Velayetin Kaldırılması Davası
Velayetin Kaldırılması Nedir?
Velayetin kaldırılması, anne veya babanın çocuk üzerindeki velayet hakkı ve görevlerinin mahkeme kararıyla tamamen sona erdirilmesini sağlayan istisnai bir çocuk koruma tedbiridir. Bu karar, ebeveyni cezalandırmak amacıyla değil; çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimini korumak için verilir.
Velayet yalnızca anne ve babaya tanınan bir hak değildir. Aynı zamanda çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, temsili ve malvarlığının yönetilmesine ilişkin kapsamlı sorumluluklar içerir. Ebeveynin bu sorumlulukları yerine getirememesi veya ağır biçimde ihmal etmesi, çocuğun üstün yararının ciddi şekilde tehlikeye girmesine neden olabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesine göre velayetin kaldırılmasına, çocuğu korumak amacıyla daha önce alınan diğer tedbirlerden sonuç alınamaması veya bu tedbirlerin yetersiz kalacağının baştan anlaşılması hâlinde karar verilebilir. Bu yönüyle velayetin kaldırılması, ilk başvurulacak yöntem değil; daha hafif koruma araçlarının yeterli olmadığı durumlarda uygulanabilecek ağır ve son nitelikte bir tedbirdir.
Velayetin Kaldırılmasının Hukuki Dayanağı
Velayetin kaldırılması ve sonuçları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 348 ila 351. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bu hükümlere göre;
-
Velayet görevini gereği gibi yerine getiremeyen ebeveynin velayeti kaldırılabilir.
-
Çocuğa yeterli ilgi göstermeyen veya yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal eden ebeveyn hakkında aynı tedbir uygulanabilir.
-
Velayet anne ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır.
-
Velayetin kaldırılması, anne ve babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü sona erdirmez.
-
Velayetin kaldırılmasına yol açan sebep ortadan kalkarsa velayet yeniden verilebilir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim, yalnızca tarafların talepleriyle bağlı değildir. Çocuğun korunmasını gerektiren bir durum bulunduğunu öğrenen mahkeme, dosyanın koşullarına göre gerekli araştırmayı yapabilir ve uygun tedbirleri kendiliğinden değerlendirebilir.
Velayetin Kaldırılması Hangi Şartlarda Mümkündür?
Velayetin kaldırılması için yalnızca anne veya babanın kusurlu davranmış olması yeterli değildir. Kanun, çocuğun korunması bakımından daha ağır ve sürekli bir tehlikenin varlığını aramaktadır.
Mahkeme genel olarak şu hususları birlikte değerlendirir:
-
Çocuğun üstün yararının ciddi biçimde tehlikeye girip girmediği,
-
Ebeveynin velayet görevini yerine getirip getiremediği,
-
Sorunun geçici mi yoksa süreklilik gösteren bir durum mu olduğu,
-
Daha hafif koruyucu tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı,
-
Bu tedbirlerin sonuç verip vermediği,
-
Velayetin kaldırılmasının çocuk bakımından zorunlu ve ölçülü olup olmadığı.
Velayetin kaldırılması kararı verilebilmesi için mahkemenin, çocuğun korunmasının daha hafif bir önlemle sağlanamayacağı sonucuna ulaşması gerekir. Çocuğun üstün yararı, velayet yargılamalarının temel değerlendirme ölçütüdür.
Velayet Görevinin Yerine Getirilememesi
Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesi, anne veya babanın bazı nedenlerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesini velayetin kaldırılması sebebi olarak düzenlemektedir.
Bu nedenler arasında özellikle;
-
Deneyimsizlik,
-
Ağır veya uzun süreli hastalık,
-
Başka bir yerde bulunma,
-
Benzeri nedenlerle çocuğun bakım ve korunmasının sağlanamaması
yer almaktadır.
Burada önemli olan, hastalığın veya başka yerde bulunmanın tek başına varlığı değil, bu durumun velayet görevini fiilen yerine getirmeye engel olacak ağırlıkta bulunmasıdır.
Örneğin tedavi altında bulunan bir ebeveynin hastalığı kontrol altındaysa, çocukla güvenli bir ilişki kurabiliyorsa ve bakım görevini destekle yerine getirebiliyorsa, yalnızca hastalık tanısına dayanılarak velayetin kaldırılması mümkün değildir.
Çocuğa Yeterli İlginin Gösterilmemesi
Anne veya babanın çocuğa yeterli ilgi göstermemesi de velayetin kaldırılması sebebi olabilir. Ancak sıradan ebeveynlik hataları veya çocuğun her isteğinin yerine getirilmemesi bu kapsamda değerlendirilmez.
