Evliliğin İptali Davası: Mutlak ve Nispi Butlan | Ceviz Hukuk

Evliliğin İptali Davası: Mutlak Butlan ve Nispi Butlan

Evliliğin İptali Davası Nedir?

Evliliğin iptali davası, evlenmenin kurulduğu sırada kanunda belirtilen geçerlilik şartlarından birinin bulunmaması nedeniyle evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini sağlayan aile hukuku davasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nda teknik olarak “evlenmenin butlanı” ifadeleri kullanılmaktadır. Günlük kullanımda ise evliliğin iptali, nikâhın iptali veya evlenmenin geçersizliği gibi ifadelerle karşılaşılmaktadır.

Evliliğin iptali, boşanmadan farklıdır. Boşanmada başlangıçta geçerli biçimde kurulmuş bir evlilik, evlilik sırasında meydana gelen olaylar nedeniyle sona erdirilir. Evliliğin iptalinde ise hukuki sorun, kural olarak evlenme işleminin yapıldığı anda mevcuttur.

Türk Medeni Kanunu, evlenmenin geçersizliğini;

  • Mutlak butlan

  • Nispi butlan

olmak üzere iki ana grupta düzenlemektedir. Bu sebepler, Türk Medeni Kanunu’nun 145 ila 160. maddeleri arasında yer almaktadır.

Evliliğin İptali ile Boşanma Arasındaki Fark Nedir?

Evliliğin iptali ile boşanma aynı sonucu doğurabilecek gibi görünse de hukuki sebepleri ve dava şartları farklıdır.

Boşanma Davasında

  • Evlilik başlangıçta geçerli biçimde kurulmuştur.

  • Boşanma sebebi çoğunlukla evlilik sırasında ortaya çıkar.

  • Zina, terk, şiddet, evlilik birliğinin temelinden sarsılması veya fiilî ayrılık gibi sebeplere dayanılır.

  • Evliliğin sona ermesi için boşanma sebebinin ispatlanması gerekir.

Evliliğin İptali Davasında

  • Evlenme sırasında mevcut olan bir geçersizlik sebebi ileri sürülür.

  • Taraflardan birinin evli olması, sürekli ayırt etme gücünden yoksunluğu, yasak hısımlık, aldatma veya korkutma gibi sebepler gündeme gelebilir.

  • Mutlak ve nispi butlan sebepleri ile dava açabilecek kişiler birbirinden farklıdır.

  • Nispi butlan davaları bakımından özel hak düşürücü süreler uygulanır.

Evliliğin iptali için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekmez. Bir yıllık evlilik şartı yalnızca anlaşmalı boşanmaya ilişkin özel bir şarttır; evlenmenin butlanı davalarında uygulanmaz.

Evlilik Kendiliğinden Geçersiz Hâle Gelir mi?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 156. maddesine göre batıl bir evlilik ancak hâkim kararıyla sona erer. Mutlak butlan sebebi bulunsa bile evlilik, mahkeme kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

Bu nedenle eşlerden birinin evlenirken hâlen başka biriyle evli olduğunun sonradan ortaya çıkması, ikinci evliliğin nüfus kaydından kendiliğinden silinmesi sonucunu doğurmaz. Yetkili mahkemede dava açılması ve evlenmenin butlanına karar verilmesi gerekir.

Tarafların kendi aralarında;

“Nikâhımız baştan itibaren geçersizdir.”

şeklinde anlaşmaları da evliliği sona erdirmez. Kişisel durum üzerindeki bu sonuç ancak mahkeme kararıyla meydana gelir.

Evliliğin İptali ile Evliliğin Yokluğu Aynı Şey midir?

Hayır. Butlan ile yokluk birbirinden farklıdır.

Evlenmenin kurucu unsurları hiç gerçekleşmemişse hukuken bir evliliğin kurulmadığı ileri sürülebilir. Örneğin tarafların yetkili evlendirme memuru önünde karşılıklı ve sözlü olarak evlenme iradelerini açıklamaması hâlinde, kurulmuş bir resmî evlilikten söz edilemeyebilir.

Türk Medeni Kanunu’na göre evlenme, tarafların evlendirme memuru önünde olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Dinî tören yapılması evliliğin geçerlilik şartı olmadığı gibi, yalnızca dinî tören yapılması da resmî evlilik kurmaz.

Buna karşılık yetkili evlendirme memuru önünde kurulmuş bir evlilikte, mutlak veya nispi butlan sebeplerinden biri mevcutsa evliliğin iptali davası gündeme gelir.

Yokluk, mutlak butlan ve nispi butlan arasındaki ayrım; açılacak davanın türü, dava süresi ve sonuçları bakımından önemlidir.

Mutlak Butlan Nedeniyle Evliliğin İptali

Mutlak Butlan Nedir?

