İmam Nikâhlı Eş Nafaka, Tazminat veya Mal Paylaşımı İsteyebilir mi?
Yalnızca dinî nikâhla birlikte yaşayan kişiler, Türk Medeni Kanunu bakımından hukuken eş sayılmaz. Bu nedenle birlikteliğin sona ermesi hâlinde boşanma davası açılamaz; eşe özgü yoksulluk nafakası, boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat ile edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan mal paylaşımı talepleri kural olarak ileri sürülemez.
Bununla birlikte resmî evliliğin bulunmaması, tarafların hiçbir hukuki hakkının olmadığı anlamına gelmez. Ortak çocuk için nafaka, babalık ve soybağı davaları; yapılan parasal katkılar için alacak veya sebepsiz zenginleşme talepleri; birlikte yürütülen ekonomik faaliyet bakımından adi ortaklığın tasfiyesi ve şiddet hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri gündeme gelebilir.
İmam Nikâhı Hukuken Evlilik Kurar mı?
Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik, evlendirme memurunun önünde tarafların karşılıklı ve olumlu irade açıklamalarıyla kurulur. Kanun, dinî törenin evliliğin geçerliliği için gerekli olmadığını açıkça belirtmektedir. Bu nedenle yalnızca imam nikâhı veya başka bir dinî tören yapılması, kişilere medeni hukuk anlamında eş statüsü kazandırmaz.
Tarafların uzun yıllar birlikte yaşamaları, çevrelerinde evli olarak tanınmaları, ortak çocuklarının bulunması veya ortak konut kullanmaları da resmî evliliğin yerini tutmaz. Nüfus kayıtlarında evli görünmeyen kişiler bakımından evliliğe özgü hak ve yükümlülükler doğmaz.
Bu ayrım özellikle nafaka, mal rejimi, mirasçılık ve boşanma tazminatları bakımından önemlidir.
İmam Nikâhlı Eş Yoksulluk Nafakası İsteyebilir mi?
Yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun boşanmanın sonuçlarını düzenleyen hükümlerinden doğar. Kanuna göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Resmî evlilik bulunmadığında hukuken boşanma da söz konusu olmadığından bu hükme dayanılarak yoksulluk nafakası talep edilemez.
Aynı nedenle, resmî nikâh bulunmayan birliktelikte “eş için iştirak nafakası” veya “boşanmadan sonra eş nafakası” gibi talepler ileri sürülemez. İştirak nafakası zaten eşe değil, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine yönelik bir nafaka türüdür.
Taraflardan birinin ekonomik açıdan diğerine bağımlı hâle gelmiş olması veya uzun yıllar ev işleriyle ilgilenmesi tek başına yoksulluk nafakası hakkı doğurmaz. Ancak taraflar arasında ayrıca bir bakım, destek veya ödeme sözleşmesi varsa sözleşmeden doğan haklar ayrıca değerlendirilebilir.
Şiddet Hâlinde Tedbir Nafakasına Karar Verilebilir mi?
Resmî evlilik bulunmasa dahi şiddet mağduru kişi 6284 sayılı Kanun kapsamında korunabilir. Kanun; şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını koruma kapsamına almaktadır. Ev içi şiddet tanımı, tarafların aynı haneyi paylaşmaya devam edip etmemesine bağlı değildir.
Şiddet uygulayan kişi aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya geçime katkıda bulunan kişiyse ve daha önce nafakaya hükmedilmemişse hâkim, mağdurun yaşam düzeyini dikkate alarak 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir nafakasına karar verebilir. Bu nafaka, resmî evlilikten doğan yoksulluk nafakası değil; şiddete karşı koruma sürecinde verilen geçici bir tedbirdir.
Ortak Çocuk İçin Nafaka İstenebilir mi?
Resmî nikâh bulunmaması, çocuğun anne ve babasına karşı haklarını ortadan kaldırmaz. Çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderleri anne ve baba tarafından karşılanır. Küçüğe fiilen bakan anne veya baba, diğer ebeveyne karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Nafaka miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın yaşam koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınır.
