Terk Nedeniyle Boşanma Davası ve Eve Dön İhtarı
Terk Nedeniyle Boşanma Nedir?
Terk nedeniyle boşanma; eşlerden birinin evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak yaşamı bırakması veya haklı bir sebebi kalmamasına rağmen ortak konuta dönmemesi hâlinde başvurulabilen özel bir boşanma yoludur.
Terk, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenmiştir. Kanuna göre ayrılığın en az altı ay sürmesi, terk durumunun dava tarihinde devam etmesi ve hâkim ya da noter aracılığıyla gönderilen eve dön ihtarının sonuçsuz kalması gerekir.
Terk nedeniyle boşanma davası, yalnızca eşlerden birinin evden ayrılmış olmasına dayanmaz. Ayrılığın evlilik yükümlülüklerinden kaçınma amacı taşıması, haklı bir sebebe dayanmaması ve kanunda düzenlenen ihtar sürecinin eksiksiz uygulanması gerekir.
Terk Nedeniyle Boşanmanın Hukuki Niteliği
Terk, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel ve mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Kanundaki koşulların gerçekleşmesi hâlinde hâkim, ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırmaz.
Bununla birlikte terk nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için maddedeki bütün koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Ayrılığın altı ay sürmesi tek başına yeterli değildir. Geçerli bir eve dön ihtarı gönderilmemişse veya eşin dönmemesi haklı bir sebebe dayanıyorsa dava reddedilebilir.
Terk Sayılabilmesi İçin Hangi Şartlar Gerekir?
Terk nedeniyle boşanma davasının kabul edilebilmesi için şu şartların birlikte bulunması gerekir:
-
Eşlerden biri ortak yaşamdan ayrılmış veya ortak konuta dönmemiş olmalıdır.
-
Ayrılık, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme amacı taşımalıdır.
-
Ayrılmak veya dönmemek haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
-
Terk durumu en az altı ay devam etmelidir.
-
Terk edilen eş, hâkim veya noter aracılığıyla geçerli bir eve dön ihtarı göndermelidir.
-
İhtarın tebliğinden sonra verilen iki aylık süre içerisinde ortak konuta dönülmemelidir.
-
Terk durumu dava açıldığı tarihte hâlen devam etmelidir.
Bu şartlardan birinin eksik olması, terk nedeniyle boşanma talebinin reddedilmesine neden olabilir.
Ortak Konuttan Ayrılmak Her Zaman Terk Sayılır mı?
Hayır. Ortak konuttan ayrılan her eş, hukuken terk eden eş kabul edilmez. Ayrılığın amacı ve nedeni önemlidir.
Örneğin eşin;
-
Fiziksel veya psikolojik şiddet nedeniyle evden ayrılması,
-
Diğer eş tarafından ortak konuttan çıkarılması,
-
Eve alınmaması veya eve dönmesinin engellenmesi,
-
Sağlık tedavisi amacıyla başka yerde bulunması,
-
İş veya zorunlu görev nedeniyle geçici olarak başka şehirde yaşaması,
-
Can güvenliği nedeniyle korunaklı bir yere yerleşmesi
tek başına terk anlamına gelmez.
Terkten söz edilebilmesi için eşin ortak yaşamdan, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ve haklı bir sebep bulunmaksızın uzaklaşması gerekir. Zorunlu ya da haklı sebep sona ermesine rağmen eş ortak konuta dönmüyorsa, terk koşulları bu aşamadan sonra değerlendirilebilir.
Evden Kovulan Eş Terk Etmiş Sayılır mı?
Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi, diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep bulunmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eşi de terk etmiş saymaktadır.
Bu nedenle;
-
Eşini evden kovan,
-
Evin kilidini değiştiren,
-
Ortak konuta alınmasını engelleyen,
-
Şiddet ve tehdit yoluyla eşini ayrılmaya zorlayan,
-
Eşin güvenli biçimde dönmesine engel olan
kişi, kendisi evde kalmaya devam etse bile hukuken terk eden eş olarak değerlendirilebilir.