Mutlak butlan, kamu düzenini ağır biçimde ilgilendiren ve kanunda sınırlı şekilde belirtilen evlenme engellerinden birinin evlenme sırasında bulunmasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 145. maddesine göre evlenme şu hâllerde mutlak butlanla batıldır:

  1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,

  2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,

  3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,

  4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlık bulunması.

Kanunda sayılan bu sebepler sınırlıdır. Her hukuka aykırılık veya evlenme işlemi sırasında yapılan her hata mutlak butlan sonucunu doğurmaz.

Eşlerden Birinin Evlenme Sırasında Evli Olması

Türk hukukunda aynı anda birden fazla resmî evliliğin devam etmesi mümkün değildir. Yeniden evlenmek isteyen kişi, önceki evliliğinin sona erdiğini ispat etmek zorundadır.

Önceki evlilik;

  • Boşanma kararının kesinleşmesi,

  • Eşin ölümü,

  • Evlenmenin iptal edilmesi,

  • Gaiplik hâlinde evliliğin ayrıca feshedilmesi

gibi hukuki sebeplerden biriyle sona ermeden yapılan ikinci evlilik, mutlak butlan sebebi oluşturabilir.

Boşanma davasının açılmış olması önceki evliliği sona erdirmez. Boşanma kararı kesinleşmeden yeni bir resmî evlilik yapılmışsa mevcut evlilik engeli ortaya çıkabilir.

Önceki Evlilik Sonradan Sona Ererse Ne Olur?

Evliyken yeniden evlenen kişinin önceki evliliği, ikinci evlilik hakkında butlan kararı verilmeden önce sona ermiş olabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 147. maddesine göre;

  • Önceki evlilik butlan kararından önce sona ermişse ve

  • İkinci evlilikte diğer eş iyiniyetliyse

ikinci evliliğin butlanına karar verilemez.

Örneğin bir kişi boşanma kararının kesinleştiğini düşünerek yeniden evlenmiş ancak gerçekte karar henüz kesinleşmemiş olabilir. Önceki evlilik daha sonra kesin olarak sona ermişse, ikinci eşin mevcut evlilik engelini bilip bilmediği önem kazanır.

Sürekli Ayırt Etme Gücü Yokluğu

Evlenme, kişinin sonuçlarını anlayarak serbest iradesiyle karar vermesini gerektiren kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir. Bu nedenle ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler evlenemez.

Eşlerden biri evlenme sırasında sürekli bir sebeple;

  • Evlenmenin anlam ve sonuçlarını kavrayamıyor,

  • İradesini makul biçimde oluşturamıyor,

  • Kararlarını yönlendiremiyor

durumdaysa mutlak butlan sebebi gündeme gelebilir.

Ayırt etme gücü yokluğu yalnızca tıbbi tanıya bakılarak belirlenmez. Mahkeme, kişinin evlenme tarihindeki durumunu değerlendirir. Sağlık kayıtları, uzman raporları, hastane belgeleri ve tanık anlatımları bu incelemede önem taşıyabilir.

Ayırt Etme Gücü Sonradan Kazanılırsa

Ayırt etme gücünden sürekli yoksun olan eş, sonradan ayırt etme gücünü kazanmış olabilir. Bu durumda mutlak butlan davasını yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan eş açabilir. Cumhuriyet savcısı veya diğer ilgililer artık bu sebebe dayanarak dava açamaz.

Evlenmeye Engel Derecede Akıl Hastalığı

Her psikiyatrik hastalık veya ruhsal sorun evliliğin iptalini gerektirmez. Kanun, hastalığın evlenmeye engel olacak derecede bulunmasını aramaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 133. maddesine göre akıl hastalarının evlenebilmesi için evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılması gerekir. Mutlak butlan bakımından ise hastalığın evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı ve evlenmeye engel oluşturacak ağırlıkta bulunup bulunmadığı araştırılır.

Bu nedenle;

  • Psikolojik destek almak,

  • Psikiyatrik ilaç kullanmak,

  • Geçmişte ruhsal hastalık yaşamış olmak,

  • Belirli bir psikiyatrik tanıya sahip olmak

tek başına evliliğin iptali için yeterli değildir.

Hastalığın niteliği, kişinin evlilik yaşamını sürdürebilme kapasitesi ve evlenme tarihindeki tıbbi durumu uzman incelemesiyle değerlendirilmelidir.

Akıl Hastalığı Sonradan İyileşirse

Evlenmeye engel teşkil eden akıl hastalığının sonradan iyileşmesi durumunda mutlak butlan davasını yalnızca hastalığı iyileşen eş açabilir.

Bu düzenleme, iyileşen kişinin mevcut evliliği sürdürüp sürdürmeme konusundaki iradesini korumaktadır.

