. Bir malvarlığı değerinin edinilmiş mal olup olmadığı, malın adı yerine hangi tarihte ve hangi ekonomik kaynakla elde edildiğine göre belirlenir.
Maaş ve Çalışma Gelirleri Edinilmiş Mal mıdır?
Evet. Eşlerin evlilik süresince çalışmaları karşılığında elde ettikleri;
-
Maaş,
-
Ücret,
-
Prim,
-
İkramiye,
-
Serbest meslek kazancı,
-
Ticari faaliyet geliri,
-
Performans ödemesi,
-
Mesai ücreti
kural olarak edinilmiş mal niteliğindedir.
Gelirin bir banka hesabında biriktirilmesi, yatırım hesabına aktarılması veya bu gelirle taşınmaz ya da araç satın alınması malın edinilmiş niteliğini kendiliğinden değiştirmez. Edinilmiş malın yerine geçen değer de edinilmiş mal kabul edilir.
Emekli İkramiyesi ve Sosyal Güvenlik Ödemeleri Nasıl Değerlendirilir?
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarının yaptığı ödemeler kural olarak edinilmiş maldır. Ancak toplu ödeme veya çalışma gücü kaybı tazminatının mal rejimi sona erdikten sonraki döneme karşılık gelen bölümü farklı değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 228. maddesine göre toplu ödeme yerine ömür boyu düzenli gelir bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme karşılık gelecek peşin sermaye değeri kişisel mal olarak hesaba katılır. Geri kalan bölüm ise edinilmiş mal hesabında değerlendirilebilir.
Bu nedenle emekli ikramiyesi veya toplu sosyal güvenlik ödemesinin tamamının doğrudan yarı yarıya paylaşılacağı şeklindeki yaklaşım doğru değildir. Aktüeryal hesaplama ve ödemenin hangi döneme karşılık geldiğinin belirlenmesi gerekebilir.
Kişisel Mal Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesine göre şu mallar kanun gereğince kişisel mal kabul edilir:
-
Yalnızca eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşyalar,
-
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallar,
-
Miras yoluyla elde edilen malvarlığı değerleri,
-
Bağış veya başka bir karşılıksız kazanma yoluyla edinilen mallar,
-
Manevi tazminat alacakları,
-
Kişisel malların yerine geçen değerler.
Kişisel mallar, kural olarak artık değer hesabına dâhil edilmez. Ancak kişisel mal ile edinilmiş mal arasında katkı veya borç ilişkisi bulunuyorsa denkleştirme ya da değer artış payı gündeme gelebilir.
Evlilikten Önce Alınan Mallar Paylaşılır mı?
Evlilikten önce eşlerden birine ait olan mallar kişisel maldır. Bu nedenle malın kendisi kural olarak katılma alacağı hesabına girmez.
Ancak evlilik sırasında;
-
Malın kredi borçlarının edinilmiş gelirle ödenmesi,
-
Malın değerini artıran kapsamlı tadilat yapılması,
-
Malın korunması için edinilmiş maldan önemli harcama yapılması
hâlinde edinilmiş mal grubu lehine denkleştirme veya diğer eş lehine değer artış payı talebi doğabilir.
Dolayısıyla “evlilikten önce alınmışsa hiçbir hak doğmaz” şeklindeki genel yaklaşım her somut olay bakımından doğru değildir.
Miras Kalan Mal Paylaşıma Girer mi?
Miras yoluyla edinilen mal, evlilik sırasında kazanılmış olsa bile kişisel maldır. Miras kalan konut, arsa, para veya şirket hissesi kural olarak katılma alacağı hesabına dâhil edilmez.
Bununla birlikte miras malından elde edilen kira, faiz veya başka gelirler kural olarak edinilmiş maldır. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal olacağını kararlaştırabilir.
Örneğin miras kalan ev kişisel mal olarak korunurken, bu evden evlilik süresince elde edilen ve mevcut bulunan kira gelirleri edinilmiş mal hesabına girebilir.
Bağışlanan Mallar Kişisel Mal mıdır?
Eşlerden birine karşılıksız olarak bağışlanan mal kişisel maldır. Ancak bağış iradesinin kime yönelik olduğu açıkça belirlenmelidir.
Bir eşin ailesi tarafından verilen para;
-
Yalnızca kendi çocuklarına,
-
Her iki eşe birlikte,
-
Doğrudan malı satın alan eşe
bağışlanmış olabilir.