Çocukla baba arasında soybağı kurulmamışsa önce tanıma veya babalık davası gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’na göre çocukla anne arasındaki soybağı doğumla; baba arasındaki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma veya mahkeme kararıyla kurulur. Anne ve çocuk, babalığın mahkemece belirlenmesini isteyebilir.
Anne ayrıca babalık davasıyla birlikte veya ayrı olarak doğum giderlerini, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderlerini ve gebelik ile doğumun gerektirdiği diğer giderleri babadan veya babanın ölümü hâlinde mirasçılarından talep edebilir.
İmam Nikâhlı Eş Boşanma Tazminatı İsteyebilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesindeki maddi ve manevi tazminat, boşanmaya bağlı özel taleplerdir. Resmî evlilik ve boşanma kararı bulunmadığında, yalnızca dinî nikâhlı birlikteliğin sona ermesine dayanılarak bu tazminatlar istenemez.
Ancak birliktelik sırasında ayrı bir hukuka aykırı davranış gerçekleşmişse genel hükümlere göre tazminat talebi doğabilir. Örneğin;
-
Fiziksel şiddet,
-
Hakaret veya tehdit,
-
Kişisel görüntülerin izinsiz paylaşılması,
-
Malvarlığına zarar verilmesi,
-
Hileli işlemlerle para alınması,
-
Kişilik haklarına yönelik başka bir saldırı
somut olayın özelliklerine göre haksız fiil sorumluluğuna yol açabilir. Türk Borçlar Kanunu’na göre kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür; kişilik hakkı zedelenen kişi de şartları varsa manevi tazminat isteyebilir.
Bu durumda talebin dayanağı birlikteliğin sona ermesi değil, bağımsız hukuka aykırı davranıştır. Zarar, kusur, nedensellik bağı ve diğer yasal koşullar ayrıca ispatlanmalıdır.
İmam Nikâhlı Birliktelikte Mal Paylaşımı Yapılır mı?
Resmî evlilik bulunmadığında eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi kurulmaz. Türk Medeni Kanunu’ndaki yasal mal rejimi, hukuken evli eşler arasında uygulanır. Bu nedenle birliktelik sırasında bir taraf adına alınan ev, araç, banka hesabı veya işletme bakımından diğer taraf, yalnızca birlikte yaşadıkları gerekçesiyle yarı oranında katılma alacağı isteyemez.
Temel olarak;
-
Tapuda kimin adına kayıtlıysa taşınmaz onun mülkiyetindedir.
-
Araç sicilinde kimin adına kayıtlıysa araç malikinin o kişi olduğu kabul edilir.
-
Banka hesabındaki para hesabın sahibine aittir.
-
Birlikte alınan ve paylı tescil edilen malda taraflar kayıtlı payları oranında hak sahibidir.
Ancak diğer tarafın bu malların edinilmesine yaptığı belgeli katkılar tamamen karşılıksız kalmak zorunda değildir. Talebin niteliğine göre sözleşmeden doğan alacak, ödünç verilen paranın iadesi, sebepsiz zenginleşme veya adi ortaklık hükümleri gündeme gelebilir.
Diğer Kişi Adına Alınan Eve Katkı Yapılmışsa Ne İstenebilir?
Taraflardan biri, diğer kişi adına tapuya kaydedilen taşınmazın peşinatını, kredi taksitlerini veya inşaat giderlerini karşılamış olabilir. Resmî evlilik bulunmadığından TMK’daki değer artış payı ve katılma alacağı hükümleri doğrudan uygulanmaz.
Bunun yerine şu ihtimaller araştırılır:
-
Paranın borç olarak verilip verilmediği,
-
Geri ödeme konusunda anlaşma bulunup bulunmadığı,
-
Taraflar arasında ortak yatırım amacı bulunup bulunmadığı,
-
Katkının karşılıksız bağış niteliğinde olup olmadığı,
-
Tapu payı verileceğine ilişkin bir taahhüt bulunup bulunmadığı,
-
Diğer tarafın haklı bir sebep olmaksızın zenginleşip zenginleşmediği.
