Uluslararası Çocuk Kaçırma ve Lahey Sözleşmesi | Ceviz Hukuk

Uluslararası Çocuk Kaçırma ve Lahey Sözleşmesi: Çocuğun İadesi Nasıl Sağlanır?

Uluslararası Çocuk Kaçırma Nedir?

Uluslararası çocuk kaçırma; çocuğun velayet hakkı ihlal edilerek mutad meskeninin bulunduğu ülkeden başka bir ülkeye götürülmesi veya geçici seyahat sonrasında mutad mesken ülkesine geri getirilmemesidir.

Çocuğun anne veya babasından biri tarafından götürülmüş olması, olayın uluslararası çocuk kaçırma sayılmasına engel değildir. Buradaki “kaçırma” kavramı yalnızca çocuğun gizlice götürülmesini değil, hukuka aykırı biçimde başka ülkede alıkonulmasını da kapsar.

Örneğin çocuk, diğer ebeveynin izniyle iki haftalık tatil için yurt dışına götürülmüş ancak kararlaştırılan tarihte geri getirilmemişse başlangıçtaki seyahat hukuka uygun olsa bile sonraki alıkoyma hukuka aykırı hâle gelebilir.

Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi Ne Sağlar?

25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi’nin amacı;

  • Haksız olarak götürülen veya alıkonulan çocukların mutad mesken ülkesine süratle dönmesini sağlamak,

  • Taraf devletlerdeki velayet ve kişisel ilişki haklarının diğer taraf devletlerde korunmasını temin etmektir.

Sözleşme, 16 yaşını tamamlamamış çocuklar hakkında uygulanır. Çocuğun götürülmeden hemen önceki mutad meskeninin ve götürüldüğü ülkenin Sözleşme bakımından karşılıklı uygulama ilişkisi bulunan devletler olması gerekir.

Türkiye’de Sözleşmenin uygulanma usulü, 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun ile düzenlenmiştir.

Hangi Götürme veya Alıkoyma Hukuka Aykırıdır?

Sözleşmeye göre çocuğun götürülmesi veya alıkonulmasının hukuka aykırı sayılması için genel olarak:

  1. Çocuğun götürülmeden hemen önce başka bir taraf devlette mutad meskeninin bulunması,

  2. Götürme veya alıkoymanın o devlet hukukuna göre mevcut velayet hakkını ihlal etmesi,

  3. Başvurucunun bu hakkı fiilen kullanıyor olması veya götürme olmasaydı kullanacak bulunması,

  4. Çocuğun 16 yaşını tamamlamamış olması

gerekir.

Velayet hakkı yalnızca çocuğun günlük bakımını değil, çocuğun yaşayacağı yeri belirleme yetkisini de kapsar. Bu hak kanundan, mahkeme kararından veya mutad mesken ülkesinde hukuken geçerli bir anlaşmadan doğabilir.

Mutad Mesken Ne Demektir?

Mutad mesken, çocuğun yaşamının fiilî merkezidir. Yalnızca vatandaşlık, nüfus kaydı, oturma izni veya ebeveynlerden birinin adresi mutad meskeni tek başına belirlemez.

Değerlendirmede özellikle;

  • Çocuğun hangi ülkede ne kadar süredir yaşadığı,

  • Okulu veya kreşi,

  • Aile ve sosyal çevresi,

  • Sağlık ve bakım düzeni,

  • Yaşı,

  • Taşınmanın geçici mi kalıcı mı olduğu,

  • Ebeveynlerin ortak yaşam planı

incelenebilir.

Mutad mesken, çocuğun götürülmesinden sonraki şartlara göre değil, haksız götürme veya alıkoymadan hemen önceki durumuna göre belirlenir.

İade Davası Velayet Davası mıdır?

Hayır. Lahey Sözleşmesi kapsamındaki iade davasında hangi ebeveynin daha iyi anne veya baba olduğu ya da velayetin kesin olarak kime verileceği kararlaştırılmaz.

Mahkeme esas olarak;

  • Çocuğun mutad meskenini,

  • Velayet hakkının ihlal edilip edilmediğini,

  • Haksız götürme veya alıkoyma bulunup bulunmadığını,

  • İadeyi engelleyen istisnai bir sebep olup olmadığını

inceler.

İade kararı, çocuğun velayetinin başvurucuya verildiği anlamına gelmez. Velayetin esasına ilişkin uyuşmazlık, kural olarak çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkenin yetkili makamlarınca çözülür.

İade başvurusundan sonra Türkiye’de alınmış bir velayet kararı da tek başına iade talebinin reddedilmesini sağlamaz. İade ve velayet davaları birlikte yürüyorsa öncelikle iade talebi sonuçlandırılır.

Türkiye’de İade Başvurusu Nasıl Yapılır?

Türkiye’de Sözleşmenin merkezî makamı Adalet Bakanlığıdır. İlgili işlemler Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü bünyesindeki Çocuk Hukuku Bürosu tarafından yürütülmektedir.

Çocuğun Türkiye’den başka bir taraf devlete götürülmesi hâlinde başvuru;

  • Türkiye merkezî makamına,

  • Çocuğun bulunduğu ülkenin merkezî makamına veya

  • Sözleşmeye taraf başka bir devletin merkezî makamına

yapılabilir.

Çocuk Türkiye’ye getirilmişse merkezî makam, çocuğun yerinin belirlenmesi ve korunması için gerekli işlemleri mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütür. Gönüllü dönüş veya taraflar arasında uygun bir çözüm sağlanamazsa iade davası açılır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Türkiye’de iade davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.

Yetkili mahkeme, başvuru tarihinde çocuğun fiilen oturduğu veya koruma altına alındığı yerdeki mahkemedir. Davalar basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülür.