Evlenmeye Engel Derecede Hısımlık

Türk Medeni Kanunu’nun 129. maddesine göre şu kişiler arasında evlenme yasaktır:

  • Üstsoy ile altsoy arasında,

  • Kardeşler arasında,

  • Amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,

  • Evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biriyle diğer eşin üstsoyu veya altsoyu arasında,

  • Evlat edinen ile evlatlık arasında,

  • Evlat edinen veya evlatlık ile diğerinin altsoyu ya da eşi arasında.

Bu yasaklara rağmen yapılan evlilik mutlak butlan sebebine konu olabilir.

Kuzenler arasındaki evlilik, Türk Medeni Kanunu’nda yasak hısımlık dereceleri arasında sayılmamıştır. Buna karşılık kardeşler veya amca ile yeğen arasındaki evlilik yasak kapsamındadır.

Mutlak Butlan Davasını Kimler Açabilir?

Cumhuriyet Savcısının Dava Açma Görevi

Türk Medeni Kanunu’nun 146. maddesine göre mutlak butlan davası Cumhuriyet savcısı tarafından kendiliğinden açılır. Bunun yanında ilgisi bulunan kişiler de dava açabilir.

Mutlak butlan sebebinin;

  • Nüfus müdürlüğü,

  • Başka bir mahkeme,

  • Kamu kurumu,

  • İlgili kişi

tarafından öğrenilmesi hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığına bildirilebilir.

Cumhuriyet savcısının davadaki amacı eşlerden birinin kişisel menfaatini değil, kamu düzenini ve evlilik kurumunun kanuna uygunluğunu korumaktır.

İlgisi Olan Kişiler

Mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptalini, hukuken korunmaya değer doğrudan ilgisi bulunan kişiler de isteyebilir.

Dava açma hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilirken kişinin yalnızca merak veya kişisel rahatsızlık duyması yeterli değildir. Evliliğin geçersizliğinin kişinin hukuki durumunu, miras hakkını veya başka doğrudan bir menfaatini etkileyip etkilemediği araştırılır.

Mutlak Butlan Davasında Süre Var mıdır?

Nispi butlan davaları için öngörülen altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler, mutlak butlan sebepleri bakımından uygulanmaz.

Bununla birlikte evliliğin sona ermesi veya butlan sebebinin ortadan kalkması, davayı açabilecek kişiler bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.

Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından kendiliğinden dava edilemez. Ancak ilgisi bulunan kişiler mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.

Nispi Butlan Nedeniyle Evliliğin İptali

Nispi Butlan Nedir?

Nispi butlan, evlenme iradesi sakatlanan eşin veya bazı durumlarda yasal temsilcinin korunmasını amaçlayan iptal sebebidir.

Mutlak butlanda kamu düzeni ön plandayken nispi butlanda belirli kişinin iradesi ve özel menfaati korunur.

Türk Medeni Kanunu’na göre nispi butlan sebepleri şunlardır:

  • Geçici ayırt etme gücü yokluğu,

  • Yanılma,

  • Aldatma,

  • Korkutma,

  • Yasal temsilcinin izninin bulunmaması.

Geçici Ayırt Etme Gücü Yokluğu

Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evliliğin iptalini isteyebilir.

Geçici ayırt etme gücü yokluğu;

  • Ağır sarhoşluk,

  • Bilinci etkileyen ilaç veya madde kullanımı,

  • Geçici ruhsal kriz,

  • Şuur kaybı veya ağır tıbbi durum

gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

Her alkol kullanımı veya heyecan hâli ayırt etme gücünü ortadan kaldırmaz. Durumun, kişinin evlenme kararının anlam ve sonuçlarını kavramasını engelleyecek ağırlıkta olması gerekir.

Geçici ayırt etme gücü yokluğu nedeniyle davayı, bu durumda evlenen eş açabilir.

Yanılma Nedeniyle Evliliğin İptali

Türk Medeni Kanunu’nun 149. maddesine göre eşlerden biri şu hâllerde evlenmenin iptalini isteyebilir:

  • Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak evlenmeye razı olmuşsa,

  • Eşinde bulunmaması, onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez hâle getirecek derecede önemli bir nitelikte yanılmışsa.

Kişide Yanılma

Kişide yanılma, evlenmek istenen kişi yerine başka biriyle evlenme iradesinin açıklanması gibi son derece istisnai durumlarda gündeme gelebilir.

Kimlik bilgilerindeki küçük bir hata veya eşin isminin yanlış yazılması, tarafların gerçekte birbirleriyle evlenmek istedikleri açıkça anlaşılıyorsa tek başına iptal sebebi oluşturmaz.

Önemli Nitelikte Yanılma

Eşin belirli bir özelliği hakkında yanılma bulunması yeterli değildir. Yanılmanın, birlikte yaşamayı davacı eş için çekilmez hâle getirecek derecede önemli olması gerekir.