Bağışın kime yapıldığı; banka açıklamaları, yazılı belgeler, tarafların beyanları, tanık anlatımları ve olayın koşullarıyla belirlenir. Resmî kayıtta satış gibi görünen bir işlemin bağış olduğu iddia ediliyorsa bunu ileri süren taraf iddiasını ispatlamalıdır.
Kişisel Malın Geliri Edinilmiş Mal mıdır?
Kural olarak evet. Kişisel mallardan elde edilen gelirler, Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca edinilmiş mal sayılır.
Örneğin;
-
Miras kalan evin kira geliri,
-
Evlilikten önceki birikimin faiz veya yatırım getirisi,
-
Kişisel mal niteliğindeki şirket hissesinden elde edilen kâr payı,
-
Kişisel taşınmazdan elde edilen ürün veya işletme geliri
kural olarak edinilmiş maldır.
Eşler noter aracılığıyla düzenleyecekleri mal rejimi sözleşmesinde, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını kararlaştırabilir.
Bir Malın Edinilmiş veya Kişisel Olduğu Nasıl İspatlanır?
Türk Medeni Kanunu’nun 222. maddesine göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette kabul edilir. Bir eşin bütün malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır.
Kişisel mal iddiası şu delillerle ispatlanabilir:
-
Evlilik tarihinden önceki tapu ve araç kayıtları,
-
Veraset ilamı ve miras intikal belgeleri,
-
Bağış sözleşmeleri,
-
Banka hesap hareketleri,
-
Satış ve devir belgeleri,
-
Kredi ödeme kayıtları,
-
Malın yerine geçen değeri gösteren belgeler,
-
Tanık beyanları,
-
Diğer hukuka uygun deliller.
Özellikle uzun süreli evliliklerde para ve mal hareketlerinin birbirine karışması nedeniyle banka kayıtlarının ve resmî belgelerin korunması önemlidir.
Mal Rejimi Sözleşmesiyle Kişisel Mal Belirlenebilir mi?
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin yürütülmesi veya işletmenin faaliyeti nedeniyle edinilmiş mal sayılması gereken bazı malvarlığı değerlerinin kişisel mal olacağını kararlaştırabilir.
Ayrıca kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağını da sözleşmeyle kabul edebilirler. Bu düzenleme Türk Medeni Kanunu’nun 221. maddesinde yer almaktadır.
Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Eşler evlenme başvurusu sırasında da seçtikleri mal rejimini yazılı olarak bildirebilir.
Tarafların kendi aralarında imzaladığı sıradan bir belge, kanunda aranan şekle uygun değilse geçerli mal rejimi sözleşmesi kabul edilmeyebilir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Ne Zaman Sona Erer?
Mal rejimi;
-
Eşlerden birinin ölümü,
-
Başka bir mal rejiminin seçilmesi,
-
Mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi,
-
Evliliğin iptali,
-
Boşanma
nedenleriyle sona erebilir.
Boşanma veya evliliğin iptali kararı verilmesi hâlinde mal rejimi, kararın kesinleştiği tarihte değil, boşanma veya iptal davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona ermiş sayılır.
Bu nedenle dava tarihinden sonra elde edilen gelir ve mallar kural olarak sona eren mal rejiminin tasfiyesine dâhil edilmez. Ancak dava tarihinden önce edinilmiş bir malın daha sonra devredilmesi veya değerinin değişmesi ayrıca değerlendirilir.
Boşanma Davası Reddedilirse Mal Rejimi Sona Erer mi?
Hayır. Boşanma davasının reddedilmesi hâlinde evlilik ve mevcut mal rejimi devam eder.
Mal rejiminin boşanma dava tarihinden itibaren sona erdiğinin kabulü, ancak boşanmaya karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi hâlinde mümkündür. Reddedilen dava, eşler arasındaki mal rejimini sona erdirmez.
Daha sonra yeni bir boşanma davası açılır ve boşanmaya karar verilirse, mal rejiminin sona erme tarihi kural olarak kabul edilen yeni davanın açıldığı tarih olur.
Mal Rejimi Tasfiyesi Nasıl Yapılır?
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi genel olarak şu aşamalardan oluşur:
-
Eşlerin kendilerine ait malları geri almaları,
-
Kişisel mallar ile edinilmiş malların ayrılması,
-
Değer artış payı alacaklarının belirlenmesi,
-
Edinilmiş mallara eklenecek değerlerin hesaba katılması,
-
Kişisel ve edinilmiş mal grupları arasında denkleştirme yapılması,
-
Edinilmiş mallara ilişkin borçların çıkarılması,
-
Her eşin artık değerinin hesaplanması,
-
Eşlerin karşılıklı katılma alacaklarının takas edilmesi.
