Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir? Mal Ayrılığı Şartları ve Hukuki Sonuçları | Ceviz Hukuk

Mal Rejimi Sözleşmesi ve Mal Ayrılığı Rejimi

Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir?

Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin evlilik süresince sahip oldukları ve ileride edinecekleri malvarlığı değerlerinin hangi hukuki kurallara tabi olacağını belirlemek amacıyla yaptıkları sözleşmedir. Günlük kullanımda bu sözleşme için zaman zaman “evlilik sözleşmesi” ifadesi kullanılsa da Türk Medeni Kanunu’ndaki teknik karşılığı mal rejimi sözleşmesidir.

Türk hukukunda eşler başka bir düzenleme yapmadıkları sürece edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olur. Bununla birlikte eşler, kanunda yer alan diğer mal rejimlerinden birini mal rejimi sözleşmesiyle seçebilir, mevcut rejimi değiştirebilir veya kaldırabilir. Ancak taraflar tamamen kendilerine özgü ve kanunda bulunmayan sınırsız bir mal rejimi oluşturamaz; sözleşme serbestisi kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kullanılabilir.

Mal rejimi sözleşmesinin amacı, boşanmayı teşvik etmek veya eşler arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırmak değildir. Özellikle ticari işletmesi bulunan, önceki evlilikten çocukları olan, farklı miktarlarda malvarlığına sahip bulunan veya gelecekteki ekonomik ilişkilerini önceden açıklığa kavuşturmak isteyen eşler bakımından mal rejimi sözleşmesi önemli bir hukuki planlama aracı olabilir.

Yasal Mal Rejimi Hangisidir?

Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre eşler arasında uygulanması esas olan sistem edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler noterde geçerli bir mal rejimi sözleşmesi yaparak;

  • Mal ayrılığı rejimini,

  • Paylaşmalı mal ayrılığı rejimini,

  • Mal ortaklığı rejimini

seçebilir veya daha önce seçtikleri rejimi değiştirebilirler.

Eşlerin herhangi bir sözleşme yapmaması hâlinde yasal rejim kendiliğinden uygulanır. Bu nedenle “evlilik sözleşmesi yapılmadığı için hiçbir mal paylaşımı olmaz” şeklindeki düşünce doğru değildir. Sözleşmenin bulunmaması, eşlerin edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olduğu anlamına gelir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Ne Zaman Yapılabilir?

Mal rejimi sözleşmesi;

  • Evlenmeden önce,

  • Evlenme başvurusu sırasında,

  • Evlilik devam ederken

yapılabilir.

Eşlerin evlenirken belirli bir mal rejimini seçmemiş olmaları, evlilik devam ederken sözleşme yapmalarına engel değildir. Taraflar yıllar sonra dahi karşılıklı anlaşmayla mevcut rejimi değiştirebilirler.

Ancak sonradan yapılan sözleşme, kural olarak geçmiş dönemde oluşmuş hakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni rejime geçildiğinde önceki rejimin sona erdiği tarihe kadar oluşan malvarlığı ilişkileri, eski rejime ait tasfiye hükümlerine göre değerlendirilir. Mahkeme kararıyla veya sözleşmeyle mal ayrılığına geçilmesi hâlinde önceki rejimin tasfiyesi, kural olarak o rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.

Mal Rejimi Sözleşmesinin Şekli

Mal rejimi sözleşmesi, geçerli olabilmesi için noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Taraflar evlenme başvurusu sırasında seçtikleri mal rejimini yazılı olarak da bildirebilirler.

Sözleşmenin eşler ve gerektiğinde yasal temsilcileri tarafından imzalanması zorunludur. Eşlerin kendi aralarında imzaladığı sıradan bir belge, noterde düzenlenmediği veya onaylanmadığı sürece geçerli bir mal rejimi sözleşmesi kabul edilmeyebilir.

Düzenleme ve Onaylama Arasındaki Fark

Düzenleme şeklinde sözleşmede, sözleşme metni noter tarafından hazırlanır ve tarafların iradeleri resmî senede geçirilir.

Onaylama şeklinde sözleşmede ise tarafların hazırladığı metindeki imzalar noter huzurunda atılır veya imzaların taraflara ait olduğu noter tarafından onaylanır.