Mahkeme;

  • Yanılmanın hangi nitelikle ilgili olduğunu,

  • Bu niteliğin evlilik kararı üzerindeki etkisini,

  • Davacı eşin gerçeği bilseydi evlenip evlenmeyeceğini,

  • Birlikte yaşamın gerçekten çekilmez hâle gelip gelmediğini

değerlendirir.

Eşin gelirini, mesleğini, eğitimini, geçmişini veya kişisel özelliklerini beklenenden farklı öğrenmek, her durumda evliliğin iptali sonucunu doğurmaz. Yanılmanın kanunda aranan ağırlığa ulaşması gerekir.

Aldatma Nedeniyle Evliliğin İptali

Türk Medeni Kanunu’nun 150. maddesine göre eşlerden biri şu hâllerde evliliğin iptalini isteyebilir:

  • Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan eş tarafından veya eşin bilgisi altında başka biri tarafından aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa,

  • Davacının veya altsoyunun sağlığı açısından ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse.

Aldatma ile sıradan bilgi eksikliği aynı şey değildir. Aldatma bakımından;

  • Gerçeğe aykırı açıklama,

  • Bilinçli gizleme,

  • Evlenme kararını etkileme amacı,

  • Aldatma ile evlilik arasında nedensellik

araştırılır.

Davacı eş, gerçeği bilseydi aynı evliliği yapacak idiyse aldatma ile evlenme kararı arasındaki bağlantı kurulamayabilir.

Hastalığın Gizlenmesi

Her hastalığın açıklanmamış olması nispi butlan sebebi değildir. Kanun, hastalığın davacının veya onun altsoyunun sağlığı açısından ağır tehlike oluşturmasını aramaktadır.

Hastalığın;

  • Evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı,

  • Diğer eş tarafından bilinip bilinmediği,

  • Bilinçli şekilde gizlenip gizlenmediği,

  • Davacı veya altsoyu açısından oluşturduğu tehlikenin ağırlığı

uzman sağlık raporlarıyla araştırılabilir.

Tıbbi bilgilerin özel hayat kapsamında bulunması, evlilik kararını ve diğer kişinin sağlığını ağır biçimde etkileyen durumların bilinçli olarak gizlenmesini hukuken önemsiz hâle getirmez. Bununla birlikte her somut olay mahremiyet, sağlık hakkı ve evlenme iradesi birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.

Korkutma Nedeniyle Evliliğin İptali

Kendisinin veya yakınlarından birinin;

  • Hayatına,

  • Sağlığına,

  • Namus veya onuruna

yönelik pek yakın ve ağır bir tehlikeyle korkutularak evlenmeye razı edilen eş, evliliğin iptalini isteyebilir.

Korkutmanın;

  • Ciddi,

  • Yakın,

  • Evlenme iradesini etkileyebilecek ağırlıkta,

  • Evliliğin yapılmasına neden olacak nitelikte

olması gerekir.

Aile baskısı, çevrenin evlenmeyi istemesi veya ilişkinin sona ermesi hâlinde üzüntü duyulacağının söylenmesi her durumda hukuki anlamda korkutma değildir.

Buna karşılık kişinin veya yakınının öldürüleceği, yaralanacağı ya da ağır biçimde itibarsızlaştırılacağı tehdidiyle evlenmeye zorlanması nispi butlan sebebi oluşturabilir.

Korkutmanın mutlaka diğer eş tarafından yapılması gerekmez. Üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilen ciddi tehdidin evlenme iradesini sakatlaması da değerlendirilebilir.

Yasal Temsilcinin İzni Olmadan Evlenme

Küçük veya kısıtlı kişi, gerekli yasal temsilci izni olmadan evlenmişse izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini isteyebilir.

Ancak;

  • Evlenen kişi sonradan 18 yaşını doldurursa,

  • Kısıtlılık sona ererse,

  • Kanunda belirtildiği üzere kadın eş gebe kalırsa

evlenmenin iptaline karar verilemez.

Yasal temsilcinin haklı bir sebep olmadan evlenmeye izin vermemesi durumunda küçük veya kısıtlı kişi önceden mahkemeye başvurarak evlenme izni isteyebilir.

Nispi Butlan Davasında Hak Düşürücü Süre

Geçici ayırt etme gücü yokluğu, yanılma, aldatma veya korkutmaya dayanan iptal davası;

  • İptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren altı ay,

  • Her durumda evlenmenin üzerinden beş yıl

geçmekle hak düşürücü süreye uğrar.

Bu süreler zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınabilir.

Altı Aylık Süre Ne Zaman Başlar?