Tasfiye, her eş bakımından ayrı ayrı yapılır. Yalnızca davalı eşin malvarlığı değil, gerektiğinde her iki eşin edinilmiş malları ve borçları hesaplanır.
Malların Geri Alınması
Tasfiye sırasında her eş, diğer eşte bulunan kendisine ait malları geri alır.
Paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri daha üstün yararı bulunduğunu ispat etmek ve diğer eşin payını ödemek koşuluyla malın bölünmeden kendisine verilmesini talep edebilir.
Örneğin eşlerin tapuda yarı yarıya malik olduğu aile konutunda, çocuklarla yaşayan eş daha üstün yararı bulunduğunu ileri sürerek diğer eşin payını ödemek suretiyle taşınmazın tamamının kendisine verilmesini isteyebilir. Bu talep otomatik olarak kabul edilmez; üstün yararın ve ödeme gücünün ispatlanması gerekir.
Değer Artış Payı Alacağı
Eşlerden biri diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılık almadan ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında alacak talep edebilir.
Bu alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır. Mal değer kaybetmişse katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete göre belirler.
Değer artış payı ile katılma alacağı farklı taleplerdir. Aynı mal bakımından şartları varsa her ikisi de ayrı ayrı hesaplanabilir.
Edinilmiş Mallara Eklenecek Değerler
Mal rejiminin tasfiyesini etkisiz hâle getirmek amacıyla bazı malların üçüncü kişilere devredilmiş olması, bu değerlerin hesap dışında bırakılacağı anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesine göre şu değerler edinilmiş mallara eklenebilir:
-
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan ve olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar,
-
Mal rejimi devam ederken diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devirler.
Bu düzenleme, devredilen malın mülkiyetini otomatik olarak geri getirmez. Değer, katılma alacağı hesabına eklenerek tasfiye edilir. Üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek hakların şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
Denkleştirme Nedir?
Denkleştirme, bir eşin kişisel malına ait borcun edinilmiş mallardan veya edinilmiş mala ait borcun kişisel mallardan ödenmesi hâlinde, iki mal grubu arasındaki dengenin yeniden kurulmasıdır.
Örneğin;
-
Miras kalan evin kredi borcunun maaş gelirinden ödenmesi,
-
Edinilmiş mal olan aracın borcunun evlilik öncesi birikimden karşılanması,
-
Kişisel mala yapılan değer artırıcı yatırımın edinilmiş gelirle finanse edilmesi
durumlarında denkleştirme gündeme gelebilir.
Hangi mal grubuna ait olduğu belirlenemeyen borç, kanun gereğince edinilmiş mallara ilişkin kabul edilir.
Artık Değer Nedir?
Artık değer, bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Eklenecek değerler ve denkleştirme alacakları da hesapta dikkate alınır.
Basitleştirilmiş biçimde:
Artık değer = Edinilmiş mallar + eklenecek değerler + denkleştirme alacakları − edinilmiş mallara ilişkin borçlar
Kanuna göre değer eksilmesi dikkate alınmaz. Bir eşin edinilmiş mallarının borçları aktiflerinden fazlaysa artık değer sıfır kabul edilir; negatif bakiye diğer eşe borç olarak yansıtılmaz.
Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir. Eşlerin karşılıklı alacakları takas edilir.
Basitleştirilmiş örnek:
-
Birinci eşin artık değeri: 1.000.000 TL
-
İkinci eşin artık değeri: 400.000 TL
Birinci eşin diğer eşe borçlu olduğu katılma alacağı: 500.000 TL
İkinci eşin diğer eşe borçlu olduğu katılma alacağı: 200.000 TL
Alacaklar takas edildiğinde, birinci eşin ikinci eşe ödemesi gereken net tutar 300.000 TL olabilir.
Bu örnek yalnızca temel hesaplama mantığını gösterir. Değer artış payı, kredi borçları, eklenecek değerler, denkleştirme ve kişisel mal katkıları gerçek hesaplamayı önemli ölçüde değiştirebilir.
Her Malın Yarısı mı Paylaşılır?
Hayır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her taşınmazın, aracın veya banka hesabının fiziksel olarak yarıya bölünmesi söz konusu değildir.
Tasfiye sonunda her eşin edinilmiş mallarına ilişkin artık değer hesaplanır. Diğer eş bu artık değerin yarısı üzerinde parasal alacak elde eder.
Bu nedenle;
-
Evin yarısı doğrudan diğer eş adına tescil edilmez,
-
Aracın yarı mülkiyeti otomatik olarak diğer eşe geçmez,
-
Her banka hesabındaki paranın yarısı ayrı ayrı paylaşılmaz.