Her iki yöntemde de sözleşmenin içeriğinin açık, uygulanabilir ve kanunun emredici hükümlerine uygun olması gerekir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Yapma Ehliyeti

Mal rejimi sözleşmesi yapacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Küçükler ve kısıtlılar, kanundaki şartlar çerçevesinde yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır.

Bir kişinin yalnızca yaşlı, hasta veya kısıtlı olması sözleşmenin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan sözleşmenin yapıldığı sırada kişinin işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip bulunmasıdır.

Sözleşmenin baskı, tehdit, aldatma veya yanılma altında yapıldığı iddia ediliyorsa irade sakatlığına ilişkin genel hükümler gündeme gelebilir. Bu tür iddialar somut deliller üzerinden ayrıca değerlendirilir.

Mal Rejimi Sözleşmesinde Neler Düzenlenebilir?

Eşler sözleşmeyle öncelikle hangi mal rejimine tabi olacaklarını belirleyebilirler. Bunun yanında seçilen rejimin izin verdiği ölçüde bazı özel düzenlemeler de yapabilirler.

Örneğin edinilmiş mallara katılma rejiminde eşler;

  • Bir mesleğin veya işletmenin faaliyeti nedeniyle elde edilen bazı değerlerin kişisel mal sayılmasını,

  • Kişisel mallardan elde edilen gelirlerin edinilmiş mallara dâhil edilmemesini,

  • Artık değere katılmada kanundaki yarı yarıya oran yerine farklı bir esas uygulanmasını,

  • Ölüm hâlinde aile konutu ve ev eşyası bakımından özel düzenlemeler yapılmasını

kararlaştırabilirler. Bununla birlikte artık değere ilişkin farklı düzenlemeler ortak olmayan çocukların ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez. Boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi durumunda farklı paylaşım esaslarının uygulanabilmesi için bu sonucun sözleşmede açıkça düzenlenmiş olması gerekir.

Sözleşmede kullanılan ifadelerin belirsiz olması, tasfiye sırasında yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. “Taraflar kendi mallarını alacaktır” gibi genel bir ifade, hangi mal rejiminin seçildiğini veya geçmiş dönemdeki haklardan vazgeçilip vazgeçilmediğini her zaman açık biçimde ortaya koymaz.

Mal Rejimi Sözleşmesinde Neler Düzenlenemez?

Mal rejimi sözleşmesi, yalnızca eşlerin malvarlığı ilişkilerini düzenleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşmeyle;

  • Çocuğun velayetinin kesin olarak kime verileceği,

  • Çocuk için hiçbir zaman nafaka istenmeyeceği,

  • Boşanma hâlinde hâkimin hiçbir inceleme yapamayacağı,

  • Bir eşin bütün kişilik haklarından vazgeçtiği,

  • Kanunun emredici hükümlerinin uygulanmayacağı

geçerli biçimde kararlaştırılamaz.

Velayet ve çocukla ilgili mali haklarda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Eşlerin önceden yaptığı düzenlemeler hâkimi her durumda bağlamaz.

Benzer şekilde bir eşin gelecekte doğabilecek bütün haklarından ne olduğu bilinmeden, kapsamı belirsiz biçimde vazgeçmesine ilişkin hükümler geçerlilik ve yorum sorunlarına yol açabilir. Sözleşmenin konusu ve ekonomik sonuçları mümkün olduğunca açıkça belirlenmelidir.

Mal Ayrılığı Rejimi Nedir?

Mal ayrılığı rejimi, eşlerden her birinin kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisini koruduğu seçimlik mal rejimidir.

Bu rejimde eşlerden her biri;

  • Evlilikten önce sahip olduğu malların,

  • Evlilik sırasında kendi adına edindiği malların,

  • Kendi gelir ve birikimlerinin

sahibi olmaya devam eder. Her eş kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur.

Mal ayrılığı rejiminin seçilmesi, eşler arasında hiçbir ekonomik ilişki bulunmayacağı veya aile giderlerine katılma yükümlülüğünün ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Eşlerin evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılma ve birbirlerine yardımcı olma yükümlülükleri devam eder.