İlgisizliğin;
-
Süreklilik göstermesi,
-
Çocuğun bakımını veya gelişimini olumsuz etkilemesi,
-
Çocuğu fiziksel veya ruhsal tehlikeye açık bırakması,
-
Ebeveynlik sorumluluğunun ciddi biçimde yerine getirilmemesi sonucunu doğurması
gerekir.
Somut olayın koşullarına göre;
-
Çocuğun uzun süre gözetimsiz bırakılması,
-
Sağlık kontrollerinin yaptırılmaması,
-
Okula devamının takip edilmemesi,
-
Beslenme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmaması,
-
Çocuğun güvenli olmayan kişilerin yanında bırakılması,
-
Çocukla hiçbir şekilde ilgilenilmemesi
ağır ilgisizlik kapsamında değerlendirilebilir.
Ebeveynlik Yükümlülüklerinin Ağır Biçimde Savsaklanması
Velayetin kaldırılmasını gerektiren ikinci temel durum, anne veya babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal etmesidir. Kanun, sıradan veya geçici eksiklikleri değil, çocuğun gelişimi ve güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğuran ağır ihmali esas almaktadır.
Ağır savsaklama şu davranışlarla ortaya çıkabilir:
-
Çocuğu düzenli olarak aç veya bakımsız bırakmak,
-
Zorunlu tıbbi tedavileri yaptırmamak,
-
Eğitim hakkını sistematik biçimde engellemek,
-
Çocuğun şiddet veya istismara uğradığını bilmesine rağmen önlem almamak,
-
Çocuğu suç, dilencilik veya zararlı alışkanlıklara yönelten ortamda bırakmak,
-
Çocuğun malvarlığını kendi menfaati için kötüye kullanmak,
-
Uzun süre çocuğun nerede ve kimle yaşadığıyla ilgilenmemek.
Davranışların çocuğun bedensel veya ruhsal bütünlüğü üzerindeki etkisi, sosyal inceleme ve uzman değerlendirmeleriyle birlikte incelenir.
Fiziksel Şiddet Velayetin Kaldırılmasına Neden Olur mu?
Çocuğa yönelik fiziksel şiddet, velayetin kaldırılması bakımından son derece önemli bir değerlendirme nedenidir. Ancak her olay, şiddetin niteliği, ağırlığı, tekrar edip etmediği ve çocuk üzerindeki etkisi bakımından ayrıca incelenir.
Çocuğun;
-
Dövülmesi,
-
Yaralanması,
-
Ağır şekilde cezalandırılması,
-
Evden atılması,
-
Fiziksel güvenliğinin sürekli tehdit edilmesi
velayetin kaldırılmasını gerektirebilecek ağır davranışlar arasında yer alabilir.
Mahkeme bu tür dosyalarda;
-
Darp ve sağlık raporlarını,
-
Kolluk tutanaklarını,
-
Ceza soruşturmasını,
-
Çocuğun beyanını,
-
Sosyal inceleme raporunu,
-
Öğretmen ve sağlık çalışanlarının gözlemlerini
birlikte değerlendirir.
Ceza mahkemesinin kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunması önemli bir delil olmakla birlikte, aile mahkemesi çocuğun korunması konusunda ceza davasının sonucuyla her durumda sınırlı değildir.
Psikolojik Şiddet ve Duygusal İstismar
Velayet yalnızca çocuğun fiziksel güvenliğini değil, ruhsal ve duygusal gelişimini koruma sorumluluğunu da içerir.
Çocuğun;
-
Sürekli aşağılanması,
-
Tehdit edilmesi,
-
Diğer ebeveyne karşı kullanılmaya zorlanması,
-
Sevilmediğinin veya istenmediğinin söylenmesi,
-
Korku altında tutulması,
-
Aile içi çatışmanın merkezine yerleştirilmesi,
-
Diğer ebeveynle ilişkisinin sistematik biçimde bozulması
çocuğun psikolojik gelişimini ciddi biçimde etkileyebilir.
Her aile içi tartışma velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak davranışlar süreklilik gösteriyor, çocuğun ruh sağlığını bozuyor ve daha hafif tedbirler sonuç vermiyorsa velayetin kaldırılması gündeme gelebilir.
Cinsel İstismar ve Çocuğun Güvenliği
Çocuğa yönelik cinsel istismar veya çocuğun cinsel istismar riskine bilerek maruz bırakılması, velayetin kaldırılmasını gerektirebilecek en ağır durumlardandır.