Başlangıç tarihi iptal sebebine göre değişir:

  • Aldatmada, gerçeğin öğrenildiği tarih,

  • Yanılmada, yanılmanın fark edildiği tarih,

  • Korkutmada, korkunun etkisinin fiilen ortadan kalktığı tarih,

  • Geçici ayırt etme gücü yokluğunda, kişinin durumu öğrenerek değerlendirme yapabilecek hâle geldiği tarih

önem taşır.

Öğrenme tarihinin taraflar arasında tartışmalı olması hâlinde mesajlar, sağlık kayıtları, tanıklar, başvurular ve tarafların sonraki davranışları değerlendirilebilir.

Beş Yıllık Sürenin Önemi

İptal sebebi daha geç öğrenilmiş olsa bile evlenme tarihinden itibaren beş yıl geçmesiyle nispi butlan davası açma hakkı sona erer.

Örneğin aldatma evliliğin dördüncü yılının sonunda öğrenilmişse, davacı eşin her durumda evlenmeden itibaren beş yıllık üst süreyi geçirmemesi gerekir.

Eş Gerçeği Öğrendikten Sonra Evliliğe Devam Ederse Ne Olur?

Nispi butlan sebebinin öğrenilmesinden sonra eşlerin evlilik hayatına devam etmesi, somut olayda iptal iradesinin bulunup bulunmadığı değerlendirilirken önem taşıyabilir.

Ancak yalnızca aynı konutta kısa süre daha kalmak veya çocuklar nedeniyle iletişim kurmak, her durumda haktan vazgeçme anlamına gelmez.

Asıl olarak kanundaki altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler dikkate alınır. Davacı eşin gerçeği ne zaman öğrendiği ve sonraki davranışlarının ne anlama geldiği somut delillerle değerlendirilmelidir.

Evliliğin İptalini Gerektirmeyen Durumlar

Bekleme Süresine Uymadan Evlenme

Türk Medeni Kanunu’na göre evliliği sona eren kadın, kural olarak evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün geçmeden yeniden evlenemez. Ancak bu bekleme süresine uyulmadan yapılan evlilik, evliliğin butlanını gerektirmez.

Dolayısıyla bekleme süresine aykırılık, tek başına evliliğin iptaline karar verilmesi için yeterli değildir.

Şekil Kurallarındaki Her Eksiklik İptal Sebebi Değildir

Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış bir evlilikte, kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması sebebiyle evliliğin butlanına karar verilemez.

Örneğin evlenme törenine ilişkin bazı idari veya biçimsel eksikliklerin bulunması, tarafların yetkili memur önünde karşılıklı evlenme iradelerini açıklamış olması hâlinde evliliği her zaman geçersiz kılmaz.

Buna karşılık yetkili evlendirme memuru unsurunun hiç bulunmaması, sıradan şekil eksikliğinden farklı değerlendirilebilir.

Sadece Eşin Kusurlu Davranması

Eşin;

  • Sadakatsiz davranması,

  • Şiddet uygulaması,

  • Evi terk etmesi,

  • Aile yükümlülüklerini yerine getirmemesi,

  • Hakaret veya tehditte bulunması

evlenme sırasında mevcut bir butlan sebebi değilse, çoğunlukla boşanma davasının konusunu oluşturur.

Evlilik sırasında meydana gelen her ağır davranış, evliliğin iptaline değil, olayın niteliğine göre boşanma, koruma tedbiri, nafaka veya tazminat taleplerine dayanak olabilir.

Eşin Borçlarının Sonradan Öğrenilmesi

Eşlerden birinin borçlarının, gelir durumunun veya ekonomik alışkanlıklarının beklenenden farklı olması her durumda evliliğin iptalini gerektirmez.

Ekonomik durum hakkında bilinçli ve ağır bir yanıltma varsa olayın TMK m. 149 kapsamında birlikte yaşamayı çekilmez kılacak önemli bir nitelikte yanılma oluşturup oluşturmadığı ayrıca incelenebilir. Ancak sıradan ekonomik anlaşmazlıklar veya evlendikten sonra ortaya çıkan borçlar çoğunlukla boşanma ve malvarlığı uyuşmazlığı kapsamında değerlendirilir.

Çocuk Sahibi Olunamaması

Evlilikten sonra eşlerden birinin biyolojik olarak çocuk sahibi olamadığının anlaşılması, tek başına ve otomatik olarak evliliğin iptali sonucunu doğurmaz.

Bu durumun;

  • Evlenme tarihinde bilinip bilinmediği,

  • Bilinçli biçimde gizlenip gizlenmediği,

  • Evlilik kararına etkisi,

  • Kanundaki yanılma veya aldatma şartlarını karşılayıp karşılamadığı

somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Her sağlık sorunu gibi üreme sağlığına ilişkin durumlar da otomatik iptal sebebi şeklinde genelleştirilemez.