Türk Borçlar Kanunu’na göre haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Ancak her ödeme sebepsiz zenginleşme sayılmaz; ödeme amacı, tarafların anlaşması ve malın kimin adına alınacağına ilişkin iradeleri belirlenmelidir.
Örneğin banka açıklamasında “ev peşinatı için borç” yazılması, geri ödeme mesajları veya tapuda pay verileceğine ilişkin yazışmalar alacak iddiasını destekleyebilir. Buna karşılık paranın açıkça hediye edildiği veya karşılıksız verildiği ispatlanırsa iade talebi reddedilebilir.
Birlikte İşletme Kurulduysa Adi Ortaklık Sayılabilir mi?
Taraflar yalnızca birlikte yaşamamış; aynı zamanda ortak bir iş kurmuş, sermaye koymuş, birlikte çalışmış ve kazancı paylaşmış olabilir. Bu durumda koşulları varsa Türk Borçlar Kanunu’ndaki adi ortaklık hükümleri uygulanabilir.
Adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ya da mallarını ortak bir amaca ulaşmak üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Ortaklığın varlığı için yazılı sözleşme her durumda zorunlu olmayabilir; ortak amaç, katkılar, birlikte yönetim ve kazanç paylaşımı somut delillerle ortaya konulabilir.
Ancak yalnızca aynı evde yaşamak, ev giderlerini birlikte karşılamak veya bir tarafın diğerinin işine zaman zaman yardım etmesi otomatik olarak adi ortaklık kurmaz. Ortak bir ekonomik amaç ve tarafların ortaklık iradesi bulunmalıdır.
Adi ortaklık kabul edilirse tarafların katılım payları, yaptıkları giderler, ortaklık borçları, elde edilen kazanç ve tasfiye payı hesaplanabilir.
Ortak Alınan Ev veya Araç Nasıl Paylaşılır?
Taşınmaz veya araç iki kişi adına paylı olarak kayıtlıysa, resmî evlilik bulunmasa da her biri kayıtlı payı oranında malik olur. Taraflar malı birlikte kullanabilir, paylardan birini diğerine devredebilir veya şartları varsa ortaklığın giderilmesini talep edebilir.
Tapuda yalnızca bir kişinin adı varsa, diğer kişinin ödeme yapmış olması kendiliğinden tapu payı kazandırmaz. Tapu tescili gerektiren bir hakkın varlığı için geçerli sözleşme ve şekil koşulları ayrıca değerlendirilir. Katkı yapan kişinin çoğu durumda mülkiyet yerine parasal alacak talep etmesi gerekebilir.
Taşınmazı birlikte aldığını ileri süren kişi; banka dekontları, kredi taksitleri, satış sözleşmeleri, yazışmalar, faturalar ve tarafların ortak yatırım iradesini gösteren diğer delillere dayanabilir.
Ev Eşyaları ve Ziynetler Kime Aittir?
Kişisel kullanım eşyaları, ziynetler ve taraflardan birine hediye edilen mallar, kural olarak o kişiye aittir. Bir eşya yalnızca ortak konutta kullanıldığı için diğer kişinin mülkiyetine geçmez.
Mobilya, beyaz eşya ve elektronik cihazlarda faturalar, banka kayıtları ve tarafların ödeme bilgileri önem taşır. Birlikte satın alınan eşyalarda paylı mülkiyet iddiası ileri sürülebilir. Ziynet veya kişisel eşyanın diğer kişi tarafından alıkonulması hâlinde aynen iade ya da bedel talebi gündeme gelebilir.
İmam Nikâhlı Partner Yasal Mirasçı Olur mu?