İstismarın bizzat velayet sahibi ebeveyn tarafından gerçekleştirilmesi şart değildir. Ebeveynin;
-
Çocuğun istismara uğradığını bilmesine rağmen korumaması,
-
Şüpheli kişiyle çocuğun temasını sürdürmesi,
-
Çocuğun beyanını baskıyla değiştirmeye çalışması,
-
Tedavi ve adli süreçleri engellemesi
de çocuğun korunması bakımından değerlendirilir.
Bu tür iddialarda çocuğun tekrar tekrar dinlenerek ikincil travmaya maruz bırakılmaması ve görüşmelerin çocuk dostu yöntemlerle uzmanlar tarafından gerçekleştirilmesi önemlidir.
Alkol veya Uyuşturucu Bağımlılığı
Anne veya babanın alkol ya da uyuşturucu madde bağımlılığı, velayetin otomatik olarak kaldırılması sonucunu doğurmaz. Mahkeme bağımlılığın;
-
Çocuğun bakımına etkisini,
-
Ebeveynin tedaviye uyumunu,
-
Çocuğun güvenliğini,
-
Günlük yaşam düzenini,
-
İhmal veya şiddet riskini
değerlendirir.
Bağımlılık nedeniyle çocuğun gözetimsiz bırakılması, temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, şiddete maruz kalması veya güvenliğinin tehlikeye düşmesi hâlinde daha ağır koruma önlemleri gündeme gelebilir.
Tedaviye başlanmış, bağımlılık kontrol altına alınmış ve çocuğun güvenliği destekleyici önlemlerle sağlanabiliyorsa velayetin kaldırılması yerine daha hafif tedbirler uygulanabilir.
Anne veya Babanın Hastalığı
Anne veya babanın bedensel ya da ruhsal hastalığı, yalnızca tanının varlığı nedeniyle velayetin kaldırılmasına yol açmaz.
Mahkeme özellikle;
-
Hastalığın ebeveynlik görevine etkisini,
-
Tedaviyle kontrol altına alınıp alınamadığını,
-
Ebeveynin çocuğun günlük bakımını sağlayıp sağlayamadığını,
-
Aile ve sosyal destek imkânlarını,
-
Çocuğun güvenliğini
değerlendirir.
Bir ebeveynin engelli, kronik hasta veya psikiyatrik tedavi görüyor olması, onu otomatik olarak yetersiz ebeveyn hâline getirmez. Velayetin kaldırılması için hastalığın, velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmesini fiilen engellemesi ve çocuğun korunmasının başka şekilde sağlanamaması gerekir.
Cezaevinde Bulunmak Velayeti Kaldırır mı?
Anne veya babanın cezaevinde bulunması, velayet hakkını kendiliğinden sona erdirmez. Bununla birlikte uzun süreli tutukluluk veya hükümlülük nedeniyle çocukla ilgilenme ve velayet görevini fiilen yerine getirme imkânının bulunmaması hâlinde mahkeme gerekli düzenlemeyi yapabilir.
Hapis süresi, diğer ebeveynin durumu, çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı ve ebeveynle ilişkinin devam biçimi birlikte değerlendirilir.
Ebeveynin kısa süre başka yerde bulunması ile uzun yıllar çocukla hiçbir şekilde ilgilenememesi aynı hukuki sonucu doğurmaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının vesayet rehberinde de hapiste bulunma veya ağır hastalık nedeniyle velayet görevinin kullanılamaması durumunda çocuk için vasi tayini ihtimaline dikkat çekilmektedir.
Ekonomik Yetersizlik Tek Başına Yeterli midir?
Yoksulluk veya gelir azlığı, tek başına velayetin kaldırılması sebebi olmamalıdır. Ekonomik güçlük yaşayan aileye sosyal yardım, nafaka, danışmanlık ve çocuk koruma tedbirleri gibi daha hafif desteklerin sağlanması öncelikle değerlendirilmelidir.
Velayetin kaldırılması bakımından esas sorun, ekonomik imkânsızlığın kendisi değil; anne veya babanın çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal etmesi ve desteklere rağmen çocuğun güvenliğinin sağlanamamasıdır.
Anne ve baba ile çocuğun bakım giderlerini karşılayacak gücü bulunmuyorsa, kanun bu giderlerin devlet tarafından karşılanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme de yalnızca maddi yetersizliğin velayetin kaldırılması için yeterli olmadığını göstermektedir.