Sonuç çoğunlukla bir katılma alacağı olarak ortaya çıkar.
Çalışmayan Eş Katılma Alacağı Alabilir mi?
Evet. Katılma alacağı için eşin çalışmış, maaş kazanmış veya belirli bir malın alımına doğrudan para vermiş olması gerekmez.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik süresince edinilen ekonomik değerlerin tasfiye sonunda paylaşılmasını öngörür. Ev işleriyle ve çocukların bakımıyla ilgilenen eş de diğer şartlar oluşmuşsa katılma alacağı talep edebilir.
Bu yönüyle katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payından farklıdır. Katılma alacağında her mal bakımından somut para katkısı ispatı aranmaz.
Krediyle Alınan Mal Nasıl Paylaşılır?
Krediyle alınan mallarda;
-
Malın satın alma tarihi,
-
Peşinatın hangi mal grubundan karşılandığı,
-
Kredi taksitlerinin hangi tarihlerde ödendiği,
-
Boşanma davasından sonra kalan borç,
-
Malın kişisel veya edinilmiş mal niteliği
birlikte değerlendirilir.
Mal rejiminin sona erdiği tarihten sonra henüz ödenmemiş kredi borçları, malın tasfiye hesabında dikkate alınabilir. Dava tarihinden sonra bir eşin tek başına yaptığı ödemeler ise eşler arasındaki borç veya denkleştirme ilişkisi bakımından ayrıca değerlendirilir.
Bir malın evlilik sırasında krediyle alınması, malın tamamının otomatik olarak edinilmiş mal olduğu veya ödenmemiş borç dikkate alınmadan güncel değerin yarısının talep edileceği anlamına gelmez.
Şirket Hisseleri ve Ticari İşletmeler Nasıl Değerlendirilir?
Evlilik süresince karşılığı verilerek edinilen şirket hisseleri ve ticari işletme değerleri, şartları bulunuyorsa edinilmiş mal kapsamında olabilir.
Tasfiyede;
-
Hissenin edinilme tarihi,
-
Sermayenin kaynağı,
-
Şirketin dava tarihindeki yapısı,
-
Dağıtılmış veya dağıtılmamış gelirler,
-
Şirket borçları,
-
Hissenin tasfiye tarihindeki değeri,
-
Mal rejimi sözleşmesi bulunup bulunmadığı
incelenebilir.
Şirket hissesi kişisel mal olsa bile bu hisseden evlilik süresince elde edilen gelirler kural olarak edinilmiş maldır. Eşler geçerli mal rejimi sözleşmesiyle işletme faaliyeti nedeniyle doğan bazı değerlerin kişisel mal sayılacağını kararlaştırmış olabilir.
Mallar Hangi Tarihteki Değeriyle Hesaplanır?
Türk Medeni Kanunu’nun 232 ve 235. maddelerine göre tasfiyede malların sürüm değeri esas alınır. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki güncel değerleriyle hesaba katılır. Edinilmiş mallara eklenecek değerler ise malın devredildiği tarihteki değerine göre hesaplanır.
Bu nedenle malın boşanma dava tarihindeki tapu değeri, vergi değeri veya eski satın alma bedeli her durumda hesaplamaya esas alınmaz. Taşınmaz ve araçlar için bilirkişi aracılığıyla güncel piyasa değeri belirlenebilir.
Zina veya Hayata Kast Katılma Alacağını Etkiler mi?
Kural olarak boşanmadaki kusur, katılma alacağı hakkını ortadan kaldırmaz.
Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesine göre boşanmanın zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
Bu özel düzenleme;
-
Her türlü kusurda,
-
Psikolojik şiddette,
-
Hakarette,
-
Güven sarsıcı davranışta,
-
Genel boşanma nedenlerinde
otomatik olarak uygulanmaz. Boşanma kararının zina veya hayata kast hukuki sebebine dayanması gerekir.
Mal Rejimi Tasfiyesi Boşanma Davasıyla Birlikte Yapılır mı?
Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasının fer’î sonucu değildir. Boşanma davasından ayrı olarak talep edilir.
Mal rejimi davası boşanma devam ederken açılabilir; ancak boşanma kararı kesinleşmeden tasfiye hakkında nihai karar verilmesi mümkün değildir. Mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini bekletici mesele yapabilir.
Boşanma davasının reddedilmesi hâlinde mal rejimi sona ermediğinden tasfiye koşulları oluşmayabilir.