Mal Ayrılığı Rejimi Nasıl Seçilir?

Mal ayrılığı rejimi, eşlerin karşılıklı iradeleriyle ve geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle seçilebilir.

Taraflar;

  • Evlenmeden önce noterde sözleşme yapabilir,

  • Evlenme başvurusu sırasında mal ayrılığını seçtiklerini yazılı bildirebilir,

  • Evlilik sırasında noterde sözleşme yaparak edinilmiş mallara katılma rejiminden mal ayrılığına geçebilir.

Mal ayrılığına geçildiği tarihte önceki mal rejimi sona erer. Bu tarihe kadar oluşmuş katılma, değer artış payı veya katkı payı hakları, şartları bulunuyorsa tasfiye sırasında korunur. Yeni sözleşme yapılması, daha önce doğmuş alacakları açık ve geçerli bir tasfiye veya feragat düzenlemesi bulunmadan kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Mal Ayrılığında Boşanma Hâlinde Mallar Nasıl Değerlendirilir?

Mal ayrılığı rejiminde temel kural, her eşin kendi adına kayıtlı veya kendisine ait olduğunu ispatladığı malı korumasıdır. Edinilmiş mallara katılma rejimindeki gibi diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinden genel bir katılma alacağı doğmaz.

Örneğin mal ayrılığı rejimi sırasında;

  • Bir eş kendi maaşıyla kendi adına ev aldıysa ev o eşe aittir.

  • Diğer eş kendi adına araç aldıysa araç o eşe aittir.

  • Eşlerden birinin banka hesabındaki birikimler kural olarak hesap sahibine aittir.

Bununla birlikte diğer eşin belirli bir malın alımına veya değer kazanmasına somut katkıda bulunması hâlinde genel borçlar hukuku hükümleri, paylı mülkiyet, sebepsiz zenginleşme veya diğer alacak türleri gündeme gelebilir. Mal ayrılığı, diğer eşin ispatlanmış her türlü katkısını hukuken değersiz hâle getirmez.

Mal Ayrılığında Ortak Alınan Mallar

Mal ayrılığı rejimi, eşlerin birlikte mal edinmesine engel değildir. Eşler bir taşınmazı veya aracı birlikte satın alarak paylı mülkiyet kurabilirler.

Tapu veya tescil kaydında tarafların payları belirtilmişse paylaşım bu oranlara göre yapılır. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, mal ayrılığında da uygulanan ispat kuralları uyarınca tarafların paylı mülkiyetinde kabul edilebilir. Her eş kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.

Paylı mülkiyetteki bir malın kullanımı veya paylaşımı konusunda uyuşmazlık çıkarsa, mal rejimi tasfiyesinden bağımsız olarak ortaklığın giderilmesi veya paya ilişkin başka hukuki yollar gündeme gelebilir.

Mal Ayrılığı Eşin Miras Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Hayır. Mal rejimi ile miras hakkı birbirinden farklı hukuki kurumlardır.

Mal ayrılığı rejiminin seçilmesi, sağ kalan eşin yasal mirasçı olmasını kendiliğinden engellemez. Eşin miras payı, Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümlerine göre ayrıca belirlenir.

Ancak mal rejimi tercihi, ölüm hâlinde terekeye girecek mal miktarını etkileyebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde önce mal rejimi tasfiyesi yapılarak sağ kalan eşin katılma alacağı belirlenir, ardından kalan tereke mirasçılar arasında paylaşılır. Mal ayrılığında ise genel bir katılma alacağı bulunmadığından tereke hesabı farklı sonuç verebilir.

Bu nedenle mal rejimi sözleşmesi hazırlanırken yalnızca boşanma ihtimali değil, ölüm ve miras sonuçları da birlikte değerlendirilmelidir.

Mal Ayrılığı Nafaka Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Hayır. Mal ayrılığı rejiminin seçilmiş olması;

  • Tedbir nafakasını,

  • Yoksulluk nafakasını,

  • İştirak nafakasını,

  • Yardım nafakasını

kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Nafaka hakları mal rejiminden değil, eşler ve çocuklar arasındaki bakım ile dayanışma yükümlülüklerinden doğar. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle çocuğun nafaka hakkını geçerli biçimde ortadan kaldıramaz.