Çocuğu Başkasına Bırakmak Velayetin Kaldırılmasına Neden Olur mu?
Çocuğun geçici olarak büyükanne, büyükbaba veya başka bir yakının yanında kalması, tek başına velayetin kaldırılmasını gerektirmez.
Aileler;
-
Çalışma koşulları,
-
Sağlık sorunları,
-
Eğitim düzeni,
-
Geçici ekonomik güçlükler
nedeniyle yakınlarından destek alabilir.
Ancak ebeveynin çocuğu uzun süre tamamen başkasına bırakması, nerede ve nasıl yaşadığıyla ilgilenmemesi, bakım masraflarını karşılamaması veya velayet sorumluluğundan kalıcı biçimde uzaklaşması ağır ihmal olarak değerlendirilebilir.
Yeniden Evlenmek Velayetin Kaldırılması Sebebi midir?
Hayır. Velayet sahibi anne veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kaldırılması için tek başına yeterli değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 349. maddesine göre yeniden evlenme, velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak yeni evlilik çocuğun menfaatini ciddi biçimde olumsuz etkiliyorsa velayetin diğer ebeveyne verilmesi veya durumun ağırlığına göre kaldırılarak çocuğa vasi atanması değerlendirilebilir.
Mahkeme;
-
Üvey ebeveynle çocuğun ilişkisini,
-
Evdeki güvenlik ve bakım koşullarını,
-
Çocuğun yeni aile düzenine uyumunu,
-
Şiddet veya ihmal iddialarını
inceleyebilir.
Velayetin Kaldırılması ile Velayetin Değiştirilmesi Arasındaki Fark
Velayetin değiştirilmesi ve kaldırılması aynı hukuki kurum değildir.
Velayetin Değiştirilmesi
Velayet bir ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilir. Çocuk anne veya babadan birinin velayeti altında kalmaya devam eder.
Velayetin Kaldırılması
Anne veya babanın velayet hakkı tamamen sona erdirilir. Velayet her iki ebeveynden kaldırılırsa çocuk için vasi atanır.
Velayetin değiştirilmesi çoğunlukla çocuğun diğer ebeveyn yanında daha iyi korunabileceği durumlarda gündeme gelir. Velayetin kaldırılması ise ebeveynin velayet görevini yerine getiremeyeceği veya ağır biçimde ihmal ettiği ve daha hafif önlemlerin yetersiz kalacağı durumlarda uygulanır.
Yargıtay, velayetin değiştirilmesine yol açabilecek bir durumun yeterli araştırma yapılmadan doğrudan velayetin kaldırılması sonucuna dönüştürülmesini hukuka aykırı bulabilmektedir.
Önce Hangi Koruyucu Tedbirler Alınabilir?
Velayetin kaldırılmasından önce çocuğun korunması daha hafif tedbirlerle sağlanmaya çalışılabilir.
Somut olaya göre;
-
Anne ve babanın yükümlülükleri konusunda uyarılması,
-
Sosyal hizmet desteği sağlanması,
-
Eğitim ve sağlık takibinin denetlenmesi,
-
Aile danışmanlığı veya rehberlik uygulanması,
-
Çocuk için kayyım görevlendirilmesi,
-
Çocuğun geçici olarak başka aile yanına veya kuruma yerleştirilmesi,
-
Kişisel ilişkinin gözetim altında kurulması
gibi tedbirler değerlendirilebilir.
Çocuğun bedensel veya zihinsel gelişimi tehlikedeyse ya da çocuk manen terk edilmiş durumdaysa hâkim, çocuğu anne ve babadan alarak başka bir aile yanına veya kuruma yerleştirebilir.
Bu tedbirlerden sonuç alınamaz veya bunların baştan yetersiz olacağı açıkça anlaşılırsa velayetin kaldırılması gündeme gelir.
Velayetin Kaldırılmasını Kim Talep Edebilir?
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan yalnızca anne veya baba tarafından ileri sürülen bir hak değildir.
Somut durumu öğrenen;
-
Diğer ebeveyn,
-
Çocuğun yakınları,
-
Çocuğun kendisi, yaşı ve ayırt etme gücü ölçüsünde,
-
Sosyal hizmet kurumları,
-
Eğitim veya sağlık kuruluşları,
-
Çocuğun korunmasıyla ilgili diğer kişiler
mahkemeye veya ilgili makamlara bildirimde bulunabilir.