Zamanaşımı Süresi
Edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacaklarda Türk Medeni Kanunu’nda özel bir zamanaşımı süresi düzenlenmemiştir. Yargıtay uygulamasında katılma, değer artış payı ve mal rejimi tasfiyesinden doğan benzer alacaklar bakımından genel olarak Türk Borçlar Kanunu’ndaki on yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmektedir. Başlangıç tarihi, mal rejiminin sona erme nedeni ve kararın kesinleşmesi dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı, mahkemece her durumda kendiliğinden dikkate alınmaz; davalı tarafça usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekebilir. Bununla birlikte sürenin geçirilmesi alacağın dava yoluyla tahsilini engelleyebileceğinden başvurunun geciktirilmemesi önemlidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Türk Medeni Kanunu’nun 214. maddesine göre;
-
Mal rejimi ölümle sona ermişse ölen eşin son yerleşim yeri,
-
Boşanma veya evliliğin iptali nedeniyle sona ermişse bu davalarda yetkili mahkeme,
-
Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri
mahkemesi yetkilidir.
Mal Rejimi Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Tasfiye davasında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
-
Tapu ve araç kayıtları,
-
Banka hesap hareketleri,
-
Kredi sözleşmeleri ve ödeme tabloları,
-
SGK ve vergi kayıtları,
-
Şirket ve ticaret sicili kayıtları,
-
Miras ve bağış belgeleri,
-
Ziynet eşyalarına ilişkin kayıtlar,
-
Satış ve devir sözleşmeleri,
-
Maaş ve gelir belgeleri,
-
Kooperatif kayıtları,
-
Ekspertiz ve bilirkişi raporları,
-
Tanık beyanları,
-
Hukuka uygun mesaj ve yazışmalar,
-
Diğer resmî belgeler.
Davanın sağlıklı yürütülebilmesi için hangi malın hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiğinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Edinilmiş mallara katılma rejiminde şu hatalardan kaçınılmalıdır:
-
Evlilik sırasında alınan her malın tapuda yarı yarıya ortak olduğunu düşünmek,
-
Her malın fiziksel olarak ikiye bölüneceğini sanmak,
-
Tapuda malı olmayan eşin hiçbir hakkı bulunmadığını kabul etmek,
-
Çalışmayan eşin katılma alacağı alamayacağını düşünmek,
-
Miras kalan mal ile miras malının gelirini aynı nitelikte değerlendirmek,
-
Evlilikten önce alınan malın evlilik sırasında ödenen kredilerini göz ardı etmek,
-
1 Ocak 2002 öncesi ve sonrası dönemleri ayırmamak,
-
Katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payını birbirine karıştırmak,
-
Boşanma dava tarihinden sonra alınan malları tasfiyeye otomatik olarak dâhil etmek,
-
Borçları düşmeden malın güncel değerinin yarısını istemek,
-
Şirket hisselerinin yalnızca nominal değerini esas almak,
-
Kişisel mal iddiasını belgelememek,
-
Mal kaçırma amacıyla yapılan devirleri araştırmamak,
-
Zina dışındaki her kusurun katılma payını kaldıracağını düşünmek,
-
Anlaşmalı boşanma protokolündeki mal rejimi feragatlerini incelememek,
-
Zamanaşımı süresini gözden kaçırmak.
Hukuki Destek Neden Önemlidir?
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, yalnızca malların listesinin çıkarılması ve yarıya bölünmesinden ibaret değildir. Kişisel mal ile edinilmiş mal ayrımı, kredi borçları, değer artış payı, denkleştirme, eklenecek değerler ve artık değer hesabı ayrı ayrı yapılmalıdır.
Özellikle 2002 öncesinde başlayan evliliklerde aynı mal için birden fazla mal rejiminin uygulanması gerekebilir. Şirket hisseleri, sosyal güvenlik ödemeleri, miras gelirleri ve üçüncü kişilere yapılan devirler ayrıntılı bilirkişi incelemesini zorunlu hâle getirebilir.
Bu nedenle malvarlığı belgelerinin aile hukuku ve mal rejimi davalarında deneyimli bir avukat tarafından değerlendirilmesi, doğru alacak türünün belirlenmesi ve zamanaşımı riskinin önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Hukuki Bilgilendirme Notu
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin görüş niteliğinde değildir. Mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içerisinde değişebilir. Her somut olay; evlilik tarihi, malın edinilme biçimi, ödeme kaynağı ve mevcut deliller çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yalnızca bu metne dayanılarak işlem yapılmamalı; kişisel hukuki durum için bir avukattan destek alınmalıdır.