Evden çıkarılan eşin ortak konuttan fiziksel olarak ayrılmış olması, onu otomatik biçimde terk eden taraf hâline getirmez. Mahkeme ayrılığa hangi eşin davranışının neden olduğunu araştırır.
Terk Edilen Eş Kimdir?
Terk edilen eş; diğer eşin evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla ortak yaşamı bıraktığı veya dönüşünü haklı bir neden olmaksızın reddettiği kişidir.
Terk nedeniyle dava açma hakkı kural olarak terk edilen eşe aittir. Diğer eşi evden ayrılmaya zorlayan veya eve dönmesini engelleyen taraf, terk edilen eş sıfatıyla dava açamaz.
Mahkeme yalnızca ortak konutta kimin kaldığına bakmaz. Ayrılık sürecinin nasıl başladığını, tarafların davranışlarını ve ortak yaşamın hangi nedenle sona erdiğini birlikte değerlendirir.
Haklı Terk Nedir?
Eşin ortak konuttan ayrılmasını veya ortak konuta dönmemesini makul ve hukuken kabul edilebilir hâle getiren bir neden varsa haklı terk gündeme gelir.
Somut olayın özelliklerine göre şu durumlar haklı neden oluşturabilir:
-
Fiziksel şiddet veya ciddi şiddet tehdidi,
-
Ağır hakaret ve sistematik psikolojik baskı,
-
Eşin can veya beden güvenliğinin tehlikede olması,
-
Aile konutunda sağlıklı ve güvenli yaşam koşullarının bulunmaması,
-
Eşin eve dönmesinin diğer eş tarafından engellenmesi,
-
Eşin kişisel güvenliğini tehdit eden aile bireyleriyle yaşamaya zorlanması,
-
Ciddi sağlık veya bakım ihtiyacı,
-
Mahkemece verilmiş uzaklaştırma veya koruma kararı.
Eve dönmeme nedeninin haklı olup olmadığı, ihtar tarihindeki ve ihtardan sonraki iki aylık dönemdeki koşullara göre değerlendirilir. Önceden haklı olan ayrılık nedeni sonradan ortadan kalkmışsa, eşin neden dönmediği ayrıca incelenebilir.
Eşlerin Anlaşarak Ayrı Yaşaması Terk Sayılır mı?
Eşlerin karşılıklı anlaşmayla belirli bir süre ayrı yaşamaları, başlangıçta terk olarak değerlendirilmeyebilir. Çünkü bu durumda eşlerden birinin tek taraflı olarak evlilik yükümlülüklerinden kaçınması söz konusu değildir.
Ancak anlaşmalı ayrılık sona erdikten ve eşlerden biri ortak yaşamın yeniden kurulmasını açıkça talep ettikten sonra diğer eş haklı bir neden olmaksızın dönmeyi reddederse, terk koşulları oluşmaya başlayabilir.
Ayrı yaşama anlaşmasının içeriği, süresi, tarafların yazışmaları ve ortak yaşamı yeniden kurma iradeleri bu değerlendirmede önem taşır.
Eve Dön İhtarı Nedir?
Eve dön ihtarı, terk edilen eşin ortak yaşamı yeniden kurmak istediğini resmî biçimde bildirmesi ve terk eden eşe dönmesi için kanuni süre vermesidir.
İhtar, davaya hakkı olan eşin başvurusu üzerine hâkim veya noter tarafından gönderilebilir. İhtar merci, boşanma davasının esasına ilişkin inceleme yapmadan terk eden eşe iki ay içerisinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesi hâlinde terk nedeniyle boşanma davası açılabileceğini bildirir. Gerektiğinde ihtarın ilan yoluyla yapılması da mümkündür.
Eşin telefonla aranması, mesaj gönderilmesi veya aile büyüklerinin eve dönmesini istemesi, tek başına TMK m. 164 anlamında resmî ihtarın yerini tutmaz.