Evliliğin İptali Davasını Taraflar Anlaşarak Açabilir mi?

Tarafların her ikisinin de evliliğin sona ermesini istemesi, tek başına evliliğin iptali kararı verilmesi için yeterli değildir.

Evliliğin iptali için kanunda düzenlenen mutlak veya nispi butlan sebeplerinden biri bulunmalı ve mahkemede ispatlanmalıdır. Tarafların bir butlan sebebinin mevcut olduğunu kabul etmeleri hâkimi mutlak biçimde bağlamaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 160. maddesi, evlenmenin butlanı davalarında boşanmaya ilişkin yargılama usulünün uygulanacağını düzenler. Boşanma yargılamasında hâkim, olayların gerçekleştiğine vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarları da hâkimi bağlamaz.

Kanuni butlan sebebi bulunmuyorsa eşler şartları oluştuğunda anlaşmalı veya çekişmeli boşanma yoluna başvurabilir.

Evliliğin İptali Davasında Görevli Mahkeme

Evliliğin iptali davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinden doğan dava ve işleri görmekle görevlidir.

Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden değerlendirir.

Yetkili Mahkeme

Türk Medeni Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca evlenmenin butlanı davasında yetki bakımından boşanma davalarına ilişkin hükümler uygulanır.

Buna göre dava;

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya

  • Davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde

açılabilir.

Davanın Cumhuriyet savcısı veya başka bir ilgili tarafından açılması, somut olayın özelliklerine göre yetki değerlendirmesini etkileyebilir.

Evliliğin İptali Davasında Geçici Önlemler

Evliliğin iptali davası devam ederken evlilik, mahkeme kararına kadar sonuçlarını doğurmaya devam eder. Bu nedenle yargılama süresince eşlerin ve çocukların korunması için geçici önlemler alınabilir.

Mahkeme özellikle;

  • Eşlerin barınmasına,

  • Eşlerin geçimine,

  • Çocukların geçici bakımına,

  • Tedbir nafakasına,

  • Aile konutunun kullanımına,

  • Eşlerin mallarının yönetimine,

  • Çocukla kişisel ilişkiye

ilişkin geçici düzenlemeler yapabilir. Evlenmenin butlanında boşanma usulü uygulanması ve boşanma davasında hâkimin gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alabilmesi bu korumanın hukuki temelini oluşturur.

Evliliğin İptali Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Dayanılan butlan sebebine göre kullanılabilecek deliller değişir.

Mevcut Evliliğin İspatında

  • Nüfus kayıtları,

  • Önceki evlilik kayıtları,

  • Boşanma ilamı,

  • Kesinleşme şerhi,

  • Ölüm kayıtları,

  • Yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz belgeleri

kullanılabilir.

Ayırt Etme Gücü ve Akıl Hastalığında

  • Hastane ve tedavi kayıtları,

  • Sağlık kurulu raporları,

  • İlaç kayıtları,

  • Vesayet ve kısıtlama dosyaları,

  • Adli tıp veya uzman bilirkişi raporları,

  • Evlenme tarihindeki durumu bilen tanıkların anlatımları

değerlendirilebilir.

Burada incelemenin evlenme tarihindeki duruma yönelmesi gerekir. Kişinin yıllar sonra ortaya çıkan sağlık durumu, tek başına evlenme anındaki ayırt etme gücü hakkında kesin sonuç oluşturmayabilir.

Yanılma ve Aldatmada

  • Mesajlar ve elektronik yazışmalar,

  • Sağlık kayıtları,

  • Evlenme öncesi beyanlar,

  • Resmî belgeler,

  • Tanık anlatımları,

  • Ses veya görüntü kayıtları,

  • Tarafların sonraki açıklamaları

kullanılabilir.

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir. Özel hayatı hukuka aykırı biçimde ihlal eden kayıtlar ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.

Korkutmada

  • Tehdit içerikli mesajlar,

  • Kolluk başvuruları,

  • Savcılık dosyaları,

  • Koruma ve uzaklaştırma kararları,

  • Sağlık raporları,

  • Tanık beyanları,

  • Ses veya görüntü kayıtları

önem taşıyabilir.

Korkutmanın evlenme kararına etkisi ile tehdidin yakınlığı ve ağırlığı birlikte ispatlanmalıdır.

Evliliğin İptalinin Çocuklar Üzerindeki Sonuçları

Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, anne ve baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır.

Çocuklarla anne ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Bu nedenle mahkeme;

  • Velayetin hangi ebeveyne verileceğini,

  • Diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi,

  • İştirak nafakasını,

  • Çocuğun bakım ve eğitim giderlerini

çocuğun üstün yararını esas alarak düzenler.

Evliliğin iptali, çocukların soybağını veya çocuk olmaktan kaynaklanan haklarını ortadan kaldırmaz.