Hâkim de başka bir dava veya işlem sırasında çocuğun korunmasını gerektiren durumu öğrenirse gerekli önlemleri kendiliğinden değerlendirebilir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının vesayet rehberi, velayetin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yalnızca anne, baba ve yakınların değil, ilgili herkesin başvuruda bulunabileceğini belirtmektedir.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Velayetin kaldırılması konusunda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Velayetin kaldırılması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle hâkim, tarafların sunduğu delillerle sınırlı kalmadan çocuğun korunması için gerekli araştırmaları yapabilir.
Çocuğa vasi atanması gerekiyorsa aile mahkemesinin velayetin kaldırılmasına ilişkin kararı kesinleştikten sonra dosya vesayet makamına gönderilir. Vasi tayini sulh hukuk mahkemesi tarafından gerçekleştirilir.
Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Velayetin kaldırılması çekişmesiz yargı işi olduğundan yetkili mahkeme belirlenirken çekişmesiz yargıya ilişkin kurallar, çocuğun yerleşim yeri ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.
Boşanma veya velayetin değiştirilmesi davası devam ederken velayetin kaldırılmasını gerektiren bir durum ortaya çıkmışsa talep mevcut aile mahkemesi dosyası içerisinde de değerlendirilebilir.
Çocuğun başka şehirde bulunması, koruma altına alınması veya vesayet işlemlerinin yürütülmesi hâlinde görev ve yetki konusu dosyanın özel koşullarına göre ayrıca incelenmelidir.
Mahkeme Hangi Araştırmaları Yapar?
Velayetin kaldırılması yalnızca tanık anlatımına veya taraflardan birinin iddiasına dayanılarak karara bağlanmamalıdır.
Mahkeme gerekli gördüğünde;
-
Sosyal inceleme yaptırabilir,
-
Çocuğun yaşam ortamını inceletebilir,
-
Okul kayıtlarını getirterek devamsızlık ve gelişim durumunu araştırabilir,
-
Sağlık ve tedavi kayıtlarını isteyebilir,
-
Kolluk ve ceza dosyalarını inceleyebilir,
-
Aile ve Sosyal Hizmetler birimlerinden rapor alabilir,
-
Anne, baba ve çocuğu dinleyebilir,
-
Psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı görüşüne başvurabilir,
-
Geçici koruyucu tedbirler uygulayabilir.
Anayasa Mahkemesi, velayete ilişkin uyuşmazlıklarda çocuğun üstün yararının somut biçimde belirlenmesini ve gerektiğinde uzman görüşünden yararlanılmasını önemli görmektedir.
Çocuğun Görüşü Alınır mı?
Çocuk, yaşına ve olgunluk düzeyine göre kendisini etkileyen velayet kararında görüşünü açıklama hakkına sahiptir.
Mahkeme çocuğun;
-
Yaşını,
-
Ayırt etme gücünü,
-
Psikolojik durumunu,
-
Baskı altında olup olmadığını,
-
Beyanının kendi gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığını
değerlendirir.
Çocuğun “annemle yaşamak istiyorum” veya “babamı görmek istemiyorum” şeklindeki beyanı tek başına velayetin kaldırılması için yeterli değildir. Görüş, uzman raporları ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Çocuğun taraflardan birini seçmeye zorlanmaması ve yargılamanın çatışma aracı hâline getirilmemesi gerekir.
Sosyal İnceleme Raporu Nedir?
Sosyal inceleme raporu; psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı tarafından çocuğun ve ebeveynlerin yaşam koşullarının değerlendirilmesi sonucunda hazırlanan uzman raporudur.
Raporda özellikle;
-
Çocuğun bakım düzeni,
-
Ebeveynlerle duygusal ilişkisi,
-
Ev ortamının güvenliği,
-
Eğitim ve sağlık durumu,
-
İhmal veya istismar riski,
-
Ebeveynlerin bakım kapasitesi,
-
Çocuğun görüşü ve ihtiyaçları
incelenebilir.
Sosyal inceleme raporu hâkimi mutlak biçimde bağlamaz. Ancak velayetin kaldırılması gibi ağır bir karar verilirken uzman değerlendirmesi önemli bir delildir.
Rapordaki inceleme yetersizse, taraflarla veya çocukla görüşülmemişse ya da rapor güncel değilse ek veya yeni rapor alınması talep edilebilir.