Eve Dön İhtarı Ne Zaman Gönderilebilir?
Terk olayının başlamasından itibaren ilk dört ay içerisinde eve dön ihtarı talep edilemez. Kanuna göre boşanma davası için öngörülen altı aylık sürenin dördüncü ayı tamamlandıktan sonra hâkim veya noter aracılığıyla ihtar gönderilebilir.
İhtarın geçerli biçimde tebliğ edilmesinden sonra terk eden eşe dönüş için iki ay süre verilmelidir. Bu iki aylık süre dolmadan terk nedeniyle boşanma davası açılamaz.
Süreç genel olarak şöyledir:
-
Terk başlar.
-
En az dört ay beklenir.
-
Hâkim veya noter aracılığıyla eve dön ihtarı gönderilir.
-
İhtarın geçerli tebliğinden itibaren iki ay beklenir.
-
Eş dönmez ve terk devam ederse dava açılabilir.
Dört ve iki aylık sürelerin birlikte değerlendirilmesi nedeniyle terk nedeniyle dava, ayrılığın başlangıcından itibaren en erken altı aylık sürecin sonunda açılabilir.
Eve Dön İhtarında Neler Bulunmalıdır?
Geçerli bir ihtarda terk eden eşe;
-
Dönmesi istenen ortak konutun açık adresi,
-
Ortak konuta dönmesi için iki aylık süre verildiği,
-
Bu süre içinde dönmemesi hâlinde terk nedeniyle boşanma davası açılacağı,
-
Dönüşün fiilen nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin gerekli bilgiler
açıkça bildirilmelidir.
İhtarın yalnızca şeklen gönderilmesi yeterli değildir. Dönüş çağrısının gerçek, uygulanabilir ve samimi olması gerekir. Ortak konutun yaşama hazır bulunması, eşin eve girebilmesinin sağlanması ve dönüşün fiilen engellenmemesi önemlidir.
Davet edilen adresin belirsiz olması veya eşin dönmesine rağmen eve alınmayacağı izlenimi yaratılması, ihtarın geçerliliğini etkileyebilir.
İhtarda Gösterilen Konut Nasıl Olmalıdır?
Eve dönülmesi istenen konut, ortak yaşamın sürdürülebileceği güvenli ve uygun koşullara sahip olmalıdır. Eşin beden ve ruh sağlığını tehlikeye sokacak, mahremiyetini ortadan kaldıracak veya önceki şiddet ortamını aynen devam ettirecek bir adrese dönmeye zorlanması beklenemez.
Mahkeme somut olayın özelliklerine göre;
-
Konutun bağımsız ve yaşanabilir olup olmadığını,
-
Güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığını,
-
Ortak yaşam için gerekli temel koşulların bulunup bulunmadığını,
-
Üçüncü kişilerin müdahalesi nedeniyle yaşamın sürdürülemez olup olmadığını,
-
İhtar gönderen eşin gerçekten birlikte yaşama iradesi taşıyıp taşımadığını
değerlendirebilir.
Aile büyükleriyle aynı binada veya aynı konutta yaşamak tek başına her durumda ihtarı geçersiz kılmaz. Ancak eşin mahremiyetini ve güvenliğini ortadan kaldıran bir yaşam düzeni, dönmeme bakımından haklı neden oluşturabilir.
İhtarın Samimi Olması Ne Demektir?
Eve dön ihtarı, yalnızca ileride boşanma davası açabilmek için yerine getirilen biçimsel bir işlem olmamalıdır. İhtarı gönderen eşin ortak yaşamı gerçekten yeniden kurma iradesi bulunmalıdır.
İhtar gönderen eşin;
-
Dönüşü fiilen engellemesi,
-
Ortak konutu hazır bulundurmaması,
-
Eşe yönelik tehdit ve şiddeti sürdürmesi,
-
Eşin eve girmesini sağlayacak koşulları oluşturmaması,
-
İhtardan hemen önce veya sonra birlikte yaşama iradesiyle bağdaşmayan davranışlarda bulunması
ihtarın samimiyeti konusunda tereddüt yaratabilir.