Evliliğin İptalinin Eşler Üzerindeki Sonuçları

İyiniyetli Eşin Kişisel Durumu

Evlenmenin butlanına karar verildiğinde evlenirken iyiniyetli olan eş, bu evlilikle kazandığı kişisel durumunu korur.

İyiniyet, eşin evlenme sırasında geçersizlik sebebini bilmemesi ve şartların gerektirdiği makul özeni göstermiş olması bakımından değerlendirilir.

Mal Rejiminin Tasfiyesi

Evliliğin iptaline karar verilmesi hâlinde eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Tasfiyede;

  • Eşlerin tabi olduğu mal rejimi,

  • Malların edinilme tarihleri,

  • Kişisel ve edinilmiş mallar,

  • Katılma alacağı,

  • Katkı payı,

  • Değer artış payı,

  • Borçlar ve denkleştirme

ayrıca değerlendirilir.

Evlilik iptal edildiği için tarafların evlilik süresince edindiği bütün mallar kendiliğinden eski hâline dönmez.

Nafaka

Evliliğin iptalinde nafaka konusunda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Bu nedenle şartları varsa eş;

  • Yargılama süresince tedbir nafakası,

  • Karar sonrasında yoksulluk nafakası

talep edebilir.

Nafakaya kendiliğinden karar verilmesi her talep bakımından zorunlu değildir. Tarafların ekonomik durumları, yoksulluğa düşme şartı ve kanundaki diğer ölçütler ayrıca değerlendirilir.

Maddi ve Manevi Tazminat

Eşler arasındaki maddi ve manevi tazminat taleplerinde de boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Örneğin evli olduğunu gizleyerek ikinci evliliği yapan veya diğer eşi ağır biçimde aldatarak evlenmeye razı eden kişinin davranışları, şartları varsa maddi veya manevi tazminat talebine konu olabilir.

Tazminatın kabulü için zarar, kusur, kişilik hakkına saldırı ve nedensellik gibi şartlar somut olay üzerinden incelenir.

Soyadı

Evlenmenin butlanı hâlinde soyadı konusunda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.

Soyadının ne şekilde kullanılacağı, karar tarihindeki yürürlükte bulunan mevzuat ve tarafların kişisel durumu dikkate alınarak belirlenir.

Evliliğin İptali ve Miras Hakkı

Evlenmenin butlanını dava etme hakkı kural olarak mirasçılara geçmez. Ancak eşlerden biri dava devam ederken ölürse mirasçılar açılmış davayı sürdürebilir.

Dava sonunda sağ kalan eşin evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılırsa bu eş;

  • Yasal mirasçı olamaz,

  • Evlilikten önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları kaybeder.

Örneğin bir kişi diğer tarafın hâlen evli olduğunu bilerek onunla ikinci evliliği yapmışsa ve dava sırasında diğer eş ölmüşse, sağ kalan eşin iyiniyet durumu miras haklarını etkileyebilir.

Eşlerden Biri Dava Sırasında Ölürse Ne Olur?

Evliliğin iptali davası açıldıktan sonra eşlerden birinin ölmesi, davanın her durumda kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez.

Mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilir. Bunun temel amacı, sağ kalan eşin iyiniyetli olup olmadığının ve buna bağlı miras haklarının belirlenmesidir.

Ancak henüz dava açılmadan eşlerden biri ölmüşse, dava hakkı ve mutlak butlanın ilgililer tarafından ileri sürülme koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Evliliğin İptali Davasında İyiniyet Neden Önemlidir?

İyiniyet özellikle;

  • Önceki evlilik sona ermeden yapılan ikinci evlilikte,

  • Kişisel durumun korunmasında,

  • Malvarlığı ve tazminat sonuçlarında,

  • Sağ kalan eşin mirasçılığında

önem taşır.

İyiniyetli eş, geçersizlik sebebini evlenme sırasında bilmiyor olmalıdır. Bunun yanında durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni gösterip göstermediği de değerlendirilebilir.

Örneğin eşinin medeni hâline ilişkin açık çelişkileri bilen ve buna rağmen hiçbir araştırma yapmadan evlenen kişinin iyiniyet iddiası somut olayın özelliklerine göre tartışılabilir.

Evliliğin İptali Kararı Geriye Yürür mü?

Mutlak butlan sebebi bulunsa bile evlilik, hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Bu nedenle evliliğin iptali, evliliğin geçmişte hiç yaşanmamış kabul edilmesi anlamına gelmez.

Evlilik süresince;

  • Doğan çocukların durumu,

  • Mal rejimi,

  • Nafaka,

  • Tazminat,

  • Kişisel durum,

  • Miras ilişkileri

kanundaki özel hükümler çerçevesinde korunur veya tasfiye edilir.