Resmî nikâhlı eş, Türk Medeni Kanunu kapsamında yasal mirasçıdır. Yalnızca imam nikâhıyla birlikte yaşayan kişi ise eş sıfatıyla yasal mirasçı olmaz. Bu nedenle partnerin ölümü hâlinde, vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarruf bulunmadıkça eş miras payı talep edilemez. Bu sonuç, resmî evlilik bulunmamasının miras hukukundaki önemli sonuçlarından biridir.
Buna karşılık ortak çocuk ile baba arasında tanıma veya mahkeme kararıyla soybağı kurulmuşsa çocuk, babanın yasal mirasçısı olabilir. Soybağının kurulmuş olup olmadığı bu nedenle ayrıca kontrol edilmelidir.
6284 Sayılı Kanundan Yararlanmak İçin Resmî Nikâh Gerekir mi?
Hayır. 6284 sayılı Kanun’dan yararlanmak için resmî nikâhlı eş olma şartı bulunmamaktadır. Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları tedbir talep edebilir. Kanun fiziksel şiddetin yanında psikolojik, cinsel, sözlü ve ekonomik şiddeti de kapsamaktadır.
İmam nikâhlı veya birlikte yaşayan kişi;
-
Ortak konuttan uzaklaştırma,
-
Yaklaşmama,
-
İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,
-
Geçici barınma,
-
Geçici maddi yardım,
-
Gerekli hâllerde tedbir nafakası,
-
Kişisel eşya ve belgelerin kollukla teslimi
gibi tedbirleri talep edebilir.
Hangi Mahkemeye Başvurulur?
Talebin hukuki niteliğine göre görevli mahkeme değişebilir:
-
Çocuk nafakası, babalık ve soybağı uyuşmazlıkları aile mahkemesinde,
-
6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler aile mahkemesi ve Kanunda belirtilen diğer yetkili mercilerde,
-
Sözleşme, borç, sebepsiz zenginleşme ve adi ortaklık tasfiyesi talepleri kural olarak asliye hukuk mahkemesinde,
-
Paylı taşınmazın ortaklığının giderilmesi talepleri görev kurallarına göre sulh hukuk mahkemesinde,
-
Şiddet, tehdit veya hakaret gibi suç iddiaları Cumhuriyet başsavcılığı ve ceza mahkemelerinde
incelenir.
Birlikteliğin “imam nikâhı” olarak adlandırılması bütün uyuşmazlıkları aile mahkemesinin görevine sokmaz. Dilekçede talebin gerçek hukuki sebebinin doğru belirlenmesi gerekir.
Hangi Deliller Önemlidir?
İmam nikâhlı birliktelikten doğan ekonomik uyuşmazlıklarda özellikle şu deliller kullanılabilir:
-
Banka dekontları ve hesap hareketleri,
-
Kredi sözleşmeleri ve taksit ödemeleri,
-
Tapu ve araç kayıtları,
-
Faturalar ve satış sözleşmeleri,
-
Borç veya ortaklık yazışmaları,
-
WhatsApp ve e-posta mesajları,
-
İşletme kayıtları,
-
Ortak kazanç ve gider belgeleri,
-
Tanık anlatımları,
-
Çocuğun nüfus ve soybağı kayıtları,
-
Şiddet olaylarında sağlık ve kolluk belgeleri.
Ödeme yapılırken açıklama yazılmaması, paranın elden verilmesi veya bütün malvarlığının yalnızca bir kişi adına kaydedilmesi ispatı güçleştirebilir. Her ödeme tarihinin hangi mal veya borçla bağlantılı olduğu ayrı ayrı gösterilmelidir.
Hukuki Bilgilendirme Notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Resmî nikâh bulunmayan birlikteliklerde ileri sürülebilecek talepler; ödeme ve tapu kayıtlarına, tarafların anlaşmasına, ortak çocuk bulunup bulunmadığına ve somut olayın diğer özelliklerine göre değişebilir. Şiddet veya acil tehlike hâlinde 112 Acil Çağrı Merkezine ya da en yakın kolluk birimine başvurulmalıdır. Metin, somut olay bakımından hukuki görüş veya avukatlık hizmeti niteliğinde değildir.