Mahkeme, ihtarın yalnızca metnini değil, ihtar öncesi ve sonrasındaki davranışları da birlikte değerlendirir.
İhtar Terk Eden Eşe Nasıl Tebliğ Edilir?
İhtarın terk eden eşe usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi gerekir. Adres biliniyorsa tebligat bu adrese yapılır. Adresin belirlenememesi veya tebligatın gerçekleştirilememesi hâlinde kanundaki şartlarla ilan yoluna başvurulabilir. TMK m. 164, gerektiğinde ihtarın ilan yoluyla yapılabileceğini açıkça düzenlemektedir.
Tebligatın usulsüz olması hâlinde iki aylık dönüş süresi başlamayabilir. Bu nedenle tebligat tarihi, adres bilgisi ve tebliğ işlemlerine ilişkin belgeler dava açısından önemlidir.
İhtar Sonrasında Eş Dönerse Ne Olur?
Terk eden eş, ihtarın tebliğinden itibaren iki aylık süre içerisinde samimi biçimde ortak konuta döner ve ortak yaşam yeniden kurulursa terk durumu sona erer. Bu durumda aynı terk olayına dayanılarak dava açılamaz.
Ancak eşin yalnızca birkaç saatliğine eve gelmesi, eşyasını alması veya boşanma davasını engellemek amacıyla görünüşte dönüş yapması her zaman gerçek dönüş olarak kabul edilmeyebilir.
Mahkeme;
-
Eşin ortak yaşama yeniden katılıp katılmadığını,
-
Eve kalıcı biçimde yerleşip yerleşmediğini,
-
Evlilik yükümlülüklerini sürdürme iradesi taşıyıp taşımadığını,
-
Tarafların ihtardan sonraki fiilî yaşamını
değerlendirir.
Gerçek ve kalıcı dönüş gerçekleşmişse önceki terk süreci kesilir. Daha sonra yeniden ayrılma olursa süreler yeni olay bakımından tekrar değerlendirilir.
Eş Dönmek İster Fakat Eve Alınmazsa Ne Olur?
İhtar edilen eş süresi içerisinde ortak konuta dönmek istemesine rağmen ihtar gönderen eş tarafından eve alınmazsa, dönüşün engellenmesi söz konusu olur.
Bu durumda ihtar gönderen taraf artık terk edilen değil, diğer eşin ortak konuta dönmesini engellediği için terk etmiş sayılabilir. Türk Medeni Kanunu, eşin ortak konuta dönmesini haklı bir sebep olmaksızın engelleyen kişiyi terk eden eş olarak kabul etmektedir.
Dönme girişiminin mümkün olduğunca belgelenmesi önemlidir. Kolluk tutanağı, tanık, mesajlaşma veya anahtar teslimine ilişkin kayıtlar somut olayın ispatında kullanılabilir.
Terk Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Terk nedeniyle boşanma davalarında şu deliller önem taşıyabilir:
-
Hâkim veya noter tarafından gönderilen ihtar,
-
İhtarın tebliğ belgesi,
-
Tarafların adres ve yerleşim yeri kayıtları,
-
Kira sözleşmesi ve tapu kayıtları,
-
Elektrik, su ve doğal gaz abonelikleri,
-
Ortak konutun yaşama hazır olduğunu gösteren belgeler,
-
Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar,
-
Mesaj ve elektronik yazışmalar,
-
Tanık beyanları,
-
Koruma veya uzaklaştırma kararları,
-
Sağlık ve darp raporları,
-
Eşin dönüşünün engellendiğini gösteren belgeler,
-
Diğer hukuka uygun deliller.
Tanıkların ayrılığın nedenini, süresini ve tarafların dönüş konusundaki davranışlarını doğrudan bilmeleri önemlidir. Yalnızca taraflardan duyulan bilgileri aktaran beyanlar daha sınırlı değerlendirilebilir.
Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nerede Açılır?
Terk nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili mahkeme ise kural olarak;
-
Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
-
Tarafların davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Dava açılırken ihtarın aslı veya onaylı örneği, tebliğ belgesi ve terkin koşullarını gösteren diğer deliller dosyaya sunulmalıdır.
Terk Davasında Özel Bir Dava Açma Süresi Var mıdır?
Terk nedeniyle boşanmada zina veya hayata kastta olduğu gibi altı aylık ve beş yıllık özel hak düşürücü süreler bulunmamaktadır. Ancak terk hâlinin dava tarihinde devam etmesi ve kanundaki dört aylık ihtar öncesi süre ile iki aylık ihtar sonrası sürenin eksiksiz tamamlanması gerekir.
Eş ortak konuta gerçek biçimde dönerse veya ortak yaşam yeniden kurulursa terk sona erer. Önceki terk olayına dayanılarak daha sonra dava açılamayabilir.
Eve Dön İhtarı Önceki Olayları Etkiler mi?
Eve dön ihtarı, ihtarı gönderen eşin ortak yaşamı yeniden kurmaya hazır olduğunu gösteren ciddi bir irade açıklamasıdır. Bu nedenle ihtardan önce gerçekleşen bazı olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirme yapılması mümkündür.
Bu durum özellikle ihtar öncesindeki olaylara dayanılarak ayrıca maddi ve manevi tazminat ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması iddiası ileri sürülmek istendiğinde önem taşır.
Ancak ihtardan sonra meydana gelen yeni şiddet, hakaret, tehdit veya sadakat ihlali gibi olaylar ayrı biçimde değerlendirilebilir. Hangi olayların affedilmiş sayılacağı her dosyanın özelliklerine göre belirlenir.
Terk ile Fiilî Ayrılık Aynı Şey midir?
Hayır. Eşlerin uzun süredir ayrı yaşaması, tek başına TMK m. 164 anlamında terk değildir. Terk nedeniyle boşanma için evlilik yükümlülüklerinden kaçınma amacı, haklı nedenin bulunmaması ve geçerli ihtar şartlarının gerçekleşmesi gerekir.
Fiilî ayrılık nedeniyle boşanma ise daha önce açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın kanunda belirtilen süre boyunca yeniden kurulamamasına dayanan farklı bir boşanma sebebidir.
Dolayısıyla “eşim altı aydır başka yerde yaşıyor” demek, geçerli ihtar ve diğer koşullar bulunmadıkça terk nedeniyle boşanma için tek başına yeterli değildir.
Terk ile Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Birlikte İleri Sürülebilir mi?
Davacı eş, terke yol açan olayların aynı zamanda evlilik birliğini temelinden sarstığını düşünüyor olabilir. Ancak terk ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması farklı şartlara tabi boşanma sebepleridir.
Dava dilekçesinde hangi olayın hangi hukuki sebebe dayandırıldığı açıkça gösterilmelidir. Terk koşulları oluşmamışsa, ispatlanan başka kusurlu davranışların TMK m. 166 kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Özellikle ihtarın önceki olayların affedildiği şeklinde yorumlanabilecek olması nedeniyle dava stratejisinin ihtar gönderilmeden önce belirlenmesi önemlidir.
Terk Kusur, Nafaka ve Tazminatı Nasıl Etkiler?
Haklı bir neden olmaksızın ortak konutu terk eden ve geçerli ihtara rağmen dönmeyen eş, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu kabul edilebilir.
Bu kusur durumu;
-
Maddi tazminat,
-
Manevi tazminat,
-
Yoksulluk nafakası,
-
Yargılama giderleri
bakımından etkili olabilir.
Ancak terk nedeniyle boşanma kararı verilmesi, terk edilen eş lehine otomatik olarak tazminata hükmedileceği anlamına gelmez. Maddi ve manevi tazminatın özel şartlarının ayrıca bulunması ve bu yönde açık talep ileri sürülmesi gerekir.