Velayetin Kaldırılması Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Somut olayın özelliklerine göre şu deliller kullanılabilir:
-
Darp ve sağlık raporları,
-
Psikolojik değerlendirme kayıtları,
-
Okul devamsızlık ve başarı belgeleri,
-
Öğretmen ve rehberlik servisi kayıtları,
-
Kolluk tutanakları,
-
Savcılık ve ceza mahkemesi dosyaları,
-
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararları,
-
Sosyal hizmet ve kurum raporları,
-
Tanık anlatımları,
-
Hukuka uygun mesaj ve yazışmalar,
-
Fotoğraf ve video kayıtları,
-
Banka ve nafaka ödeme kayıtları,
-
Çocuğun bakım ve barınma koşullarını gösteren belgeler,
-
Sosyal inceleme ve uzman raporları.
İddiaların yalnızca genel ifadelerle değil, mümkün olduğunca tarih, olay ve çocuk üzerindeki etki açıklanarak ileri sürülmesi gerekir.
Geçici Tedbir Alınabilir mi?
Çocuğun güvenliği bakımından acil risk bulunuyorsa nihai karar beklenmeden geçici koruma tedbirleri alınabilir.
Mahkeme;
-
Çocuğun geçici bakımını düzenleyebilir,
-
Çocuğu güvenli bir aile yanına veya kuruma yerleştirebilir,
-
Ebeveynle kişisel ilişkiyi sınırlandırabilir,
-
Görüşmelerin uzman gözetiminde yapılmasına karar verebilir,
-
Aile ve Sosyal Hizmetler birimlerinden acil inceleme isteyebilir,
-
Şiddet hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirleri değerlendirebilir.
Geçici tedbir, velayetin kesin olarak kaldırıldığı anlamına gelmez. Amaç, yargılama devam ederken çocuğun güvenliğini sağlamaktır.
Velayet Anne ve Babanın Her İkisinden Kaldırılırsa Ne Olur?
Velayet hem anneden hem babadan kaldırılırsa çocuk velayetsiz bırakılamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesine göre çocuğa vasi atanır.
Aile mahkemesinin velayetin kaldırılmasına ilişkin kararı kesinleştikten sonra vasi atanması için dosya vesayet makamına gönderilir. Vesayet makamı, çocuğun menfaatine uygun bir kişiyi vasi olarak görevlendirir.
Vasi;
-
Çocuğu hukuki işlemlerde temsil eder,
-
Malvarlığını yönetir,
-
Eğitim ve bakım kararlarının yürütülmesini sağlar,
-
Vesayet makamının denetimine tabi olur.
Çocuğun koruyucu aile yanında veya kurumda bulunması, koruyucu ailenin kendiliğinden vasi olduğu anlamına gelmez.
Velayetin Kaldırılması Bütün Çocukları Etkiler mi?
Kanuna göre velayetin kaldırılması kararı, mahkeme kararında aksi belirtilmedikçe ebeveynin mevcut ve ileride doğacak bütün çocuklarını kapsar.
Ancak mahkeme somut olayın özelliklerine göre kararın yalnızca belirli çocuk bakımından uygulanmasına karar verebilir.
Örneğin sorun yalnızca bir çocuğa yönelik özel ve kişisel bir davranıştan kaynaklanıyorsa, diğer çocukların durumu ayrıca değerlendirilebilir. Mahkemenin hüküm sonucunda kararın hangi çocukları kapsadığını açıkça göstermesi önemlidir.
Velayetin Kaldırılması Nafaka Yükümlülüğünü Sona Erdirir mi?
Hayır. Velayetin kaldırılması, anne ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünü sona erdirmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 350. maddesine göre velayeti kaldırılan anne ve baba, mali güçleri oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmaya devam eder. Anne, baba ve çocuğun ödeme gücü yoksa giderler devlet tarafından karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.
Bu nedenle velayet kaldırılmış olsa bile;
-
İştirak nafakası,
-
Yardım nafakası,
-
Çocuğun özel sağlık ve eğitim giderleri
bakımından mali sorumluluk devam edebilir.
Velayet Kaldırılınca Çocukla Görüşme Hakkı Sona Erer mi?
Velayetin kaldırılması, ebeveyn ile çocuk arasındaki soybağını sona erdirmez. Ebeveynin bakım giderlerine katılma yükümlülüğü devam ettiği gibi çocukla kişisel ilişki kurulması konusu da ayrıca değerlendirilir.
Mahkeme çocuğun üstün yararına göre;
-
Olağan kişisel ilişki kurulmasına,
-
Görüşmelerin uzman gözetiminde yapılmasına,
-
İlişkinin süre ve koşullarının sınırlandırılmasına,
-
Çocuğun güvenliği bakımından ciddi risk varsa ilişkinin geçici veya sürekli olarak kaldırılmasına
karar verebilir.