Başvuru İçin Gerekli Belgeler

Başvuruda mümkün olduğunca şu bilgi ve belgeler sunulmalıdır:

  • Başvurucunun, çocuğun ve çocuğu yanında bulunduran kişinin kimlik bilgileri,

  • Çocuğun doğum belgesi veya nüfus kayıt örneği,

  • Velayet ve kişisel ilişki kararları,

  • Çocuğun mutad meskenini gösteren okul, sağlık ve adres kayıtları,

  • Seyahat izinleri ve muvafakatnameler,

  • Gidiş ve planlanan dönüş tarihlerini gösteren biletler,

  • Çocuğun geri getirilmeyeceğini gösteren mesaj ve yazışmalar,

  • Çocuğun bulunduğu yere ilişkin bilgiler,

  • İlgili belgelerin gerekli tercümeleri.

Sözleşme, başvuruda çocuğun yeri ve kimlerle bulunduğuna ilişkin mevcut bütün bilgilerin verilmesini öngörmektedir.

Çocuğun İadesi Hangi Durumlarda Reddedilebilir?

İadenin reddi istisnadır. Mahkeme, Sözleşmede belirtilen şartlardan biri ispatlanırsa iade talebini reddedebilir.

Bir Yıldan Fazla Süre Geçmesi

Başvuru, haksız götürme veya alıkoymadan itibaren bir yıl içinde yapılmışsa çocuğun derhâl iadesi esastır.

Bir yıldan sonra da başvuru yapılabilir. Bir yıllık süre hak düşürücü süre değildir. Ancak çocuğun yeni çevresine yerleştiği ispatlanırsa mahkeme iadeyi reddedebilir.

Bu nedenle çocuğun götürüldüğünün öğrenilmesinden sonra gecikmeden başvuru yapılması önemlidir.

İzin veya Sonradan Kabul

Başvurucu ebeveyn;

  • Çocuğun götürülmesine açıkça izin vermişse,

  • Kalıcı biçimde başka ülkede yaşamasını kabul etmişse veya

  • Götürmeden sonra durumu açık biçimde benimsemişse

iade reddedilebilir.

Ancak kısa süreli tatil için verilen izin, kendiliğinden kalıcı yerleşime izin verildiği anlamına gelmez. Muvafakatnamenin kapsamı, yazışmalar ve belirlenen dönüş tarihi birlikte incelenir.

Çocuk İçin Ağır Tehlike

Çocuğun iadesinin onu fiziksel veya psikolojik bir zarara maruz bırakacağı ya da katlanılamaz bir duruma sokacağı yönünde ciddi risk bulunması iade engeli oluşturabilir.

Genel nitelikteki endişeler veya mutad mesken ülkesindeki yaşam şartlarının daha düşük olduğunun ileri sürülmesi tek başına yeterli değildir. İadeye karşı çıkan taraf, somut ve ciddi tehlikeyi delilleriyle ortaya koymalıdır.

Şiddet iddiaları varsa sağlık raporları, koruma kararları, kolluk kayıtları ve güvenli dönüşü sağlayabilecek tedbirler birlikte değerlendirilir.

Çocuğun İadeye İtiraz Etmesi

Çocuk, görüşüne önem verilebilecek yaş ve olgunluktaysa ve mutad mesken ülkesine dönmeye karşı çıkıyorsa mahkeme iadeyi reddedebilir.

Çocuğun yalnızca yanında bulunduğu ebeveynin etkisi altında geçici bir tercih açıklaması yeterli olmayabilir. Görüşün bağımsızlığı, gerekçesi, çocuğun yaşı ve olgunluğu uzman desteğiyle değerlendirilir.

Dava Sırasında Koruyucu Tedbirler

Mahkeme, iade süreci tamamlanıncaya kadar çocuğun yeniden başka yere götürülmesini önlemek amacıyla:

  • Yurt dışına çıkışın geçici olarak durdurulmasına,

  • Yeni pasaport alınmasının veya pasaport yenilenmesinin durdurulmasına,

  • Pasaport veya kimlik belgesinin teslimine,

  • Okul, nüfus veya adres kayıtlarının değiştirilmesinin engellenmesine,

  • Çocuğun belirli aralıklarla yetkili makamlarca kontrol edilmesine

karar verebilir.

İade kararlarının yerine getirilmesine ilişkin güncel işlemler, 2021’de yapılan değişiklik sonrasında adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından çocuğun üstün yararı gözetilerek yürütülmektedir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

  • Uluslararası iade davasını velayet davası sanmak,

  • Çocuğun vatandaşlığını mutad meskenle karıştırmak,

  • Bir yıllık sürenin geçmesini beklemek,

  • Tatil iznini kalıcı yerleşim izni olarak yorumlamak,

  • Yalnızca Türkiye’de velayet kararı almanın iadeyi engelleyeceğini düşünmek,

  • Çocuğun bulunduğu ülkenin Sözleşme statüsünü kontrol etmemek,

  • Çocuğun mutad meskenine ilişkin belgeleri toplamamak,

  • Koruyucu tedbirleri gecikmeli istemek.

Başlıca Mevzuat

  • 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi

  • 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun

  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu

  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun

Hukuki Bilgilendirme Notu

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya belirli bir uluslararası çocuk kaçırma dosyasına ilişkin mütalaa niteliğinde değildir. Sözleşmenin uygulanması; ilgili devletler arasındaki yürürlük ilişkisine, çocuğun mutad meskenine, velayet hakkının kapsamına ve somut delillere göre değişebilir. Sürelerin ve koruyucu tedbirlerin önemi nedeniyle somut olay gecikmeden uluslararası aile hukuku alanında çalışan bir avukat tarafından değerlendirilmelidir.

Tüm Makaleler Danışmanlık Alın