Yoksulluk nafakası bakımından boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme, kusur durumu ve tarafların ekonomik koşulları ayrıca değerlendirilir. Bir eşin mal ayrılığı rejimini kabul etmiş olması, gelecekte nafaka istemekten vazgeçtiği anlamına gelmez.

Mal Ayrılığı Tazminat Hakkını Etkiler mi?

Mal ayrılığı sözleşmesi, boşanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Boşanmada maddi tazminat, kusursuz veya daha az kusurlu eşin boşanma nedeniyle zarar gören mevcut ya da beklenen menfaatleriyle ilgilidir. Manevi tazminat ise kişilik haklarına saldırı nedeniyle talep edilir.

Bu hakların doğup doğmadığı;

  • Tarafların kusuruna,

  • Boşanmaya yol açan olaylara,

  • Ekonomik ve kişisel zarara,

  • Talebin usulüne uygun ileri sürülmesine

göre belirlenir. Mal rejimi tercihi, bu şartların yerine geçmez.

Eşlerden Biri Tek Başına Mal Ayrılığına Geçebilir mi?

Eşlerden biri diğer eşin rızası olmadan noterde tek taraflı işlem yaparak mevcut mal rejimini mal ayrılığına çeviremez. Sözleşmeye dayalı değişiklik için eşlerin karşılıklı iradesi gerekir.

Ancak haklı sebepler varsa eşlerden biri mahkemeden mevcut mal rejiminin olağanüstü mal rejimi olarak mal ayrılığına dönüştürülmesini talep edebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesine göre özellikle şu durumlar haklı sebep oluşturabilir:

  • Diğer eşin malvarlığının borca batık olması,

  • Ortaklıktaki payının haczedilmesi,

  • Diğer eşin eşin veya ortaklığın ekonomik menfaatlerini tehlikeye düşürmesi,

  • Gerekli bir tasarruf için rızasını haklı neden olmaksızın vermemesi,

  • Malvarlığı, gelir, borçlar veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,

  • Sürekli biçimde ayırt etme gücünden yoksun olması.

Kanundaki örnekler sınırlı değildir. Mahkeme, ileri sürülen olayın mevcut rejimin sürdürülmesini ciddi biçimde sakıncalı hâle getirip getirmediğini değerlendirir.

Eşin Borçları Nedeniyle Mal Ayrılığı Talep Edilebilir mi?

Diğer eşin malvarlığının borca batık olması veya ekonomik davranışlarıyla ailenin malvarlığını ciddi biçimde tehlikeye düşürmesi, mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş için haklı sebep oluşturabilir.

Bununla birlikte eşlerden biri kendi borçlarından kural olarak kendi malvarlığıyla sorumludur. Evlilik veya edinilmiş mallara katılma rejimi, bir eşin bütün kişisel borçlarından diğer eşi otomatik olarak sorumlu hâle getirmez.

Ailenin ekonomik güvenliği somut biçimde tehlikedeyse mal ayrılığı talebinin yanı sıra belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması gibi evlilik birliğini koruyucu önlemler de gündeme gelebilir.

Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığı Davasında Yetkili Mahkeme

Haklı sebebe dayanılarak mal ayrılığına geçilmesi talebinde yetkili mahkeme, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.

Dava dilekçesinde;

  • Mevcut mal rejimi,

  • Mal ayrılığını gerektiren olaylar,

  • Ekonomik tehlikenin niteliği,

  • Diğer eşin davranışları,

  • Talebi destekleyen belgeler

açıklanmalıdır.

Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığına Geçildikten Sonra Eski Rejime Dönülebilir mi?

Evet. Eşler her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesi yaparak önceki veya başka bir mal rejimini seçebilirler.

Mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesine neden olan haklı sebep ortadan kalkmışsa eşlerden biri mahkemeden eski mal rejimine dönülmesini de talep edebilir.

Örneğin borca batıklık hâlinin tamamen sona ermesi veya ekonomik menfaatleri tehlikeye düşüren durumun ortadan kalkması hâlinde eski rejime dönüş değerlendirilebilir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Alacaklıları Etkiler mi?

Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin alacaklılarının daha önce haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakmak amacıyla kullanılamaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 213. maddesi, alacaklıların korunmasını öngörmektedir. Borçlu eşten diğer eşe geçen mallar nedeniyle alacaklıların zarar görmesi hâlinde, malı devralan eş belirli şartlarla borçlardan kişisel olarak sorumlu olabilir.

Bu nedenle borçlardan kaçınmak, haczi engellemek veya alacaklıları zarara uğratmak amacıyla yapılan görünüşteki mal rejimi işlemleri beklenen hukuki korumayı sağlamayabilir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Boşanma Sırasında Yapılabilir mi?

Evlilik hukuken devam ettiği sürece eşler mal rejimi sözleşmesi yapabilirler. Boşanma davası açılmış ancak karar henüz kesinleşmemişse evlilik hâlen devam eder.

Ancak dava sırasında yapılan sözleşmenin;

  • Önceki dönemde doğmuş mal rejimi haklarına etkisi,

  • Tarafların iradelerinin özgür olup olmadığı,

  • Tasfiye veya feragat hükümlerinin açıklığı,

  • Alacaklıların ve üçüncü kişilerin haklarına etkisi

ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.

Boşanma sürecinde malvarlığı konusunda anlaşmaya varılması isteniyorsa yalnızca mal rejimi sözleşmesi değil, tasfiye ve sulh sözleşmesi gibi farklı hukuki araçların da kullanılması gerekebilir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Sonradan İptal Edilebilir mi?

Taraflar karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi değiştirebilir veya kanunda yer alan başka bir rejimi seçebilir. Bunun için yeniden kanuni şekle uygun mal rejimi sözleşmesi yapılması gerekir.

Bunun dışında sözleşme;

  • Ayırt etme gücünün bulunmaması,

  • Kanunda öngörülen şekle uyulmaması,

  • İrade sakatlığı,

  • Emredici hükümlere aykırılık,

  • Sahte imza veya yetkisiz temsil

gibi nedenlerle geçersizlik iddiasına konu olabilir.

Sözleşmenin ekonomik açıdan sonradan bir eş için elverişsiz hâle gelmesi, tek başına iptal sebebi değildir. İptal veya geçersizlik iddiasının dayandığı hukuki sebep somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Mal Rejimi Sözleşmesinde Envanter Düzenlenmeli midir?

Kanun, her mal rejimi sözleşmesinde ayrıntılı mal listesi yapılmasını zorunlu tutmaz. Bununla birlikte tarafların sözleşme tarihindeki mallarının, borçlarının ve ekonomik değerlerinin bir envanterle gösterilmesi ilerideki ispat sorunlarını azaltabilir.

Türk Medeni Kanunu’na göre eşlerden her biri, diğerinden mallarının envanterinin resmî senetle yapılmasını isteyebilir. Malların getirilmesinden itibaren bir yıl içinde yapılan envanterin doğru olduğu, aksi ispatlanmadıkça kabul edilir.

Envanterde özellikle;

  • Taşınmazlar,

  • Araçlar,

  • Banka hesapları,

  • Şirket hisseleri,

  • Ticari işletmeler,

  • Değerli eşyalar,

  • Kredi ve diğer borçlar

gösterilebilir.

Mal Ayrılığında Eşlerin Birbirinden Borç Alması

Mal ayrılığı rejimi, eşler arasında borç ilişkisi kurulmasına engel değildir. Eşlerden biri diğerine para verebilir, borcunu ödeyebilir veya malını kullanmasına izin verebilir.

Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını kendiliğinden engellemez. Bununla birlikte borcun hemen ödenmesi evlilik birliğini ciddi biçimde tehlikeye düşürecekse borçlu eş mahkemeden ödeme süresi isteyebilir.

Eşler arasındaki para transferlerinde işlemin;

  • Borç,

  • Bağış,

  • Aile giderine katılım,

  • Mal alımına katkı

niteliğinde olup olmadığı açık değilse ileride ispat uyuşmazlığı doğabilir. Yüksek tutarlı ödemelerin yazılı belge ve banka açıklamasıyla yapılması önemlidir.