Velayetin kaldırılmış olması, her durumda çocukla bütün iletişimin kesileceği anlamına gelmez. Bununla birlikte velayetin kaldırılmasına yol açan sebep çocuğa yönelik şiddet veya istismarsa kişisel ilişki çok daha sıkı biçimde değerlendirilir.
Velayet Kaldırılınca Ebeveyn Mirasçı Olmaya Devam Eder mi?
Velayetin kaldırılması soybağını sona erdirmez. Bu nedenle yalnızca velayet hakkının kaldırılması, anne veya baba ile çocuk arasındaki yasal mirasçılık ilişkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Mirasçılığın sona ermesi veya sınırlandırılması;
-
Mirastan çıkarma,
-
Mirasçılıktan yoksunluk,
-
Evlat edinme ve soybağına ilişkin özel durumlar
gibi ayrı hukuki nedenlere bağlıdır.
Velayet, miras ve nafaka birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Velayet Yeniden Verilebilir mi?
Evet. Velayetin kaldırılmasına neden olan şartlar ortadan kalkmışsa mahkeme velayeti yeniden anne veya babaya verebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 351. maddesine göre hâkim;
-
Kendiliğinden veya
-
Anne ya da babanın istemi üzerine
velayeti geri verebilir.
Velayetin geri verilmesini isteyen ebeveyn, kaldırma nedeninin ortadan kalktığını ortaya koymalıdır.
Örneğin;
-
Bağımlılık tedavisinin başarıyla tamamlanması,
-
Ağır hastalığın kontrol altına alınması,
-
Çocuğun bakımına uygun yaşam düzeninin kurulması,
-
Şiddet riskinin sona ermesi,
-
Ebeveynlik becerilerinin ve sosyal desteğin güçlenmesi
değerlendirilebilir.
Yalnızca “artık çocuğuma bakmak istiyorum” şeklindeki beyan yeterli değildir. Değişikliğin kalıcı olduğu ve çocuğun üstün yararına hizmet edeceği araştırılır.
Velayetin Geri Verilmesinde Hangi Deliller Kullanılır?
Velayetin yeniden verilmesi talebinde şu deliller kullanılabilir:
-
Tedavi ve rehabilitasyon kayıtları,
-
Sağlık kurulu veya uzman raporları,
-
Düzenli konut ve gelir belgeleri,
-
Sosyal inceleme raporu,
-
Çocukla sürdürülen ilişkinin kayıtları,
-
Eğitim ve danışmanlık belgeleri,
-
Tanık beyanları,
-
Aile ve Sosyal Hizmetler birimlerinin değerlendirmeleri.
Mahkeme, eski kaldırma kararının gerekçesiyle yeni koşulları karşılaştırır. Çocuğun mevcut yaşam düzeninin yeniden değiştirilmesinin yaratacağı etkiler de dikkate alınır.
Velayetten Feragat Edilebilir mi?
Anne veya baba, “velayeti istemiyorum” şeklinde tek taraflı bir beyanla velayet sorumluluğundan tamamen kurtulamaz.
Velayet, yalnızca ebeveynin kişisel hakkı değil; çocuğa karşı kanundan doğan görevleri de içeren kamu düzenine ilişkin bir kurumdur.
Ebeveynin çocuğun bakımını üstlenmek istememesi mahkeme tarafından değerlendirilir; ancak velayetin kaldırılması veya diğer ebeveyne verilmesi için mutlaka mahkeme kararı gerekir. Ebeveynin bakım ve nafaka yükümlülüğü de tek taraflı beyanla sona ermez.
Velayetin Kaldırılması ile Evlat Edinme Aynı Şey midir?
Hayır. Velayetin kaldırılması, çocuk ile biyolojik anne veya baba arasındaki soybağını sona erdirmez.
Evlat edinme ise mahkeme kararıyla kurulan ayrı bir soybağı ilişkisidir. Velayetin kaldırılmış olması, çocuğun kendiliğinden evlat edinilebileceği veya biyolojik ebeveynle bütün bağlarının sona ereceği anlamına gelmez.
Evlat edinme için kanundaki rıza, yaş, bakım ve diğer şartların ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
Velayetin Kaldırılmasına Karşı Kanun Yoluna Başvurulabilir mi?
Aile mahkemesinin velayetin kaldırılmasına ilişkin kararına karşı, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren kanuni süre içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir.