İştirak nafakasında ise eşlerin kusuru değil, çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin mali güçleri esas alınır.
Terkin Velayete Etkisi
Ortak konutu terk eden eşin çocuğun velayetini otomatik olarak kaybedeceğine ilişkin bir kural bulunmamaktadır. Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme;
-
Çocuğun bakımını fiilen kimin üstlendiğini,
-
Çocuğun terk sırasında yanında bulunup bulunmadığını,
-
Eğitim ve sağlık düzenini,
-
Ebeveynlerin bakım kapasitesini,
-
Çocuğun güvenliğini,
-
Sosyal inceleme ve uzman raporlarını
birlikte değerlendirir.
Çocuğu uzun süre diğer ebeveyne bırakmak ve bakım sorumluluğuyla ilgilenmemek, velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ancak her olay çocuğun özel koşullarına göre incelenir.
Uygulamada Terk Davasının Reddedildiği Durumlar
Terk nedeniyle boşanma talebi özellikle şu durumlarda reddedilebilir:
-
Terk tarihinden itibaren dört ay dolmadan ihtar istenmesi,
-
İhtarın tebliğinden sonra iki ay geçmeden dava açılması,
-
İhtarın usulüne uygun tebliğ edilmemesi,
-
Eşin ortak konuta dönmemekte haklı olması,
-
Davet edilen konutun ortak yaşama uygun olmaması,
-
İhtar gönderen eşin dönüş çağrısında samimi olmaması,
-
Dönmek isteyen eşin ortak konuta alınmaması,
-
Terk süresinin kesintisiz biçimde devam etmemesi,
-
Davayı terk eden veya terk etmeye zorlayan eşin açması,
-
İhtarda ortak konutun açık ve uygulanabilir biçimde gösterilmemesi,
-
Terk durumunun dava tarihinde sona ermiş olması.
Bu dava türünde şekil ve süre koşullarının titizlikle uygulanması nedeniyle küçük görünen bir usul hatası davanın reddine yol açabilir.
⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Terk nedeniyle boşanma davalarında şu hatalardan kaçınılmalıdır:
-
Evden ayrılan eşin her durumda terk eden taraf olduğunu düşünmek,
-
Şiddet nedeniyle evden ayrılan eşe terk davası açmak,
-
Dört aylık süre tamamlanmadan eve dön ihtarı istemek,
-
Mesaj veya telefon çağrısını resmî ihtar yerine yeterli görmek,
-
İhtar tebliğinden sonra iki ay beklemeden dava açmak,
-
Dönüş için uygun ve güvenli bir konut hazırlamamak,
-
Ortak konutun açık adresini ihtarda göstermemek,
-
Dönmek isteyen eşin eve girişini engellemek,
-
İhtarı yalnızca dava açabilmek amacıyla şeklen göndermek,
-
Eve dön ihtarının önceki olaylar üzerindeki etkisini dikkate almamak,
-
Terk ile fiilî ayrılık sebebini birbirine karıştırmak,
-
İhtar ve tebligat belgelerini muhafaza etmemek,
-
Haklı ayrılık nedenlerini ve koruma kararlarını göz ardı etmek.
Hukuki Destek Neden Önemlidir?
Terk nedeniyle boşanma davası; terkin amacı, haklı sebep, ayrılık süresi, ortak konutun niteliği, ihtarın zamanı, içeriği ve tebliği bakımından sıkı şartlara tabidir. Bu şartlardan birinin eksik olması, terk fiili açık görünse bile davanın reddedilmesine neden olabilir.
Ayrıca eve dön ihtarı, önceki kusurlu olayların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı yönünde sonuç doğurabileceğinden; zina, şiddet, tazminat ve genel boşanma sebeplerine ilişkin talepler ihtardan önce birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle ihtar gönderilmeden önce olayların aile hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından incelenmesi, doğru boşanma sebebinin seçilmesi ve dava sürelerinin eksiksiz takip edilmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.