Mal Rejimi Sözleşmesi Kimler İçin Özellikle Önemli Olabilir?

Her çiftin mal rejimi sözleşmesi yapması zorunlu değildir. Bununla birlikte şu durumlarda sözleşmenin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi yararlı olabilir:

  • Eşlerden birinin ticari işletme veya şirket sahibi olması,

  • Tarafların önemli miktarda evlilik öncesi malvarlığı bulunması,

  • Eşlerden birinin yüksek ticari borç riski taşıması,

  • Tarafların önceki evliliklerinden çocuklarının bulunması,

  • Eşlerden birinin miras veya aile şirketi payına sahip olması,

  • Tarafların farklı ülkelerde malvarlığı bulunması,

  • Eşlerin gelir ve ekonomik sorumluluklarının belirgin biçimde farklı olması,

  • Evlilik sırasında önemli yatırımlar yapılmasının planlanması.

Bu durumlarda sözleşmenin yalnızca boşanma ihtimaline göre değil, ölüm, miras, borçlar ve işletmenin devamlılığı bakımından da hazırlanması gerekir.

⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Mal rejimi sözleşmesi ve mal ayrılığı bakımından şu hatalardan kaçınılmalıdır:

  • Mal rejimi sözleşmesi ile anlaşmalı boşanma protokolünü aynı belge sanmak,

  • Eşler arasında imzalanan sıradan yazılı metni yeterli kabul etmek,

  • Noter şekline uymadan mal rejimi değişikliği yapmak,

  • Sonradan seçilen mal ayrılığının geçmiş dönemdeki hakları otomatik olarak yok ettiğini düşünmek,

  • Mal ayrılığının nafaka ve tazminat haklarını kaldırdığını sanmak,

  • Mal ayrılığı nedeniyle sağ kalan eşin mirasçı olmayacağını düşünmek,

  • Eşin katkıda bulunduğu mal üzerinde hiçbir alacak hakkı doğmayacağını varsaymak,

  • Gelecekteki velayet ve çocuk nafakası konusunda kesin ve bağlayıcı hükümler koymak,

  • Sözleşmede hangi rejimin seçildiğini açıkça belirtmemek,

  • Önceki mal rejiminin nasıl tasfiye edileceğini düzenlememek,

  • İşletme, şirket hissesi ve kişisel mal gelirleri hakkında belirsiz ifadeler kullanmak,

  • Ölüm ve miras sonuçlarını değerlendirmemek,

  • Alacaklıları zarara uğratmak amacıyla sözleşme yapmak,

  • Sözleşme tarihindeki malların ve borçların envanterini oluşturmamak,

  • Yabancı ülkelerdeki malvarlığı bakımından uygulanacak hukuku incelememek.

Hukuki Destek Neden Önemlidir?

Mal rejimi sözleşmesi, yalnızca “mallar ayrı olsun” şeklinde kısa bir irade açıklamasından ibaret değildir. Sözleşmenin geçmiş dönemde oluşmuş haklara, ticari işletmelere, kişisel mal gelirlerine, mirasçılara ve alacaklılara etkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Belirsiz veya kanunun emredici hükümlerine aykırı hükümler, sözleşmenin tamamı ya da belirli maddeleri bakımından geçersizlik ve yorum uyuşmazlıkları doğurabilir. Mal ayrılığına geçiş sırasında önceki edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi de ayrıca planlanmalıdır.

Bu nedenle sözleşmenin eşlerin güncel malvarlığı, borçları, aile yapısı ve uzun vadeli ekonomik planları dikkate alınarak aile hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından hazırlanması ve noter işlemlerinin usulüne uygun yürütülmesi önem taşır.

Hukuki Bilgilendirme Notu

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin görüş niteliğinde değildir. Mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içerisinde değişebilir. Her somut olay; sözleşmenin tarihi, şekli, içeriği, tarafların malvarlığı ve mevcut deliller çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yalnızca bu metne dayanılarak işlem yapılmamalı; kişisel hukuki durum için bir avukattan destek alınmalıdır.

Tüm Makaleler Danışmanlık Alın