Bu yönüyle mutlak butlan, evliliğin yokluğundan ayrılır.

Evliliğin İptali Davasında Karşı Dava Açılabilir mi?

Davalı eş, şartları bulunuyorsa karşı dava yoluyla;

  • Boşanma,

  • Maddi ve manevi tazminat,

  • Nafaka,

  • Velayet,

  • Diğer aile hukuku talepleri

ileri sürebilir.

Ancak taleplerin aynı dava içinde görülüp görülemeyeceği, aralarındaki hukuki bağlantı, usulüne uygun ileri sürülüp sürülmediği ve harç durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

İptal sebebinin ispatlanamaması ihtimaline karşı boşanma talebinin terditli veya ayrı bir talep olarak ileri sürülmesi de somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Taleplerin dilekçede açık ve birbirinden ayırt edilebilir şekilde gösterilmesi gerekir.

Evliliğin İptali Davasında En Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Evliliğin iptali ile boşanmayı aynı dava türü kabul etmek,

  • Tarafların anlaşmasının iptal kararı için yeterli olduğunu düşünmek,

  • Kanunda yer almayan her olayı butlan sebebi olarak ileri sürmek,

  • Mutlak ve nispi butlan sebeplerini birbirine karıştırmak,

  • Nispi butlan davasındaki altı aylık süreyi kaçırmak,

  • Beş yıllık üst süreyi gözden kaçırmak,

  • Evliliğin kendiliğinden geçersiz hâle geldiğini sanmak,

  • Önceki evliliğin ne zaman sona erdiğini kesinleşme belgesiyle araştırmamak,

  • Her psikiyatrik tanıyı mutlak butlan sebebi kabul etmek,

  • Hastalığın evlenme tarihindeki durumunu araştırmamak,

  • Sıradan ekonomik anlaşmazlıkları aldatma sebebi saymak,

  • Yanılmanın birlikte yaşamı çekilmez hâle getirecek ağırlığını açıklamamak,

  • Korkutmanın yakınlığını ve ağırlığını ispatlamamak,

  • Evliliğin iptal edilmesinin çocukların soybağını ortadan kaldıracağını düşünmek,

  • Mal rejimi, nafaka ve tazminat taleplerini dava dilekçesinde belirtmemek,

  • İyiniyetin miras ve kişisel durum üzerindeki etkisini gözden kaçırmak.

⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Evliliğin iptali davası açılmadan önce şu konular kontrol edilmelidir:

  • İleri sürülen olayın mutlak mı nispi butlan sebebi mi olduğu,

  • Olayın evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı,

  • Davayı kimin açma hakkına sahip olduğu,

  • Hak düşürücü sürenin başlayıp başlamadığı,

  • Altı aylık ve beş yıllık sürelerin dolup dolmadığı,

  • Önceki evliliğin kesin sona erme tarihi,

  • Sağlık durumunun evlenme tarihindeki niteliği,

  • Aldatma veya yanılmanın evlenme kararına etkisi,

  • Tehdidin ciddi ve yakın olup olmadığı,

  • Çocuklar hakkında velayet ve nafaka talepleri,

  • Mal rejiminin tasfiyesi,

  • Maddi ve manevi tazminat,

  • Dava süresince alınması gereken geçici önlemler.

Hukuki Destek Neden Önemlidir?

Evliliğin iptali davaları, boşanma davalarından farklı ve sınırlı sebeplere dayanır. Olayın yanlış hukuki sebep altında ileri sürülmesi, nispi butlan süresinin geçirilmesi veya gerekli tıbbi ve resmî kayıtların toplanmaması davanın reddedilmesine yol açabilir.

Özellikle;

  • Önceki evlilik,

  • Ayırt etme gücü,

  • Akıl hastalığı,

  • Hısımlık,

  • Aldatma,

  • Korkutma

iddialarında ayrıntılı delil değerlendirmesi gerekir.

Ayrıca evliliğin iptali kararı çocukların velayeti, nafaka, mal rejimi, tazminat ve miras hakları üzerinde de sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava yalnızca evlilik kaydının sona erdirilmesi olarak görülmemeli; bütün mali ve kişisel sonuçları birlikte planlanmalıdır.

Başlıca Mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 124–160

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 168–184

  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun


Hukuki Bilgilendirme Notu

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık, mütalaa veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin yönlendirme niteliğinde değildir. Mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içerisinde değişebilir. Her somut olay; evlenme tarihi, ileri sürülen butlan sebebi, tarafların iyiniyeti, dava süresi ve mevcut deliller çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yalnızca bu içeriğe dayanılarak dava veya başvuru yapılmamalı; kişisel hukuki durum için bir avukattan destek alınmalıdır.

Tüm Makaleler Danışmanlık Alın