İstinaf dilekçesinde özellikle;
-
Daha hafif tedbirlerin değerlendirilmediği,
-
Sosyal incelemenin yetersiz olduğu,
-
Çocuğun dinlenmediği,
-
Delillerin eksik toplandığı,
-
Velayetin değiştirilmesi yeterliyken kaldırma kararı verildiği,
-
Çocuğun üstün yararının somut biçimde açıklanmadığı
ileri sürülebilir.
Kararın çocuk üzerindeki ağır ve uzun süreli etkisi nedeniyle gerekçenin açık, denetlenebilir ve güncel delillere dayanması gerekir.
Uygulamada Davanın Reddedilebileceği Durumlar
Velayetin kaldırılması talebi özellikle şu durumlarda reddedilebilir:
-
Yalnızca anne ve baba arasındaki kişisel çatışmaya dayanılması,
-
Çocuğun üstün yararının ciddi biçimde tehlikeye girdiğinin gösterilememesi,
-
Geçici bir sağlık veya ekonomik sorunun bulunması,
-
Daha hafif koruyucu önlemlerin yeterli olabileceği,
-
İddiaların somut delillerle ispatlanamaması,
-
Yalnızca ebeveynin yeniden evlenmesine dayanılması,
-
Velayetin değiştirilmesi yeterliyken doğrudan kaldırma talep edilmesi,
-
Eski tarihli ve güncelliğini kaybetmiş olaylara dayanılması,
-
Sosyal inceleme ve uzman değerlendirmesi yapılmaması.
Velayetin kaldırılması, ebeveynler arasındaki boşanma uyuşmazlığında karşı tarafa baskı kurmak veya cezalandırmak amacıyla kullanılmamalıdır.
⚠️ Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Velayetin kaldırılması sürecinde şu hatalardan kaçınılmalıdır:
-
Velayetin değiştirilmesi ile kaldırılmasını aynı kavram kabul etmek,
-
Her ebeveynlik hatasının velayetin kaldırılması için yeterli olduğunu düşünmek,
-
Yoksulluğu tek başına kaldırma sebebi saymak,
-
Hastalık veya engellilik tanısını otomatik yetersizlik kabul etmek,
-
Cezaevinde bulunmanın velayeti kendiliğinden sona erdirdiğini düşünmek,
-
Yeniden evlenmeyi doğrudan kaldırma nedeni kabul etmek,
-
Çocuğu ebeveynler arasındaki çatışmada delil veya baskı aracı olarak kullanmak,
-
Yalnızca duyuma dayalı tanık beyanlarına güvenmek,
-
Güncel sosyal inceleme raporu almadan karar verilmesini istemek,
-
Daha hafif koruma önlemlerini değerlendirmemek,
-
Velayet kaldırılınca nafaka yükümlülüğünün sona ereceğini sanmak,
-
Velayet kaldırılınca soybağı ve mirasçılığın sona erdiğini düşünmek,
-
Kaldırma sebebi ortadan kalktığında velayetin geri istenebileceğini gözden kaçırmak.
Hukuki Destek Neden Önemlidir?
Velayetin kaldırılması, anne veya babanın çocuk üzerindeki en temel hak ve sorumluluklarını sona erdiren ağır bir çocuk koruma tedbiridir. Bu nedenle kararın yalnızca ebeveynler arasındaki çatışmaya değil, çocuğun gerçek ve güncel ihtiyaçlarına dayanması gerekir.
Mahkeme;
-
Daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmadığını,
-
İhmal veya tehlikenin ağırlığını,
-
Ebeveynin bakım kapasitesini,
-
Çocuğun görüşünü,
-
Sosyal inceleme ve uzman raporlarını
birlikte değerlendirmelidir.
Yanlış hukuki talep oluşturulması, velayetin değiştirilmesi yeterliyken kaldırma istenmesi veya delillerin eksik sunulması çocuğun yaşam düzenini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle sürecin aile hukuku ve çocuk koruma tedbirleri konusunda deneyimli bir avukat tarafından yürütülmesi önem taşır.
Hukuki Bilgilendirme Notu
Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık, mütalaa veya belirli bir uyuşmazlığa ilişkin yönlendirme niteliğinde değildir. Mevzuat ve yargı uygulamaları zaman içerisinde değişebilir. Her somut olay; çocuğun yaşı, gelişimi, güvenliği, ebeveynlerin bakım kapasitesi ve mevcut deliller çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yalnızca bu içeriğe dayanılarak dava veya başvuru yapılmamalı; kişisel hukuki durum için bir avukattan destek alınmalıdır.